Saturday, December 06, 2008

BİR OSMANLI AYDININA GÖRE İZMİT By Semseddin Sami

BİR OSMANLI AYDININA GÖRE İZMİT

Necmi ŞAHİN & Sinan YAKAY

Şehrimiz hakkında pek çok önemli çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalar yazıldıkları dönemlerdeki İzmit’in durumu hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Bu eserleri ortaya koyan çeşitli yazarlar arasında Şemseddin Sami de bulunmaktadır. 19. yüzyıl sonlarındaki İzmit hakkında önemli bilgiler veren aydınlarımızdan Şemseddin Sami, 1850-1904 yılları arasında yaşamış önemli dilcilerimizdendir. Roman ve tiyatro sahalarında da eserleri bulunan yazar; gazetecilik yapmış, dergiler çıkarmış, tercümeler ve öğretici kitaplar yayınlamış şöhretini hazırladığı sözlüklerle kazanmış bir Osmanlı aydınıdır. Günümüzde Yunanistan sınırları içerisinde kalan Yanya ilinin Fraşer köyünde dünyaya gelen Şemseddin Sami, orta öğrenimini Yanya’da bulunan Rum Lisesi’nde görmüştür. Bu lisede modern bir eğitim almış; sonuçta Yunanca, Eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrenmiş; ayrıca Arapça ve Farsça dersleri de almıştır. Şemseddin Sami’nin ilk eseri 1872’de yayınladığı “Tarih-i Mücmel-i Fransa” adlı bir tercümedir. Yine aynı yıl, “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” adlı ilk Türk romanı kabul edilen yapıtını yayınlamıştır. Bundan sonra da birçok eserler veren Şemseddin Sami, 1888-1899 yılları arasında “Kâmûsü’l-A’lâm (Hususi İsimler Kamusu)” adı altında 6 ciltlik bir tarih, coğrafya ve önemli kişiler ansiklopedisini tek başına oluşturmuştur. Bu çalışmada İzmit şehrine ait günümüz için çok değerli ve ilginç birçok bilgi bulunmaktadır. Şemseddin Sami 19. yüzyıl sonundaki şekliyle İzmit şehrini şu şekilde anlatmıştır.
[1]

“Müstakilen (bağımsız) idâre olunur sancak merkezi bu şehir olub, Dersa'âdet’in (İstanbul’un) 85 kilometre şark-ı cenûbîyesinde (güneydoğusunda) ve Bursa’nın 96 kilometre şimâl-i şarkîyesinde (kuzeydoğusunda), Marmara Denizi’nden Anadolu’nun içine sokulmuş dar ve uzun bir körfezin müntehâsında (sonunda) vâki´dir. Bir tepenin garbî (batı) eteğinde vâki´ olub (bulunup), sahil bahre (denize) kadar muhtâd olmağla, manzarası güzel olub, evleri ahşab ve bağçeler içindedir. Tepenin üzerinde bir eski kal’a (kale) harabeleri mevcuddur. 23 mahâlleye münkasım (ayrılmış) olub, 19’u İslâm, 3’ü Hristiyân ve biri Yahudi mahâllesidir. Takriben 15000 ahâlisi olub, kısm-ı a’zâmı (büyük çoğunluğu) İslâm ve Hristiyânların ekserisi (çoğu) Ermeni’dir. Anadolu kıt’asının birçok yerlerinin iskelesi olmağla, ehemmiyet-i ticâriyesi (ticari önemi) ziyâde olub, bir tarafdan Dersa'âdetle demir yolla merbût (bağlı) bulunduğu halde, bu hattın Ankara ve Bağdad’a tahdîdi dahi derdest (tutulu) bulunduğundan, ileride ehemmiyeti (önemi) daha çok ziyâde artarak bütün Anadolu’nun bir büyük iskelesi hükmüne geçecektir. Gemilerin imâliyçün birkaç destgâhı (tersanesi) olub, Marmara’da işleyen küçük gemilerin ekserisi orada yapılmaktadır. Büyük çarşısı olub, beher cuma günü civâr köylere mahsûs pazarı dahi vardır. Şehrin ortasında Yenicuma
[2] ve haricinde (dışında) Eskicuma isimleriyle iki büyük cami-yi şerîfle birkaç cami ve mescidi, bir Rum ve bir Ermeni kilisesi, şehrin haricinde [3] [Pandlamyon[4] [ﭙاﻨﺪﻠﻤﻴﻮﻦ ]] ismiyle büyük bir Rum Manastırı, yeni yapılmış bir güzel kışlası, bir i’dâdi (lise), bir rüşdiye (ortaokul) ve birkaç sübyân mektebleri (ilkokul) vardır. Etrafında bağ ve bağçe ve bostanları çok olub, Dersa´âdete dahi kilitli (sandıklanmış) sebze nakl ve fürûht (satışı) olunur. Şimal (kuzey) ve şark (batı) tarafı kapalı olub, hava iyi cereyân (hareket) etmediğinden, ve etrafında bazı durgun sular bulunduğundan, havası yazın ağırcadır.

İzmid şehri pek eski olub, en evvelki ismi [Astakos]’dur. Bu Astakos şehrinin ne vakit ve kimler tarafından binâ olunduğu (yapıldığı) mechûl olub (bilinmemekle), Büyük İskender’in serdârlarından [Traky] hükümdârı olan Lisimahos tarafından tahrîb olunmuş (yıkılmış) idi. Ba´de (bundan sonra) yani milâd-ı İsâ’dan iki buçuk asır evvel (M.Ö. 2. yüzyıldan önce) [Bitinya] yani Kocaeli ve Bursa ve Karesi cihetinin (tarafının) hükümdârı birinci Nikomad mezkûr (yukarıda belirtilen) Astakos şehrinin harabeleri üzerinde kendi ismine nisbetle [Nikomedya] ismiyle yeni bir şehir te’sîs (kurmuş) ve payitâht (başkent) ittihâz etmiş (yapmış) idi. Bunun neslinden üçüncü Nikomad tarafından Roma Devleti’ne teslîm olunmağla, İmparator Konstantin bir aralık bu şehri payitâht ittihâz etmek niyetinde bulunmuş ise de, ba’de (bundan sonra) Konstantiniyye’nin (İstanbul’un) te’sîsi (kurulması) fikri kendisini bu niyetinden vaz geçirmiş idi. Mu’ahharen (sonradan) İmparator Diyoklatiyan tarafından payitâht (başkent) olunmuş idi. Meşhûr Anibal bu şehirde vefat, ve kudemâ-yı mevrâhîn ve coğrafîyûndan Aryan bundan tevellüd etmişdir (doğmuştur). Mu’ahhâren (sonradan) [Got]lar tarafından tahrîb (yıkılmış) olunub, milâdın 358 tarihinde vuku´ bulan (gerçekleşen) büyük bir zelzeleden dahi hayli zedelenmiş olduğu halde, Konstantiniyye imparatorlarından [Yustinyanus (Jüstinyanus)] tarafından ta´mîr ve tecdîd olunmuşdur. 723 tarih-i hicrîsinde Sultan Orhan Gazi hazretlerinin bazu-yı celâdetiyle (cesaretinin gücüyle) feth olunarak, zimemâ-yı memâlik-i Osmâniye (Osmanlı toprağı) olmuşdur. Osmanlılar [Nikomedya] ism-i Yunanîsini (Yunancasını) adât-ı zarf (zarf kurallarından) olan [İs Είς] lâfzıyla beraber olarak [İsnikomedya] ta’bîrinden tahrîf ve tağyîrle (bozulmayla) [İznikmîd] ismini hâsıl etmişlerdir (oluşturmuşlardır), ki bu da mürûr-ı zemanla (zaman geçtikçe) tahfîf olunarak (küçülerek), [İzmîd] şeklini almışdır. Bu vechle, zâhiren (görünüşte) müşâbehet (benzerlik) görünmediği halde, [İzmîd] ismi [Nikomedya] isminden muharrifdir (bozulmadır).”[5]

© Copyrighted Hakkı Nemci Sahin & Sinan Yakay’a Aittir. Tüm Hakları saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın Erkan Kiraz üzerinden izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.

© Copyrighted to Nemci Sahin & Sinan Yakay. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Authors through Erkan Kiraz.
Edited By Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com on 06.12.2008.

[1] Sâmî, Şemseddîn (Fraşerî), Kâmûs-ı Türkî, s..5-16, Zafer Matbaacılık, İstanbul, 1995.
[2] Pertev Paşa cami
[3] Bugün Yendoğan mahallesinde
[4] Pandaleimon
[5] Sâmî, Şemseddîn (Fraşerî), Kâmûsü’l-A’lâm, C.1, s. 847-848, Mihrân Matbaası, İstanbul, 1896.