Saturday, November 29, 2008

Polonyalı Sürgünler & Göçmenler; Polonezköy

*********************************************
Polonyalı Sürgünler & Göçmenler; Polonezköy
*********************************************
Dün akşam bana bir ileti gönderdiğini söylüyordu Krystyna Jankowska [1]. Gönderdiği iletiye yanıt verdim [2]. Yaşadığı yer Polonya, Knyszyn ile ilgili hazırladığı projenin ürünü “Knyszyn Land” adlı kitabı işyeri adresime gönderecekti. Dün akşam MSN’de muhabbet etmiştik. Bana okulda katıldığı bir projeden söz etmişti. Yaşadığı yerin geçmiş bilgilerinin de eyer aldığı bir tanıdım kitapçığıydı. Lehçe-İngilizce. Akşam bana ayrı bir ileti de yazacağını söylemişti. Uzun zamandır İngilizce Öğretmenliği yapıyor bir ilkokulda.

İletimde de aklımda olan ve ileride bir yapmak istediğim ponjeden özettim. Dün akşam da kısaca söz etmiştim. Maden biraz tarihle bulaştın. O zaman bu projemi birlikte yaparız. Hem İngilizce’si, hem Türkçe’si hem de Lehçe’si [3] olur. Böylece Türk-Polonya Dostluğu’na katkımız olur diyordum. Ben ziyaret edip dolaştığım, bilgi topladığım ve bir sürü görüntü aldığım İstanbul Beykoz’a bağlı Polenezköy’den [Adampola-Adampol] başlamayı düşünüyordum.

Czestochova Meryem Ana Katolik Kilisesi’nin demir kapısında yer alan levhayı, kilise yapısını, bahçesini ve Polenezköy Mezarlığı’nı da görüntülemiştim. Mezar taşlarında bir sürü bilgi vardı. Metinler doğal olarak Lehçe’ydi. Polonya Göçmen & Sürgünleri’nin Osmanlı İmparatorluğu topraklarına ne zaman ne biçimde geldiklerini, Polonya ve Polonya dışında gelişen bazı hareketlerin nasıl Paris’ten sonra Osmanlı topraklarında ikinci bir Polonya Kolonisi oluşturduğunu, Polonezköy’e yerleşen ilk Lehler’in kaç kişi olduğunu, sayılarının nasıl arttığını ve günümüze nasıl eriştiklerini ve Polonezköy’den tekrar göçe başladıklarında hangi ülkelere gittiklerini yazacaktım.

Polonezköy’den başka Lehler’le Türkler’in ters göçleri olmuş. Bazısı Polonya’da yerleşip Leh Dili ve Kültürü altında erimeye yüz tutmuşken birçok Polonyalı da Türkiye’de bazı yerlerde çalışmışlar. Polonya’da yerleşik kalanların çoğu Tatarlar ve Türkler. Sonradan gidenlerin çoğu iş ya da ticari amaçlarla olmuş. Bazısı Lehlerle evlenip oraya yerleşmiş. Aklımda kaldığı kadarı ile ilk bilgim İstanbul Beyazıt Meydanı güneyinde yer alan Polonya Dericiler Pazarı’dır. Burada gezinen kişi kendisini Polonya’da zannederdi!

Kaş-Kalkan arasında yer alan Kaputaş Köprüsü yapımında çalışan Polonyalılar olmuş. Yatağan Kömür Madeni’nde görev alan Polonyalılar. Üniversitelerde çalışan biliminsanları...

Bir de pek ilgisi yokmuş görünse de Polonya kökenli olan ve Karol Wojtyla’ye yani Vatikan’ın en tepesinde oturan Papa John Paul’e Sivaslı Mehmet Ali Ağca’nın süikastı var. Papa John Paul iki kurşun yarası almış ama suikasttan canını kurtarmıştı. Uluslararası bir komplo diye bilenen bu olayda adlarından en çok konuşulan iki ülke olmuştu Polonya ve Türkiye [4].

Peki, Polonyalılar Türkiye’yi ne kadar biliyor! Bana göre bir; “Bavul Ticareti” nedeniyle alışveriş için İstanbul’un Beyazıt Polonya Pazarı’nı ve iki; tatil için en sık gittikleri Ayvalık’ı biliyor sadece! Ya günümüzün Türkleri! Türkler de Resmi Tarih Kitapları’ndan okul yıllarında okudukları Lehistan’ı biliyorlar. Hepsi bu! Ortalama olarak da Polonya’nın Lehistan olduğunu da bilen pek yok! Tümden yok değil elbette! “Bavul Ticareti” ile gidiş gelişlerde “ilişkiler” ve “sevgiler” oluşmuş! İlişkiler Polonya’da yerleşip ticarete girişmelere ve sevgilerde evliliklere dönüşmüş. Birde günümüze dek varlığını sürdüren İstanbul Beykoz’a bağlı Osmanlı zamanlarının “Polenez Karyesi”. Günümüzün “Polonezköy”ü! Ama 16. yüzyıldan başlayıp 18. yüzyılın sonlarına ve günümüze dek çok ama çok şeyler olmuş ve yaşanmış!

Ancak Resmi Tarih’te pek söz edilmeyen ama bir sürü Osmanlı Belgesi’nde, Polonya Tarihi Kayıtları’nda ve Avrupa Tarihi Kayıtları’nda yazılı ve kayıtlı daha ayrıntılı bilgiler var!

Şimdilerde pek bilinmeyen iki üç şey var. Çok önemli aslında! Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’da uzun yıllar süren Engizisyon Kıyımları zamanlarında ve Avrupa Devletleri arasındaki Güç Çekişmeleri’nde üç küme için Kurtuluş Toprakları olmuş! İlki İspanyol ve Avrupa Yahudileri. İkincisi Macarlar ve aynı oranda Polonyalılar için! Osmanlı İmparatorluğu’nun dini İslam. İmparatorluk Toprakları içinde yaşayan Dini Cemaatler var! Levantlar, Cenevizliler, Venedikliler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler ve sayıları çok olmasa da Hollandalılar, Fransızlar, İngilizler ve Almanlar gibi... Avrupa’daki Güç Savaşları, Hiristiyanlık’ın üç güçlü Kilisesi arasında Din Savaşları’na da yol açıyor. Katolikler, Protestanlar ve Ortodokslar. Ya da hep olduğu gibi Güç Savaşları’nda önyüze Din çıkartılıyor!

Sürgün Macarlar ile Sürgün Polonyalılar’ın yazgıları aynı olmuş ama önemli bir ayrım var. İkisi de Osmanlı Toprakları’na ya sürülmüşler ya da istekli olarak sığınmışlar. Macarlar, Macar Kültürü ve Protestanlık inançlarını ölümlerine dek hatta torunlarına dek korurlarken, Polonyalılar bu denli şanslı değillermiş! Ama Müslümanlaşan ve Türkleşen Polonyalılar Osmanlı’ya, Türklere çok değerler katmışlar! Macarlar ta 1900’lü yollardan itibaren ya da daha öncelerinden başlayarak, Türklere sığınan Özgür Savaşçıları ve Macar Kolonileri’nin yaşamlarıyla ilgilenmeye başlamışlar. Çalışmaları günümüzde Tekirdağ’da Prens Ferenc II. Rakoczi Anıevi ve Müzesi’ne, Kütahya’da Lajos Kossuth Anıevi ve Müzesi’ne ve kentim İzmit’te de Imre Thököly Anıtı’na dönüşmüş!

Polonyalılar’ın tarihi bir özellikleri var; Özgürlük’lerine ve Seçme Hakkı’na sıkı sıkıya sahip çıkmaları! Bu özellikleri onlara hep kötü talihler ve yazgılar çıkartmış. Ülkeleri sürekli olarak Avrupa’nın Moarşi’yle yönetilen Güçlü Devletleri’nin işgallerine uğramış. Sürüyle savaşlara ve ülkelerinin parçalanmasına tanık olmuşlar. Rusya’nın işgallerine, Ruslar’ın Polonyalılar’ı Kafkaslar’daki işgallerinde Çerkez İsyancıları’na karşı kullanmasına, ölümlere, mahkemelerde idama mahkum edilmelere ve işkencelere uğramışlar... Ama asla bu iki özelliklerinden vazgeçmemişler! Ta başından beri Avrupa’da Hanedanlıklar sürerken Polonyalılar Krallarını hep kendileri seçmişler. Aday olanlar arasından! Bir de köklü inançlarla Katolik Hiristiyan’dırlar Macarlar’ın köklü Protestan Hiristiyan olmalarına karşın!

Sürgün Macarlar ve Polonyalılar Osmanlı’ya askeri, dini, bilimsel, kültürel ve sosyal yaşamda birçok yenilik getirdiler. Osmanlı Ordusu’nda ve Devlet Yönetimi’nde gerek özlerini koruyarak gerekse Müslüman olup Türk isimleri alarak birçok yarar sağladılar! Ama Macarlar ve Polonyalılar Osmanlı’ya Avrupa’nın “Milliyetçilik Anlayışı”nı da getirmiş oldular.

Polonya 1772 yılında Rusya, Prusya ve Avusturya’nın aralarında anlaşmaları sonucunda parçalanır. Öncelerden gelen bir sürü kötü yönetimlerle zayıflayan “Özgürlükler Ülkesi Polonya” parçalanır ve dağılır. Bir sürü kişi ilkin Fransa’ya Paris’e sığınır. İlk Polonya Kolonisi Paris’te kurulur. İkinci Polonya Kolonisi ise Osmanlı İmparatorluğu’nun Trakya ve Asya kesiminde kurulacaktır. Ama Osmanlı’daki Polonya Kolonisi’nin belirgin bir kentte ya da beldede söz konusu olmaz. Sürgün Polonyalı’lar Osmanlı’nın çeşitli yerlerinde dağınık biçimdedirler!

Okuduğum bazı kitap, roman ve belgelerden kayıtlarımda bulunan Osmanlı’daki Polonyalılar arasında şu adlar var; Prens Adam Jerzy Çartoriski [5], General Vojceh Hişanovski [6], General Vladislav Zamoyski, General Dembinski, General Jozef Zacharias Bem [7], Vvysocki, Albay Dionzi Zariski [8], Prens Adam Çartoriski’nin İstanbul Polonya Temsilcisi olarak gönderdiği Mihal Çaykovski [9], Yan Mateyko [10], Henrik Sienkieviçte [11].

Benim Sürgün ve Göçmen Polonyalılar’la ilgim nereden geliyor! İlginçtir belki ilkin Polonezköy’den. Çok gençtim. Polonezköy’e gitmiştik İzmit’ten. Köyün adı ilgimi çekmişti. Oradaki yaşam çok ayrıydı! “Polonya asıllı..” denmişti bize “burada yaşayan köylüler!” “Peki dedim neden Polonezköy!” Çok ama çok sonraları öğrenecektim, Fransa Paris’te kurulan ilk Polonya Kolonisi’yle ilgisinin olduğunu! Fransızlar, Sürgün Polonyalılar’a “Polonaise” diyorlardı. Osmanlı için Polonya ve Polonyalılar; Lehistan ve Leh’ti. Sürgün Polonyalılar’ın Beykoz’a yakın alanda 1842 yılında kurdukları Polonya Köyü’ne önderleri Adam Jerzy Çartoriski’nin ilk adı olan “Adam” ve “Polka”yı birleştirip “Adampol” demişler... Osmanlı kayıtlarında ise köyün adı “Polonez [!] Karyesi”ymiş!

Aradan yıllar geçti. Sahaflarda dolaşmayı ve ilgimi çeken kitapları almayı severim. Aldığım kitapları da okurum. İki kitap almıştım. İkisini de ilgi ve zevkle okumuştum. İkisi de Polonya ve Polonya’daki Yaşamlar’a dairdi! Birisinin adı Polonez [12] diğerinin adı ise Bitmeyen Acı [13]. Gerçekten de Polonyalılar tarihleri boyunca sürekli olarak “Bitmeyen Bir Acı”nın girdabında kıvranıp durmuşlardı. Umarım 1980’lerde başlayan SSCB’nin Dağılma Süreci sonralarında bağımsızlıklarını elde eden Polonyalılar sonsuz dek çok değer verdikleri “Özgürlük” ve “Yöneticilerini Seçme Hak”larını korurlar...

2004 yılı sonlarında ise Toyota Türkiye çalışanı olarak Serhat Yıldız ve Murat Şahinel ile birlikte Polonya’ya bir işgezisine gitmiştik. İstanbul’dan Varşova’ya uçacaktık. Varşova’dan ise ilkin Wroclaw’a uçacaktık. Ertesi gün ise Gliwici, Wolbrom, Walbrzych ve Ludowa’ya gidecektik. Demiryolu ya da karayolu ile. Daha sonra Krakow ve en son yine Varşova’ya. Ben Varşova’da yalnız kalacaktım bir gün. Serhat Yıldız ve Murat Şahinel geri döneceklerdi!

Polonya’ya ayak basmamdan itibaren kendimi hiç yabancı bir ülkede, insanları soğuk davrananın bir yerde olarak duyumsamamıştım. Bu şaşırtıcıydı ama öyleydi! Hele Varşova’da kaldığım o yalnız günümde. Kentin girip çıkmadığım, yürüyerek gezmediğim noktası kalmamıştı! Varşova’da yaşadığım ve tanımlamada çok zorlandığım bir olay da vardı! Adına ister “Farsighting”, ister “Deja vu” istenirse “geçmişin tekrar yaşanması” densin, kendimi doğuştan Varşovalı gibi duyumsamıştım! Bunun etkisi şimdi bile üstümdedir! Polonya’da bulunduğum üç dört gün içinde çektiğim tüm görüntüleri İnternet ortamına, arama motorlarının tanıdığı etiket [tags] bilgileriyle [14] yüklemiştim...

Sonraları... Bende biriken onca bilgi, deneyim ve istekle bir şey yapmak istemiştim. Türk-Leh Dostluk Derneği gibi bir girişim ya da Polonyalı Sürgünleri & Göçmenleri’ni tanımlayacak Polonyalı bir göçmenin sözgelimi Adam Jerzy Çartoriski’nin adına bir anıtın yapılması gibi somut bir şeyelerin yapılmasına vesile olmak. Ama önce Polonyalı Sürgün ve Göçmenler’e dair derli toplu bir şey üretmek. Bir deneme yazısı yazmak istemiştim... Ancak şimdilere kısmetmiş...

Daha ayrıntılı ama derli toplu bir Türk-Leh Dostluğu Derneği’ne yol açabilecek bir Deneme Yazısı Projesi’ni İnternet’ten tanıdığım ve çok değer verdiğim Knyszyn’de İngilizce Öğretmenliği yapan Krystyna Jankowska ile yapabilir miydik? Bir biçimde yaşadığı yer için “Knyszyn Land” projesinde yer almış ve turizm ile tarihe az da olsa bulaşmıştı! Önerimi kendisine yaptım. “En azından düşüneceğim..” demişti. O düşünürken ben ilk üretimimi yapmış oldum. Bu deneme yazım Türkiye-Polonya Dostluğu’na adanmış ilkyazı olmuştu işte!

Kız kardeşim Huriye [Kiraz] Ofluoğlu aradı. Sigara Odası’na Erdem Peren, Kerem Dedeler, Aykan Sert ve Tolga Aygün konuşuyorduk. Huriye ablamız Heyecan Kiraz’a Trombosit verilmesi için bazı testler yaptıracağını ve bunun için araba gerektiğini söylüyordu. Ablamın durumu neredeyse aynı. Onkoloji Merkezi’ne [15] de danışmayı düşünüyorum. Birisini Gündoğdu Deprem Konutları’ndaki bizim eve getirmem lazım. Şayet Hanife’nin durumu uygunsa yardımcı olabilir mi diye soruyordu. Acaba programı varsa bozmuş olur muyuz? Hayır dedim. Olsa bile elbette her şeyi ablamız Heyecan Kiraz’a göre düzenlemeye başlarız hemen dedim. Ablamız Heyecan Kiraz için her şeyi yaparız.

Ardından Hanife’ye eriştim cep telefonunda. Arkadaşına gitmek üzereymiş. Durumu açıkladım. Huriye seni arayacak. Gerekli bilgiyi ondan alırsın. Rica etsem bir programın varsa, onu ertelesen memnun olurum dedim. Kısa süre sonra Hanife bana geri döndü. Huriye ile konuştuk. İlkin Kocaeli Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne gideceğim. Oradan Huriye ile birlikte onların evine geleceğiz. Öğleden sonra ise gerekiyorsa Heyecan Kiraz ablayı hastaneye çıkartıp geri getireceğiz dedi. Çok teşekkür ettim.

Öğle yemeğini beğenmedi bizim çocuklar yine. Corolla Club’a gidiyoruz. Yemek sonrası kahvemizi de içeceğiz. Gidişte BGL [16] kuryemiz Ayhan Üzgör ile gideceğiz. Dönüşe Allah kerim! Yemekte Burcu Avşar ve Güler Çubukçu de bize katılmıştı. Hacı Ömer Seyhan ve Murat Şahinel ile temas kurulamamıştı. Toplantıdan geriye dönememişlerdi!

Huriye [Kiraz] Ofluoğlu ile tekrar görüştüm. Kocaeli Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nden eve hemşire getirip ablamız Heyecan Kiraz’dan test için kal alınmış. Test sonucuna dek Hanife’nin beklemesine gerek olmadığını söylemiş. Hanife de eve dönmüş. “Trombosit verecek arkadaşı buldum. Şimdi kan veriyor. Kanın ayrışması saat 15.30’u bulur. Abdullah Bekir de işten dönünce ablamızı evden alır hastaneye getiririz.” diyordu. “Şayet kan ayrışması 15.30’da dolarsa ben Hanife’ye telefon ederim. Gelir ablamı evden alıp hastaneye getirir ve ablamıza Trombosit erkenden verilmiş olur. Abdulllah Bekir’in eve gelmesi akşamüstü 19.00’u bulur” dedim. Hanife’ye telefon edip saat 06.00’da ablamız Heyecan Kiraz’ı hastaneye götürür müsün dedim. Elbette dedi. O zaman sen Huriye ile telefonda görüş. Kız kardeşimiz Hanife Kiraz da evde sana ablamızı arabaya indirmede yardımcı olur. Huriye de hastanenin acil yapısı önünde bekler dedim.

[...]... [17]
[...]...

Kaç gündür hava yoğun bulutlu. Gökyüzü bulutlarla kaplı. İşten eve dönüşlerde karanlık erken çöküyor. Tam bir Sonbahar Havası. Ama yağmur yok. Sabahları başlayan serinlik öğlenlerde yerini sıcaklara bırakıyor. Kapıyı Hanife açtı. Yanında Aybüke Beren. Bengisu ise uyuyormuş! Akşama doğru telefonla konuşmuştum. Derslerine çalışacağını söylemişti! Ama bilgisayarın başında sadece müzik indirmiş!

Aybüke Beren okulda olanları anlatmak istediğini söyledi. Çok keyiflenmiş bugün. Sınıfında Hayvanları Koruma Kolu başkanı olmuş. Öğretmeni bir başka sınıfla Köseköy’de belediyeye ait bir Hayvan Barınağı’na gideceklerini söylemiş. Gitmişler. Belediye görevlilerinin barınakta kedi ve köpekleri nasıl kısırlaştırdıkları, nasıl aşılayıp, kulaklarına tanımla küpeleri taktıkları gösterilmiş. Bilgiler verilmiş. Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar anlatılmış. İzmit Belediyesi’nin bastırdığı bir broşür verilmiş [18]. Bir de Hayvan Sevgisi’ni anlatan 10 Maddelik bir kağıt. Onu okumak istediğini söyledi. TV kapalıydı. Mutlulukla okudu.

Bizimkiler eve geç dönünce yemeklerini yemişler. Hanife sadece benim için masayı hazırlayacağını söyledi. Yemek yerken yanımdaydı. Aybüke Beren annesiyle halası Heyecan Kiraz’ı hastaneye [19] götürmek için gittiğinde, diğer halası Hanife Kiraz ve Yiğit ile halası Huriyeler’in [Kiraz Ofluoğlu] evinde [20] nasıl kendi aralarında oynadığından ve eğlendiğinden söz ediyordu! Beraberinde annesinin Salı akşamı Şirintepe Feza Siteleri’nden geri dönüşe Çenesuyu Atatürk Caddesi üzerinde bulunan kırtasiyeciden aldığı Oyun Hamuru’nu [21] da götürmüş. Yiğit’in Oyun Hamuru Kalıpları ile çeşitli biçimler yapmışlar. Çok eğlenmiş. Mutlu olmuş. Kızımız Aybüke Beren, sevgili yeğenimiz Yiğit Ofluğlu’nu çok seviyor.

Açıklamalar & Dipnotlar
[1]. "K J"
krysti004@gmail.com, Date: 03.10.2007 19:54, To: Erkan.KIRAZ@toyotatr.com, Subj: please confirm your address, Dear Kan, As I promised, I am writing to you using my new gmail account. Hope you are fine and happy. I am ready to send you a project about the Knyszyn Land where I live. I checked your address you sent me a long time ago with that one you gave me yesterday when we had a chat. There are a few differences. Just tell me which one is better: 1. Erkan Kiraz, Import-Export Expert, Toyota Otomotiv Turkiye A.S. Nehirkent- Sakarya-Turkey, OR: 2. Erkan Kiraz, Import-Export Expert, Toyota Otomotiv Turkiye A. S. P.K. 161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Waiting for your reply! Krysia.
[2]. Erkan Kiraz/TMMT, Date: 04.10.2007 08.35, To: "K J"
krysti004@gmail.com, Subj: Re: please confirm your address. Hi Krissy, Thank you very much for your kind mail. You are so elegant intending to send out your project booklet to me. The postal address you will choose is the second öne. Please send it as "sending fee to be paid by receiver". Please send it by any ordinary courrier service by stating on declaration only "PRINTED MATTER". If it is stated so the sending fee would be applied so low for "Printed Matter" as not any "precious document" otherwise by postal way, its arrival here probably would take one and an half month.... Once again I would like to thank for your kindness sharing your pretty pixes with me. As I expressed the favorite ones I liked much are the ones in blue. The music hit you sent hope is fine one. I could not find time listening to it yet! As to the project in my mind to be dared the days to come is "writing some shorter or lonegr essays on "Polish Immigrants & Their Life Stories". It has started at Adampol [Polainnese Village-Polenezkoy] in Istanbul that is last but not least expend and stretch to the other places and other joint-endeauveurs.. to the point that one of Polish technicians has died at the explosion on the bridge construction on the way between Kas-Kalkan by the Eagean seaside in Antalya City and many others have worked at Yatagan Coal Mining Mills in Mugla City. For this kind of project there should be reached some valuable documents, pictures and diaries representing really what happened in the lives of those Polish Immigrants within the Ottoman and Turkish Republic’ lands.... I dared to talk about history when your interest tended to be involved at the project of “Knyszyn Land”.... Regards, Erkan Kiraz.
[3]. Lehçe: Polonyaca; Latin Abecesi’ne dayalı Leh Abecesi ile yazılan Slav Dilleri Gurubu’ndan bir dil.
[4]. Gizli Tarih: Geçmişi Şekillendiren Gizli Güçler [Secret History; Hidden Forces that Shaped the Past], Joel Levy. Tarih Toplum Kuram. Çeviren: Perran Fügen Özülkü. Ithaki Yayınevi-551. ISBN: 978-975-273-366-4. 1. Baskı, Temmuz 2007, İstanbul. ÓJoel Levy, 2004, ÓIthaki, 2007. Ithaki Yayınları: Mühürdar Cad. İlter Ertüzün Sk, 4/6, 34710 Kadıköy-İstanbul, Tel: 216-330 93 08, Fax: 216-449 98 34,
www.ithaki.com.tr & www.ilknokta.com.tr Email: irhaki@ithaki.com.tr [Erkan Kiraz, Yahya Kaptan Migros, 30.09.07, YTL 17.00]. Papa II. John Paul Süikasti, Papa John Paul-Mehmetli Ali Ağca bölümü.
[5]. Prens Adam Jerzy Czartoryski, 1770–1861.
[6]. General Wojciech Chrzanovvski, 1793–1861.
[7]. General Jozef Zacharias Bem, 1794–1850, Müslüman olup Murat Paşa Türk adını alır.
[8]. Albay Zionizy Zarzycki, Müslüman olup Osman Bey Türk adını alır.
[9]. Mihal Çaykovski, 1804–1886. Paris’te yaşayan Prens Adam Çartoriski’nin, İstanbul'da Polonya Temsilciliği’ne atadığı kişi.
[10]. Polonyalı ünlü ressam Jan Matejko.
[11]. Henrik Sienkieviçte; 1886, Ekim-Kasım aylarında İstanbul'da bulunan Polonyalı ünlü yazar.
[12]. Polonez; [Polonaise] Pier Paul Read, Milliyet Yayınları, 1976. I. Baskı 1979 İstanbul. 90 TL. [Erkan Kiraz, II. El Kitaplar, Sahaf, Sanat Sokağı, Pasaj İçi İzmit. 24.11.2003, 2.500.000 TL].
[13]. Bitmeyen Acı; (Poland), James A.Michener, Çeviri; Mehmet Harmancı. İnkilap Kitabevi Yayın San. & Tic. A.Ş. ISBN; İstanbul 1987, [Erkan Kiraz, Real Alışveriş Merkezi, İzmit. II. El Kitaplar. TL. 2.999.000. 29.11.2003].
[14]. “Poland, Polska, Polish, Polonez, Leh, Lehistan, Krakow, Breslau, Wroclaw, Warszwa, Warsaw, Varşova, Gliwici, Wolbrom, Walbrzych, Ludowa, Erkan Kiraz, Murat Sahinel, Serhat Yildiz, Ismid, Ismidt, Nicomedia, Izmit, Nikomedia, Nicomedie, Nicomedia, Derince.” Bu bilgiler kısaca geziye gittiğim gezi arkadaşlarımın adlarını, yaşadığım kent İzmit’i, doğduğum yer Derince’yi ve Polonya’da gezdiğim kent ve beldeleri tanımlıyordu.
[15]. Onkoloji Merkezi: İzmit Onkoloji Merkezi, eski Orman Başmüdürlüğü Alanı, İzmit.
[16]. BGL: Barsan Global Lojistik Gümrük Müşavirliği.
[17]. [...].
[18]. İzmit Büyükşehir Belediyesi, Köseköy Hayvan Barınağı Projesi ve Hayvan Sevgisi.
[19]. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Umuttepe-İzmit.
[20]. İzmit Gündoğdu Bayındırlık Deprem Konutları, 9. Ada, III. Blok.
[21]. Oyun Hamuru: Play Dough ya da Play Doh.
[22]. YTL / € Paritesi 1,6916.


[:)]. Hata ve yanlışlıklar müstesnadır. Olası birey, yer ve mekan adları ile örtüşme durumları, herhangi bir birey ya da tüzel kişiye yazıda değişiklik yapılması isteme hakkı doğurmaz.
[Tamamlanmamış geçici sürüm].

Erkan Kiraz, 04.10.2007 Perşembe, Saat: 23.00, Kentsa Sitesi, Alikahya-İzmit, GSM: 90–532–613 31 02, Emails: erkankiraz@yahoo.com & erkankiraz-41@hotmail.com.

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.
© Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Written & Edited By Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com on 04.10.07.