Showing posts with label Battal Gazi. Show all posts
Showing posts with label Battal Gazi. Show all posts

Sunday, July 18, 2010

Vitamin Bahcesi Kirkpinar - Vitamin Garden Kirpinar

Vitamin Bahcesi Kirkpinar - Vitamin Garden Kirpinar

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi: Soğuksu Mah. Bağdat Caddesi, No: 162, Kırkpınar, Sapanca-Adapazarı. Tel: +90-264-592 69 62. Mustafa Afal, GSM: +90-532-676 79 72, İsmail Serin GSM: +90-532-395 60 05 & Selami Kocaman GSM: +90-544-476 53 07. [17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Mustafa Afal. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Mustafa Afal. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Mustafa Afal. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Zeliha Aşıkoğlu Aykan & Hanife Aykan Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Aybüke Beren Kiraz & Zeliha Aşıkoğlu Aykan. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Aybke Beren Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Erkan Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Erkan Kiraz & Mustafa Afal. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Aybüke Beren Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Aybüke Beren Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Mustafa Afal & Furkan Mısırlıoğlu. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey: Aybüke Beren Kiraz. © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Vitamin Bahçesi, Kırkpınar-Sakarya – Vitamin Garden Café, Kirnpinar, Sapanca, Sakarya-Turkey © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.


Vitamin Bahcesi, Kırkpınar - Vitamin Garden Café-Kirkpinar

Vitamin Bahçesi: Soğuksu Mah. Bağdat Caddesi, No: 162, Kırkpınar, Sapanca-Adapazarı. Tel: +90-264-592 69 62. Mustafa Afal, GSM: +90-532-676 79 72, İsmail Serin GSM: +90-532-395 60 05 & Selami Kocaman GSM: +90-544-476 53 07. [17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Kırkpınar: Sakarya'nın Sapanca ilçesine bağlı bir mahallesidir. Kırkpınar Köyü, 17. yüzyılın sonlarında Kafkasya'dan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Göl kenarı olması, Bağdat Yolu’nun üzerinde bulunması, ikliminin ve mera alanlarının da hayvan beslemek için elverişli olması göçmenlerin bu bölgeye yerleşmelerini sağlamıştır. Kafkasya'dan göç edilmesinin sebebi ise o tarihlerde Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki gerginlik olarak tahmin edilmektedir. Köy, ilk zamanlar köyde yaşayan sülalelerin adlarıyla anılır. Fakat köy nüfusu arttıkça herkesin anlayabileceği bir ada gereksinim duyulur. Bunun üzerine dönemin Adapazarı kaymakamı, köydeki pınarların çok oluşu, köyde dünyaya gelen ilk kız çocuğunun Şadiye adında oluşu ve Türklerce uğurlu bulunan 40 sayısını birleştirerek "Kırkpınar Şadiye" adını yaratmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra ise Şadiye adı kaldırılıp, köyün adı "Kırkpınar" olmuştur. Kırkpınar ve Sapanca'dan 1890 yılından bu yana demir yolu geçmektedir. Bunun yanı sıra 1989 yılında açılan İstanbul-Ankara TEM Otoyolu ile de beldenin önemi bir hayli artmıştır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

© Copyright 1999-2000-2010. http://erkankiraz.blogspot.com/ & http://www.scribd.com/erkankiraz. Pictures, Documents, Materials, Stories, Ottoman Archives, Turkish Republic Archives or Other Information & Knowledge in this page may not be reproduced in any form without expressed written permission from Erkan Kiraz, nor may it be sold or otherwise transferred to a third parties.

For whatever aims they could not be copied, recopied, reproduced, transmitted, distributed, redistributed in any form or by any means, graphics, electronic, or mechanical, including photocopying, recording or taping, or by any information storage retrieval system, or used, reused on any written documents, texts, undergraduate certificates, bachelor's degrees, bachelor's levels, books or in any kind of digital or electronically environments & media, either they are regarded as profit-gaining or non-profit gaining or educational purposes.

Erkan Kiraz, Email:
erkankiraz@yahoo.com provides all those stories at http://erkankiraz.blogspot.com/, http://www.scribd.com/my_docs, http://erkankiraz.multiply.com & http://www.panoramio.com/user/2404315.© 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

Battal Gazi'nin Oglunun Intikami – The Revenge of Battal Ghazi's Son

Battal Gazi'nin Oglunun Intikami – The Revenge of Battal Ghazi’s Son


Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].



Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].


Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı – The Revenge of Battal Ghazi’s Son
Öğle saatlerine yaklaşıyordu saatler… Sürekli uyarmalar beynimde zonkluyor. Cep telefonuna yine istenmeyen bir çağrı gönderilmiş. Cep telefonu da sürekli uyarıyor, bak ne bilgi geldi diye! Ne bilgisi gelecek! Salak salpak, Internet üzerinden gönderilen bir sürü kandırma çağrılarından birisi… “Paranız hazır, gelin kullanın”, “size bir hediye çıktı, şu zamana dek şu telefon numarasını arayın”, “Size % bilmem kaç indirimli check-up ve muayene”, “bilmem hangi AVM’de kıytırık ve dandik bir marka üründe yapılan % bilmem kaç indirim”, “uluslararası telefonlardan aranma ve aranan bireyin, kim aramış acaba, önemlidir merakı ile geri araması ile başlayan kandırmaca düzeneği”…

Uyuşuk kalkıyorum yataktan. Kendime gelmek için elimi yüzümü yıkıyorum. Soğuk su iyi geliyor insana. Pencere kanatları açık. İçeriye nem ve sıcaklık püskürüyor adeta. Bugün Cumartesi. Küçük kızımız Aybüke Beren Kiraz’ın BTK’daki
[1] Yaz Kursu’nun son günü. Kursun bitmesinden memnun değil kızımız. Çok sevdi, uygulamalı, bilgilendirmeli ve ayrıntılı seminer ve konferanslı Bilim & Teknoloji Kursu’nu…

Barış Aykan dün geceden bir günlük bir eğitim için Gaziantep’e uçtu. Yarın İzmit’te olacak. Kısa süreliğine Gaziantep’i görmüş olacak o kadar.

Büyük kızımız Bengisu Kiraz da henüz kalkmış. Kısa sürede balkondaki masaya babasının kahvaltısını hazırlıyor. Evde kesme şeker, beyaz peynir ve benzer kahvaltılıklar bitmiş. Omlet, Çilek ve Vişne Reçelleri, biraz Beyaz Peynir ve Siya Zeytin var. Daha ne olsun değil mi! Elbette! Ama en Porsiyonluk Beyaz Peynir’i pek de severim…

Şirintepe Feza Siteleri’ne giden sevgili eşim Hanife Aykan Kiraz’ı arıyorum cep telefonundan. Öğleden sonra küçük kızımız Aybüke Beren Kiraz’ı saat 16:00 sularında alması gerek. Bugün saat 17:00’de Mustafa Afal’ın Sapanca Kırkpınar’da bir Café açılış daveti var. Saat 17:00’den önce Kırkpınar’da olmamız gerek. Adres arayacağız. Olayı ilk anlardan itibaren görüntülemem gerek…

Kahvaltı yaparken okumak için dostum Fikri Orhan’da aldığım “Musa & Yahudilik”
[2] kitabını okumayı sürdürüyorum. Beş kitaptan oluşan bizim Tevrat, Yahudilerin Torah-

Töre dedikleri “Kutsal Kitap”tan önceki Batı Sami Boyları’ndaki dini inançlar bölümünü okuyorum. Batı Sami Boylar içersine ya da yan yana yaşadıkları Babiller, Asurlar, Sümerler, Urlar, Akadlar, Fenikeliler, Kenaniler ve Filistinliler ile Kadim Mısır Dinleri’nden nasıl etkilenmişler benzeri konulara yer veriliyor…

Dün akşamdan beri dün görüntülediğim gündelik olaylara ait görüntüler ile Muhittin Bakan’ın kitabı “Son Osmanlılar: Murat Bardakçı”
[3] ile Fikri Orhan’ın kitabı “Musa & Yahudilik: Abdullah Örs” görüntülerini www.facebook.com sitesine yüklemekle uğraştım. Dünkü Güncemi derleyip toparladım ve www.scribd.com sitesi ile www.blogspot.com sitesindeki sayfalarıma yükledim...

Kısaca bakalım kentimde, ülkemde ve dünyada benim ilgimi çeken neler oluyor:

Siirt'in Pervari İlçesi'nde Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü yapılarına bir grup PKK’lı terörist tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla düzenlenen saldırıda, beşi polis, üçü asker, toplam 8 güvenlik görevlisi yaralanmış.

Manisa'nın Selendi ilçesine bağlı Kazıklı Köyü'nün 35 nüfuslu 7 haneli Kayabaşı Mahallesi sakinleri, mahallenin kuruluşundan 60 yıl sonra elektriğe kavuşmuş. Bugüne kadar hep gaz lambası ve lüks ile yetinen mahalle sakinleri, artık elektronik eşyalarını kullanabilecek olmanın mutluluğunu yaşıyorlarmış. Silaha sarılıp “Kürt Sorunu” gibi “Kayabaşı Köyü Sorunu” diye adam öldürüp, ülke çapında terör estirseydiler ne olurdu acaba!

“Araçların, kornaların, satıcıların, müzik yayını yapan eğlence mekanlarının çevreye yaydığı gürültü, çok çeşitli sağlık sorunlarına yol açıyor. Bundan hareketle bir yönetmelik yayınlayan Çevre ve Orman Bakanlığı, saat 24.00’ten sonra eğlence mekanlarının müzik yayını yapmasını yasaklamıştı. Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediyesi de kentin gürültü haritasını çıkarmak için çalışmalara başlamıştı. Gürültü yasağıyla ilgili tartışmalar sürerken “Ezan” konusu da gündeme geldi”
[4].

AKP İktidarı’nın “Tam Gün Yasası” değişikliği ile ilgili CHP bunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmüştü. Dün, Anayasa Mahkemesi, Tam Gün Yasası'yla ilgili olarak kısmi iptal kararını verdi. CHP ayağına ateş etmiş oldu. Yıllardır bu ülkede doktorların saat 16:00’dan sonra özel muayenehanelerine gittiğini, hastalarını çalıştıkları devlet kurumları üzerinden geçirerek para kazandıklarını, “bıçak parası” adı altında el altından para aldıklarını, muayene ücretleri karşılığı fatura ve fiş kesmediklerini herkes biliyor. Kemal Kılıçdaroğlu da başbakan RTE de!

ABD'li uzmanların açıkladığı son verilere göre, dünya, 2010 yılında tarihin en sıcak ilk 6 aylık dönemini geride bırakmış. Dünyada Küresel Isınma’ya yönelik endişelerin her geçen gün arttığı bir dönemde gelen bu haber, "Galiba korkulan oldu" yorumlarına neden olmuş. Dünyada her ne kötü olay oluyorsa bunun kökeni ABD’dir ve her ne güzel oluyorsa bunun nedeni ABD’dir söylemi doğru mu acaba!

11 Eylül 2001, ABD New York kentinde saldırılarında yıkılan Dünya Ticaret Merkezi’ni [World Trade Centre] oluşturan İkiz Kuleler’in [Twin Towers] enkazında inanılmaz bir bulguya rastlanmış
[5].
Öğleden sonraları saatler. İçerisi çok sıcak. Neme dayanamıyorum. Boncuk boncuk terliyorum. Evden kendimi dışarıya atayım diyorum. Bengisu Kiraz evde kalıyor. Elimi yüzümü yıkıyorum. Sırtımdan su damlaları akıyor aşağılara. Göğsüme doğru.

Ferahlıyorum. Hanife Aykan Kiraz’a telefon edip kent merkezine indiğimi bildiriyorum. Saat 16:00’da Aybüke Beren Kiraz’ı aldıktan sonra beni bilgilendirecek. Ben de onları Halkevi köprüsü altında bekleyeceğim.

Alikahya 28 numaralı otobüsün sürücüsü ile konuşuyorum. KentKart henüz bu hatta başlatılmamış. Gündüzleri otobüsler 14 dakika arayla kalkıyormuş. Gece 21:00’den sonra tek hat olarak çalışıyormuş otobüsler.

Halkevi durağında iniyorum. Işıklardan kuzey yana geçip D-100 kıyısından Kocaeli Müftülüğü önlerine dek yürüyorum. Yapının batı yanındaki dar geçitten Şahabettin Bilgisu Caddesi’ne çıkıyorum. Menekşe Teknik Ticaret’te
[6] uğrayacağım. Kafamı ıslatmam ve soğuk su içmem gerek. İçeride Hasan Tutal ile Aydın Menekşe çalışıyorlar. Ali Osman Aykan ve Uğur Menekşe müşterilerle ilgileniyorlar.

Soğuk suyumu tazeledim. Başımı ıslattım. Terimi kurutacağım. Yaşar Uzun arıyor cep telefonundan. Yenicuma Parkı Çay Bahçesi’nden Fikri Orhan ile oturduğunu bildiriyor. Ali Osman Aykan’a Sapanca Kırkpınar’da bir arkadaşın café açılışına gideceğimizi bildiriyorum. İki saat izin alması zor.

Akça Ağaçların altındaki asmada oturuyor dostlar. Fikri Orhan, Yaşar Uzun, Utku Birinci, Hasan Basri Kaya ve İhsan Sarıca. Fikri Orhan masa üstündeki beyaz poşetten eski bir kitap çıkartıyor. Ön ve arka kapağında renklendirilmiş çizimler olan

“Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı”
[7] kitabı. “Tarihi Roman”ın yazarı Murat Sertoğlu. Renklendirilmiş lake çizim, çocukluk ve gençlik dönemlerinde, “Tarkan”ı[8] yaratan Segin Burak’ın[9] çizimlerine benzer bir çizim. Çizim üzerinde çizerin imzası var ama okuyamıyorum. Fikri Orhan’ın elinde Osmanlıca basımlı başka bir Battal Gazi[10] kitabı da var.

Hanife Aykan Kiraz arıyor ilkin. Şirintepe Feza Siteleri’nden çıktığını bildiriyor. On beş yirmi dakika sonra da Aybüke Beren Kiraz arıyor. “Babacığım biz Cahit Elgikan Kocaeli Anadolu Lisesi önlerindeyiz” diyor. Ben dostlardan izin istiyorum. Halkevi Köprüsü’ne yürüyeceğim.

Halkevi asma köprüsünün ayaklarının batı ucunda bekliyor gümüş renkli Toyota. Arka koltukların solunda kızımız, sağında ise Zeliha Aşıkoğlu Aykan var. Biniyorum ön koltuğa. Hareket diyoruz. Köseköy trafik ışıklarından sonra otoyola gireceğiz. Aracın içi serin. İklimlendirme çalışıyor.

Köseköy, Uzunçiftlik, Sarımeşe, Tepeköy, Acısu, Büyükderbent, Maşukiye önleri ve Sapanca otoyol çıkışları. OGS’den geçi çıkıyoruz. Sapanca İkili Yolu’nun ucunda bekleyeceğiz. İzmit Caddesi yolun adı. Yolun sağına bir Düğün Konvoyu yanaşmış. Orta yerde beyaz renkli bir Limuzin Gelin Aracı. Her biçimde giyinmiş sükseli bayanlar. Dekoltelisinden, sıkmabaşa ve siyah renkli çarşaflısına dek. Araçların markaları da sırdan değil.

İzmit Caddesi’nin güneyine geçip ilerliyoruz, Kırkpınar ışıklarına doğru. İlk dirseğin güneyinde kalan vadi çevresinin adı Mahmudiye
[11]. Dereden sonrası sağlı sollu bir sürü

yeme-içme yerleri ile doldu. Her bir noktada bir sürü reklam tabelası dikili. İzmit Caddesi kalabalık ve her iki yanına araçlar park etmiş durumda.

Işıklardan Kırkpınar’a
[12] dönüyoruz. Kuzeye doğru ilerleyen cadde, demiryolunu aşıp Sapanca Gölü[13] çevresinde bulunan yeme-içme yerlerine gidiyor. Caddenin doğu yanı, bitişik çeşitli dükkanlarla dolu. Ağaç gölgesine çekiyoruz aracımızı. Mustafa Afal’ı arayıp adres sormuştum. Bağdat Caddesi demişti. Girişten sonra gelen ikili yolun solu, yani Kırkpınar Ana Bulvarı’nın adı bu.

Bir süre bekliyoruz Mustafa Afal’ın aracıyla bizi bulmasını. Bu arada geride bıraktığımız düğün konvoyu da ışıklardan dönüyor. Bağdar Caddesi üzerinden ilerliyor. Mustafa Afal geldikten sonra onun aracını izleyerek ileriden Bağdat Caddesi’ne dönüyoruz. Kırkpınar bu bölgede yeşilliği korunmuş, düzeni değiştirilmemiş ve Sapanca Gölü’ne doğru Samanlı Dağları’nın dirsek biçiminde, tüm ormanı, görkemi ile çıkıntı yaptığı yer. Beldenin ortasından doğu batı biçiminde yarım ay biçiminde geçen Bağdat Caddesi çevresi inanılmaz güzelliklerle bezeli. Ulu ağaçlar, süs ağaçları, bahçeli evler, bisiklet yolları, yol kıyısı yeme-içme yerleri ve ağaç tüneli benzeri bölümleri ile eşsiz bir yer.

Mustafa Afal’ın üç arkadaşı ile ortak açtığı bu yeni mekan, caddenin en batı ucuna yakın noktada. Daha ilerisinde kuzeye dönüldüğünde, daracık yol, Sakarya Üniversitesi Dinlenme Tesisleri’ne
[14] ve daha kuzey yanda bulunan görkemli ve pahalı sitelere erişir. Güneye dönülürsü İzmit-Sapanca Ana Yolu’na çıkılır.

Mustafa Afal, Fiat marka ticari arcını ağaçların gölgesine parke diyor. Bizim araç onun aracının gerisinde. Hoş geldiniz dedikten sonra davetli diğer konukları ile ilgilenmeye gidiyor. Biz de ağaç gölgeleri altında , orta yerde bir masaya oturuyoruz. Mekanın adı

Vitamin Bahçesi
[15]. Mustafa Afal’ın da dahil olduğu İsmail Serin ve Selami Kocaman, üç ortak tarafından açılmış. Yer kiralık. Alanın kuzey yanında dikdörtgen biçimli dört katlı bir apartman var. Apartmanın batı yanının ilk katları, bahçesi ile düzenlenmiş.

Bitkisel Çaylar, Sıkılmış, Karışık ve Sade Meyve Suları ve diğer içecekler sunacak bir yer olacak. Bir ortak bu konuda eğitimli, bilgili ve deneyimli birisiymiş. Çevreyi görüntülemek için dolaşıyorum. Konuklara taze sıkılmış meyse suyu kokteylleri sunuluyor. Mustafa Afal konukları ile ilgilenmek için masadan masaya dolaşıyor. TMMT’den
[16] davet edilip de icabet eden, benim tanıyıp bildiğim çok az kişi var.

İki kişi var. Yüzlerini biliyorum ana adlarını anımsamıyorum. TMMT’den kendi isteği ile ayrılıp, babasının işinin başına dönen Furkan Mısırlıoğlu var. Güneş dönünde bizimkiler, başka bir köşeye, daha gölgeli olan bir masaya geçiyorlar. Mekanın taraçası adlında, doğu uçta kümeleşen Toyotalıların yanına gidip, son zaman haber ve değerlendirmelerine kulak veriyorum.

Birisi belediye zabıtası üniformalı bir küme var. Güney-doğu yanda, bir masa çevresindeler. Birisinin elinde profesyonel bir sayısal fotoğraf makinesi var. Aybüke Beren Kiraz, BTK’da iken öğretmenlerinden ikisinin kullandığı, 14.0 Mega Pixel özellikli

makineyi kullanmış. Markası Canon’du diye anlatıyor. Profesyonel bir sayısal fotoğraf makinesi almak istiyor. Bedellerini de sorup öğrenmiş. Çok istekli ve arzulu.

Kursun bitti. Ben daha önce benzer makineleri inceledim. Bedellerini öğrendim. TL 1,585.00 ile yukarısında dolaşıyor bedelleri diyorum. Birlikte çeşitli AVM’ler gideriz. İnceler, bedel öğreniriz. Barış Aykan ile de Internet üzerinden bakar inceleriz. Gerekirse İstanbul Doğu Bank’a gideriz.

İstersen Mustafa Afal ağabeyinden rica ederiz. Adamla gidip konuşsun. Makineyi alır, istediğin kadar görüntü alırsın. Aldığın görüntüleri de bize email üzerinden aktarır diyorum. Mustafa Afal hemen gidip konuşuyor adamla. Makine kızımızın boynunda şimdi. Bizim görüntümüzü çeki anneleri çek, makine sahibin oturduğu masadakilerin görüntülerini al. Vitamin Bahçesi alanını dolaş ve kendisine göre ilginç görüntüler al diyorum.

Kızımız çok istekli ve arzulu. Ona kredi kartına taksitle iyi bir profesyonel fotoğraf makinesi alacağım. Hem bu onun sosyalleşmesini, kendisine olan güvenini arttıracak, hem de istekli olduğu bu alanda gelişmesini sağlayacak. Makineyi alırsan eğer babacığım diyor, birlikte kullanırız. Ben de kullanırım, sen de istediğin zaman, istediğin etkinlikte kullanırsın diyor…

Otoyoldan Kandıra Çıkışı ile çıktık ve Seymen Caddesi ile Yenişehir tarafına döndük. Zeliha Aşıkoğlu Aykan evine dönmek istiyordu. Kireçocakları ana yoluna çıkış öncesi sağ yana park ettik aracımızı. Yolun karşısına çıktık ve Umuttupe-Şirintepe arası çalışan yeşil renkli halk otobüsü caddenin ucunda görüntü. El ettik ve durdurduk. Şirintepe Feza Siteleri önünde inecek otobüsten.

Hepimizin karnı acıkmış durumda. Gürkan Büfe’de Gürkan Takak annesi var. İki ekmek alıp eve döndük. Kapıdan içeri girince cep telefonum çaldı. Arayan Hüseyin Kerem Dedeler’di. Havuzbaşından eve dönmüş. O zaman görüş aradığımızı. Mustafa Afal’ın Vitamin Café’sindeyken Aybüke Beren Kiraz’ın aklına düşünce, aratmıştım.

Hanife Aykan Kiraz mutfakta akşam yemeği hazırlıyor. Bengisu Kiraz gün boyu odasında uyumuş. Biz geldiğimizde uyanmıştı. Uyku sersemi havasındaydı. Hanife Aykan Kiraz uzaktan kumanda gerecini alıp, Ana Haberler’de dolanmaya başladı. Aşırı Yağışlar’dan hangi yer ve ülke ne derece etkilendi!

Samsun’da Terme Çayı
[17] taşmış. Ordu Fatsa’da[18] da Aşırı Yağışlar heyelan ve su basmalarına nende olmuş. Dolu yağışı yaklaşık yarım saat sürmüş. Çin Halk

Cumhuriyeti de kötü etkilenmiş hem aşırı yağışlardan hem de bölgeyi vurun Tayfun’dan.

Çeşitli TV kanalların ilginç filmler var. TRT1 TV kanalında daha önce zevkle izlediğimiz bir film var: “Hayalperest”. Filme konu olan atın İspanyolca adı olan “Sonador”dan geliyor. Hayalperest tümleşik sözü Arapça ve Farsça sözleri olan Hayal: düş ve Perest: tapınandan oluşuyor.

Başka bir kanalda başka bir film var. Cine5 TV kanalı: “Görev.” Sigaram bitmek üzere. Cepte beş kuruş nakit yok. Kredi kartımı alı evden çıkıyorum. Gürkan Büfe’den sigara alıp döneceğim. Gürkan Takak büfeyi toparlamış. Eve dönüş saatleri. Büfe önündeki sandalyelerde sitede oturan bir kişi var.

Büfenin doğu yanında, bağlı durumda köpekleri kokumu tanıyınca havlıyorlar. Gidip seviyorum. Başlarını okşuyorum. Felix patisini uzatıp, ısırmak istiyor. İpi yetmiyor. Balköpüğü renkli olanı daha uysal. O sadece patisi uzatıyor. Yolun karşısından, tel örgü dibinden geçen bir köpeğe ikisi de havlamaya başlıyorlar.

Hava ancak serinlemiş. Evlerin için bunaltıyor. Nem nefes aldırmayacak uyuyanlara. Caddeler hareketli. Araç akışı kesilmiyor. Gelenler ve gidenler. Servis araçları, ya gidiyorlar ya da geri dönüyorlar. Gökyüzü açık ve yıldızlı. Kuzey doğudan güney batıya doğru ilerleyen bir uçak var. Kırmızı sarı ışıkları yanıp sönüyor.

Eve dönünce Bengisu Kiraz odasından çıkıyor. Büfeye gittiğini bilseydim, Niğde Gazozu isterdim diyor. Akşam yemeğini yerken söz etmişti. Pek sevmiş Niğde Gazozu’nu. Geçenlerde dört şişe alıp eve getirmiştim. Niğde Gazozu’nu Türk Kızılayı dağıtıyor.

TV8 kanalı açık. Dana önce ilkini izlediğimiz filmin ikinci bölümü gösterimde: “Kelebek Etkisi II”.

[Erkan Kiraz, Alikahya, Izmit, Turkey on Saturday, July 17th, 2010].

© Copyright 1999-2000-2010. http://erkankiraz.blogspot.com/ & http://www.scribd.com/erkankiraz. Pictures, Documents, Materials, Stories, Ottoman Archives, Turkish Republic Archives or Other Information & Knowledge in this page may not be reproduced in any form without expressed written permission from Erkan Kiraz, nor may it be sold or otherwise transferred to a third parties.

For whatever aims they could not be copied, recopied, reproduced, transmitted, distributed, redistributed in any form or by any means, graphics, electronic, or mechanical, including photocopying, recording or taping, or by any information storage retrieval system, or used, reused on any written documents, texts, undergraduate certificates, bachelor's degrees, bachelor's levels, books or in any kind of digital or electronically environments & media, either they are regarded as profit-gaining or non-profit gaining or educational purposes.

Erkan Kiraz, Email:
erkankiraz@yahoo.com provides all those stories at http://erkankiraz.blogspot.com/, http://www.scribd.com/my_docs, http://erkankiraz.multiply.com & http://www.panoramio.com/user/2404315.

© 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

[1] Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Bilim & Teknoloji Kulübü [KBB BTK]: Cumhuriyet Mah. Lale Sok. No: 14, İzmit. Tel: +90-262-226 83 84. [06.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[2] Musa & Yahudilik: Hayrullah Örs. Remzi Kitapevi, 1966, İstanbul. [Fikri Orhan Kitaplığı: Kitap No: 337, Okunuş Tarihi: 15.01.1981. 16.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[3] Son Osmanlılar-Osmanlı Hanedanının Sürgün Öyküsü: Murat Bardakçı. © Copyright Murat Bardakçı 2006. Hürriyet Gazetecilik & Dağıtım A.Ş. Hürriyet Medya Towers, 34212, Güneşli-İstanbul, Tel +90-212-677 00 00. [16.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[4] [Teşekkürler: Hürriyet Gazetesi, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[5] “Sıfır noktası” olarak bilinen ikiz kulelerin enkazında temizleme çalışmalarını yürüten işçiler, enkazın derinliklerinde 200 yıllık bir gemi buldu. Geminin yüzyıllar önce, Manhattan adasını genişletmek için yapılan alan genişletme çalışmalarında gömüldüğü sanılıyor. Kaldırım seviyesinin yaklaşık 6 metre derinliğinde bulunan gemi yaklaşık 11 metre uzunluğunda. Tarihçiler, 18’inci yüzyılın sonlarında kullanıldığını düşündükleri geminin 1810 senesinde Manhattan’ın kıyı kesimlerini genişletmek için söküldüğünü tahmin ediyor. [Teşekkürler: Hürriyet Gazetesi, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

[6] Menekşe Teknik Tic. & Sa. Ltd. Şti.: İsmail Menekşe. Anakara Cad. No: 50, 41040, Tel: 262-321 94 64, 32 50 53, Fax: 262-322 51 17, Email: menekseltd@yahoo.com, İzmit. [16.07.2010, The Chronicles of Erkan Kiraz, Alikahya-Izmit, Turkey].
[7] Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı: Murat Sertoğlu. Tarihi Roman. 1972 basımı. “1970′li yıllarda efsane olmuş, seri hâlinde filmleri yapılmış olan Battal Gazi dizisinin üçüncü kitabı Battal Gazi’nin Oğlunun İntikamı’nda Murat Sertoğlu, daha çok Bizans entrikalarına vurgu yaparak Türklerdeki kahramanlık ve arkadaşlığa verilen önem gibi nitelikleri yüceltiyor. Fedon’un kimliğinde Bizans entrikaları, Battal Gazi’nin oğlu Ali [Bizans’ta bilinen adıyla Aris] kimliğinde ise Türk yiğitliği simgeleşiyor. İnanıyoruz ki Türk sinema tarihinin bir dönemine damgasını vurmuş olan Battal Gazi serisi, Murat Sertoğlu’nun tatlı anlatımıyla edebiyattaki yerini ve önemini de her daim koruyacak, gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir”. [Tanıtım Yazısından]. [Kitap Fikri Orhan’ın, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[8] Tarkan [Tatar Kanı > Tarkan]: Sezgin Burak tarafından yaratılmış bir çizgi roman ve bu çizgi romanın baş karakteri. Hürriyet gazetesindeki günlük yayınından başka, haftalık dergi olarak yayınlanmış ve sinemaya aktarılarak 5 adet Tarkan Filmi çevrilmiştir. Tarkan adı, Sezgin Burak tarafından yaratılan çizgi kahramanın adı. Sanatçı bu ismi kendi aile köklerinin uzandığı Tatarlar'dan esinlenerek yaratmıştır. Tatar Kanı kelimelerinden Tarkan kelimesini türeterek bu çok sevilen kahramanının ismini yaratmıştır. Tarkan ismi çizgiromanın yayınından sonra özellikle 1970'lerde doğan pek çok erkek çocuğuna isim olarak verilmiştir. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[9] Sezgin Burak [1935-1978]: Türk karikatürist, çizgiroman sanatçısı. Türk ve Avrupa basınında değerli eserler veren Sezgin Burak, 1935 yılında Adapazarı'nda doğdu. İlk karikatürleri, ilkokul sırasında Doğan Kardeş dergisinde yayınlandı. Sezgin Burak, profesyonel olarak ilk eserlerini Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdiği 1952 senesinde vermeye başladı. Sırasıyla; Akbaba'da karikatürler, Aydabir, Yirminci Asır, Bütün Dünya ve Hafta mecmualarında resimler, kompozisyonlar yaptı. 1957 yılında resim ve dekorasyon öğrenimini tamamlayarak Akademi'den mezun oldu. Aynı yıl Cumhuriyet gazetesinde, Fakir Baykurt'un Yunus Nadi ödülü kazanan ünlü romanı Yılanların Öcü'nü resimledi. 1958'de Cumhuriyet Gazetesi’nde günlük karikatürler, çeşitli tiyatrolarda sahne dekorları ve aynı gazetede "Ala Geyik" romanını resimlendirdi. Hayat ve Ses dergilerinde roman ve hikaye resimleri, ayrıca kitap kapakları, sinema reklamları hazırladı. 1964 yılında Bizimkiler adlı bant karikatür tipini yarattı. 1965'te İtalya'da "El Cougar" kahramanını yarattı. 1966'da Milano'da düzenlenen Avrupa Reklam Yarışması'nda iki birincilik aldı. 1966'da İtalya'nın Milano kentinde ünlü çizgiroman kahramanı Tarkan'ın ilk eskizlerini hazırladı. Kahramanına kendi aile kökeninin de dayandığı Tatarlar'dan esinlenerek, Tatar Kanı kelimelerinden Tarkan adını yarattı. Tarkan'ın ilk yayını 1967 yılında Hürriyet Gazetesi’nde başladı. Eseri sinemaya da aktarılarak 5 adet Tarkan filmi çekildi. Tarkan'ın maceraları 1971 yılında dergi olarak yayınlanmaya başladı. Çarşamba günleri yayınlanan haftalık Tarkan dergisi, okurlarının vazgeçilmez tutkusu oldu. Tarkan'ın resmi internet sitesi www.tarkan.com.tr. 1968 ve 1969 yıllarında Yaşar Kemal'in İnce Memed romanını, 1970'te ise Ağrı Dağı Efsanesi romanını resimlendirdi. 1976'da Çoban Çantası adlı resimli romanını yarattı. Son olarak çeşitli akrilik ve yağlıboya çalışmaları da yapan sanatçı, 1978 yılında öldü. Sanatçının ailesi tarafından kurulmuş bulunan www.tarkan.com.tr adlı internet sitesi bulunmaktadır. 2008 yılında, yine sanatçının ailesi ve sevenleri tarafından TASEYAD [Tarkan Çizgiromanını ve Sezgin Burak'ın Eserlerini Yaşatma Derneği] kurulmuştur. TASEYAD'ın internet sitesi. 2007 yılında Adapazarı Büyükşehir Belediyesi tarafından, Tarkan'ın 40.yılında sanatçının doğumgünü olan 15 Mayıs 2007 günü, Sezgin Burak'a Saygı Günü düzenlenmiştir. Etkinlik kapsamında açılan sergi, Adapazarı'ndan sonra Bodrum ve Denizli'de sanatseverlerin ilgisine sunulmuştur. Sergi ve diğer etkinlikler TASEYAD bünyesinde sürdürülmektedir. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[10] Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi [Arapça: [بطل غازي] Battal Gazi ya da [سيد بطل غازي] Seyyid Battal Gazi > Osmanlıca: Battal Gazi]: 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir önder. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. Battal Gazi, Malatya'da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece Mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir. Battal Gazi Destanı'nda ve halk hikâyelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul'u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal'ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul'a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon'dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon'un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon'un İmparator III. Leo İsauryalı olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi'nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi'nin doğum yılının 690-695 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi'nin ölüm yılının 740 olduğunda tarihçiler uzalaşıya varmışlardır. 740 yılında Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu'da İslam’ın yayılmasına büyük katkıları olmuştur. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[11] Mahmudiye: Sakarya ilinin Sapanca ilçesine bağlı bir köydür. Köy halkı 93 Harbi Muhaciri Gürcüler'dır. Köyün Karadeniz kesimine özgü yemekleri ünlüdür. Özellikle Mısır Ekmeği, Alabalık Lahana Çorbası başta gelir. Köyün ekonomisi Tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Eşsiz bir Sapanca Gölü manzarasına sahip olan köyde, birçok Villa ve Site bulunmaktadır. İstanbul gibi büyük kentlerin gürültüsünden kaçıp doğayı dinlemek için eşsiz bir yerdir. Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu normal köy ve ilçelere göre daha temizdir. Buna karşın kanalizasyon gibi altyapı eksikliği sürmektedir. Kırkpınar Sağlık Ocagı ve Sapanca Hastanesi arasında kaldığı için, köy nufüsunun da az olmasından dolayı köyde, Sağlık Ocağına gereksinim yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup, köyde elektrik ve sabit telefon vardır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[12] Kırkpınar: Sakarya'nın Sapanca ilçesine bağlı bir mahallesidir. Kırkpınar Köyü, 17. yüzyılın sonlarında Kafkasya'dan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Göl kenarı olması, Bağdat Yolu’nun üzerinde bulunması, ikliminin ve mera alanlarının da hayvan beslemek için elverişli olması göçmenlerin bu bölgeye yerleşmelerini sağlamıştır. Kafkasya'dan göç edilmesinin sebebi ise o tarihlerde Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki gerginlik olarak tahmin edilmektedir. Köy, ilk zamanlar köyde yaşayan sülalelerin adlarıyla anılır. Fakat köy nüfusu arttıkça herkesin anlayabileceği bir ada gereksinim duyulur. Bunun üzerine dönemin Adapazarı kaymakamı, köydeki pınarların çok oluşu, köyde dünyaya gelen ilk kız çocuğunun Şadiye adında oluşu ve Türklerce uğurlu bulunan 40 sayısını birleştirerek "Kırkpınar Şadiye" adını yaratmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra ise Şadiye adı kaldırılıp, köyün adı "Kırkpınar" olmuştur. Kırkpınar ve Sapanca'dan 1890 yılından bu yana demir yolu geçmektedir. Bunun yanı sıra 1989 yılında açılan İstanbul-Ankara TEM Otoyolu ile de beldenin önemi bir hayli artmıştır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[13] Sapanca Gölü: Adapazarı ile İstanbul arasında Kocaeli sınırına yakın bölgede, Sapanca ilçesi içinde yer alan bir göldür. Yazın ve kışın seyahat eden yolcuların uğrak noktası olan Sapanca Gölü kıyısında çeşitli balık restoranları ve pansiyonlar bulunur. Kaynağını dağlardan gelen kar suları ve Derbent deresinden alan gölde, turna balığı, yayın balığı, sazan türleri ve alabalık bol miktarda bulunur. Uzunluğu 16 km, en geniş yeri ise Sapanca ile karşı kıyı arası olup, 5,5 kmdir. Yüzölçümü 42 km2, en derin yeri ise Sapanca açıklarında 61 mdir.Yağış alanı, 252 km2yi bulan Sapanca Gölü, genel olarak güneyindeki dağlardan gelen derelerle beslenir. Gölde yılda ortalama 75 cm kadar bir seviye değişikliği görülür. Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında çark deresi kapakları açılarak bir nevi su tahliyesi sağlanmakta ve gölün seviyesi bu şekilde dengede tutulmaktadır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[14] SAU, Kirkpinar Kampus, Uygulama Oteli & Sosyal Tesisleri: Ogr. Gor. Mesut Gurdagcik, Otel Muduru. Soguksu Mah. Taskin Sk. Bagdat Cad. Kirkpinar, Sakarya-Turkey. Tel: +90-264-592 25 30, 31, 31, Fax: +90-264-592 25 34, GSM: +90-532-275 88 39, www.sostesis.sakarya.edu.tr, Email: sostesis@sakarya.edu.tr.
[15] Vitamin Bahçesi: Soğuksu Mah. Bağdat Caddesi, No: 162, Kırkpınar, Sapanca-Adapazarı. Tel: +90-264-592 69 62. Mustafa Afal, GSM: +90-532-676 79 72, İsmail Serin GSM: +90-532-395 60 05 & Selami Kocaman GSM: +90-544-476 53 07. [17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[16] TMMT [Toyota Motor Manufacturing Turkey]: Nehirkent, 54580, Tel: +90-264-295 02 95, Fax: +90-264-295 12 95, Sakarya, Turkey. Email: iletisim@toyotatr.com, http://www.toyotatr.com/. [16.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[17] Terme Çayı [Antim Yunanca [Θερμώδων], Thermodon]: Samsun yöresindeki Karaorman'dan doğan Terme Çayı, Salıpazarı ilçesi ile aradaki güzergahtakı derelerden beslenir. Güneydoğu-kuzeybatı yönünde akar. Bu çay aynı zamanda Terme ilçesini de ikiye bölerek Karadeniz'e dökülür. Terme Çayı ile Karadeniz’in birleştiği yerde Terme Limanı yer alır. Terme Çayı; Çarşamba Ovası’nın doğu yakasında bulunan Terme köylülerinin tarlalarına yaşam verir. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[18] Fatsa [Antik Yunanca: Pontus Kralı II. [Φαρνακες] Pharnaces’in Kızı [Φανιζαν] Fanizan’dan > [Φάνιση] Fanise, [Φαδσανε] Phadsane, [Πυτανε] Pytane, [Φαχα] Facha. Pontus Rumları ayrıca beldeyi [Πολεμονίων] Polemonion & Side [Σιδε] olarak da anmışlardır Osmanlı: [ساطلمش] Satılmış, T.C.: Fatsa]: Ordu ilinin ve Karadeniz Bölgesi'nin ilçesidir. Konumu itibariyle, Samsun'un 110 km kuzeyindedir. Ordu ilçe merkezinin de 55 km kuzeyinde bulunmaktadır. Bölge konomisine yön veren şehirlerin başında gelir. Fındık üretiminin yaygın olması ile tanınan ilçe, bu özelliği ile Türkiye'nin dünyada en fazla organik üretim alanına sahip 30. ülke olmasına önemli derecede katkıda bulunmuştur. Fatsa coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur. Özellikle ekonomisinin tarıma dayalı olması, bu özelliği kazandıran emellerden biridir. 2010 TÜİK verilerine göre ilçe nüfusu 65.384'dir. Tarihte Fanise, Phadsane, Pytane ve Facha olarak adlandırılan bölgelerde bulunmaktadır. Türkler tarafından kesin olarak 1380 yılında alınmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ilçedeki ticaretin hareketli olması, imparatorluğun ekonomi bakımından ilerleme kaydetmesini sağlamıştı. İpekyolu'nun ilçeye yakın olması, Fatsa'ya uzunca bir süre parasal bakımdan kazanç sağlamıştır. Fakat, coğrafi keşifler sonucunda, bu yolun fazla işlev görmemesi nedeniyle, ekonomik hareketlilikte duraklamalar meydana gelmiştir. 2006'da kurulan Ordu Üniversitesi'ne bağlı Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi bu ilçede bulunmaktadır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 17.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

Friday, July 16, 2010

Yağmurun Sesi - The sound of Rain



Yağmurun Sesi - The sound of Rain



Yatak Odasının açık pencere kanadından odaya yağmurun şıkırtıları giriyor. Rüyada mıyım neyim! İnanılmaz! Hava Tahminleri ucu ucuna tutuyor. Bölgeye yağmur düşüyor. Dünkü inanılmaz Nemli hava’dan sonra Yağmurlu Bir gün. Şükürler olsun!

Hanife Aykan Kiraz sabah erkenden kalkmış. Küçük kızımız Aybüke Beren Kiraz’ı BTK’ya
[1] götürecek. Giderken Ülkü Balkan Koç ile gidecekler. Beni salondaki üçlü koltuktan kaldırıp yatak odasına gönderiyor.

Uyanıyorum ve kalkıp banyoya geçiyorum. Elimi yüzümü yıkayınca kendime geliyorum biraz olsun. Balkon ve oda pencerelerinden Yağmurun Görüntüleri’ni alacağım. Bengisu Kiraz da uyanmış. Onun için ciddi ve önemli bir gün. Internet ortamında LYS
[2] Sonuçları[3] açıklandı. Umutlu değil sonuçlardan ama yine de bilmemiz gerekiyor.

Sokakta biriken sulara iri yağmur damlaları hızla düşüyor. Damlalar suya düşünce düşsel görüntüleri oluşuyor. Damlaların suya düşüş seslerine, çatı oluklarından taşan ve kopmuş su boruları ucundan dökülen su sesleri karışıyor. Gökyüzü bulutlarla kaplı. Güneş saklanmış bir yerlere. Serinliyor hava.

Toprağın olduğu yerde Ozon Kokusu yükselir. İzmit kent merkezi ve benzer yerleşim yerlerinde yağmurun ardından Ozon Kokusu yükselmez. Her yeri parke, asfalt ve betona döndürdüler. Özellikle “Çalışınca Oluyor” zenginleşmesine gark olanlar bunu görmek istemiyor. Sıcaklarda İzmit kent merkezi alev alev yanıyor. Bir tutam toprak yok hiçbir yerde. Uğur Mumcu Parkı çevresindeki yaşatılabilecek nice ağaç kesildi yerine beton köprü ve parke alan yapıldı!

Bengisu Kiraz babasına kahvaltı sofrasını donatmış balkondaki masaya. LYS Sonuçları sayfası açık bilgisayarının ekranında. Sonuçlar duman! Anlamak ve yorumlamak olanaksız ama Doğru Yanlışlar ile ders puanlarını yorumlayabiliyoruz. Neredeyse yarı yarıya Doğru ve Yanlışları var. En iyi derslerinde durum bu olunca üzülüyorum.
Kızımız lise son sınıfta dersleri boşlamıştı. Ne LYS için gönderdiğimiz dershaneyi ciddiye almış, ne okuduğu derslerini ne de LYS’ye Hazırlığı! Kısa ama ciddi bir konuşma geçti

aramızda! Bu sonuçlar senin kendi yaşamını, yaşamını belirleyecek LYS’yi ne derece ciddiye alıp almadığının göstergesidir dedim… LYS Sonuçları ya da Üniversite Eğitimi yaşamda elbette olmazsa olmaz değiller ama yüksek öğrenim belgesi ve bir mesleki eğitim ya da uzmanlık olmadan da iyi bir yaşamı kurmak için sağlanacak gelir de bunlar olmaksızın sağlanamıyor…

Bengisu Kiraz’dan Excel Dosya biçimli LYS Sonuçları’nı Word Dosya biçimine dönüştürmesini ve Excel Dosya biçimin iki Jpg Dosya biçimine dönüştürmesini rica ettim. Bu sonuçlar onun yaşamında Tarihi Veriler oluyor.

Yağmur dindi. Hava kapalı. Karga Palazları ve annelerinin çılgın ötüşleri var. Cep telefonum çalıyor. Arayan Yaşar Uzun. İzmit’e gelmek için yola çıkmış. Otobüste olmalı. Yağmur sonrası nem de arttı. Allah’tan hava kapalı. Yoksa üstüne güneş ortaya çıkıp yakmaya başlasaydı durulmazdı aşırı nemden!

Öğleden sonrası saat 14.00 suları. Çarşıya çıkmak için hazırlık yapıyorum. Üstümü değiştirdim Sırt çantam hazır. İçine yağmurluğumu da koymuşum. Dışarıda hava değişiyor Yağmurun sesi artıyor. Hızı da! Çıkarsam sudan çıkmış balık gibi olurum. Şimdilik kent merkezine gitme düşüncesi suya düştü. Her yer su ve yağmuru. Hava iyice karardı. Kargalar bile sustu! Gök gürlemeleri ardı ardına geliyor. Balkondan yağmurun görüntülerini alıyorum. Sesler kesilmiyor: şıkır şıkır. Yağmurun Sesini kim bilmez! Otoyoldan gelen ıslak asfalta sürtünen sesler bile Yağmurun Sesi!

Yenicuma Parkı Çay Bahçesi müdavimleri Fevziye Camisi Café’nin kapalı alanına gitmişlerdir olasılıkla! Yaşar Uzun gibi evinden çıkıp giden varsa!

Yağmurun Sesi hep aklıma çocukluğum yaygın ve ölmeyen şarkısını getirir “Yağmurun Sesine Bak / Aşka Davet Ediyor..”
[4]. Ne beğenir ve severdim bu şarkıyı! Kim yazmış, kim bestelemiş ve nasıl böyle beğenilmiş ve tutulmuş bir şarkıydı o! Anımsayan var mıdır benden başka, her yağmurun yağışında bu şarkıyı!

Yağmur hala çiseliyor. Site içinde her yer sulara gömülmüş. Şapır şupur sulara basarak yürüyorum. Lassa Korusu’nun, Dicle Caddesi’nin güney ve kuzey yanlarının görüntülerini alıyorum. Kentsa Sisti kuzey yanda bulunan çamların iğne yapraklarında su damlaları var.

Sultan Murat Caddesi’nin asfalt yolunun güney yanından sular akıyor. Mazgallar kapalı. Hızla geçen araçların tekerlekleri sulara gömülüyor ve sular kaldırımları yıkıyor. Yürüyenlere aldıran yok. Bu ülkede öncelik insanların değil araçların. İnsanlar duracak araçlar geçecek. Yoksa üzerine çıkar gelen araçlar!

Durağa gidene dek çevrenin ve yağmurdan sırılsıklam olmuş Çınar Ağaçlarının görüntülerini alıyorum. Yağmur kesilmeye yüz tuttu. Ne kadar süre Alikahya 28 numaralı otobüsünü bekleyeceğim! Yağmur Bulutları’nın dağılması ile yağmuru azaldı ve sonunda kesildi. Gelen otobüse biniyorum. İçerisi silme müşteri dolu. Sürücü gerisine, tekli koltukların önüne sığınıyorum.

İzmit Otobüs Terminali batısındaki trafik ışıklarından dönüyor otobüs. Her durakta duracak. Yenişehir-Yahya Kaptan Trafik Işıkları öncesinde, Kandıra Bağlantı Yolu’nun batı yanında, ağaçların altında bekleyen genç aynı yerde. Üstü ıslanmış. Ayakkabılarını giyip çıkartıyor. En büyük zenginlik akıl sağlığı…

Perşembe Pazarı karmaşası var yanyolda. Araç akışında kural filan yok. Zaten biz Türkler kuralları pek sevmeyiz. Kurallar bozulmak için yapılır! Durak ceplerine park etmiş özel araçlar, kırmızı ışıkta geçenler, sağa dönüş önlerini tıkayanlar, yolun ortasında durup muhabbet edenler…

Adliye Köprülü Kavşağı’ndan sonraki ilk durak: Turgut Özal Durağı. Burada iniyorum. Merdivenlerden köprüye tırmanıp iniyorum. Kocaeli Trafik Şube Müdürlüğü ve Kocaeli Valiliği yapılarının güney yanındaki kaldırımdan yürüyeceğim. Valiliğin batı yanındaki daracık parkın içerisinde süs bitkileri var. Zakkum Çiçekleri üzerinde yağmur damlaları. Uğur Mumcu asma köprüsü çevresi parkelendi ve taşlaştırıldı. Ortaya fıskiyeli havuz yapıldı. Valilik yapısı ile köprü arasında birkaç süs bitkisi ve ağaç var.

Parkın tam kuzey karşısı Mimar Sinan Caddesi. Karşıya geçip yürüyorum. Her yer ıslak. Yağmurun Sesi kesildi. Yenicuma Parkı çay bahçesi neredeyse boşalmış. Bir kaş tente altında oturanlar var. Bizim cemaat fazla kalabalık değil bugün. Yaşar Uzun ayrı oturuyor. Muhittin Bakan, Fikri Orhan ve Emin Bilir bir kitabın üzerinde kümelenmişler. Harekeli bir baskı kitabının transkripsiyonunun doğrulmasını yapıyorlar.

Kitap Arapça’ya çevrilmiş bir İncil’in Hüseyni Makamı’nda
[5] okunmasından ve bir “Seyyid”in “malumat”ının dinlenmesinden söz ediyor. Yaşar Uzun bir randevusuna gidecek. Ömer Baran Ergenç gelirse beni beklesin diyor. Emin Bilir’in Osmanlıca kitabından sonra Fikri Orhan’ın transkripsiyonuna geçiliyor. Battal Gazi’nin[6] öyküleri anlatılıyor Osmanlıca kitapta.

Okumalar bitince muhabbete geçiliyor. Çeşitli adlar ve kökenleri konu oluyor. Manav
[7] ne demek ve Manav sözün kökeni ne[8]! Manavgat[9] sözü ile ilgisi var mı! İzmit Körfezi



güney dağ köylerinin sonları neden “-iye” ile bitiyor, Slavca kimi Batı kent adlarının bittiği “grad”[10] sözünün kökeni Ermenice mi yoksa Latince mi, Doğu Anadolu kentleri ve çevresinde bulunan kimi “-kirt” ya da “-girt” ile sonlanan yerleşim adları; Eleşkirt[11], Malazgirt[12] adlarının kökeni Ermenice mi yoksa Rumca mı…

Ermeniler atalarının Uratular
[13] olduğunu ileri sürüyor, bu doğru mu! Urartu Mezarları hangi kentlerde bulunuyor, bu mezarlar gömü avcıları tarafından yağmalandı mı!

Orman Mühendisi Necdet Güler çıka geliyor. Muhittin Bakan buna çok seviniyor. İtalyanca, İspanyolca ve başka dillerden söz ediliyor. Muhittin Bakan elinde Bithynia’dan söz eden bi,r kaç sayfa Fransızca metin olduğunu, onları evinden alıp geleceğini söylüyor Necdet Güler’e. Yapabildikleri kadar çeviri yapacaklar. Fikri Orhan getirdiği kitapları toplayıp izin istiyor. Yavaştan evine dönecek.

Emin Bilir de defter ve kitaplarını derliyor. O da Derince’ye dönecek. Biz de kalkacağız. Yaşar Uzun’u arıyoruz. Ziyareti Gölcük’e taşımışlar. Saatler ilerliyor. Ömer Baran Ergenç, Bahçecik taraflarına gidecek. Ben de Turgut Özal Durağı’ndan bineceğim otobüse. Güneş açtı, batı ufuklarında asılı kaldı. Işınları doğrudan insanın gözlerinin içine giriyor.

Köprüye çıkıyorum ThyssenKrupp asansörü ile. Köprülü hafiften salınıyor. Durak salkım saçak, gidecekleri yerlere göre otobüs bekleyenler dolu. Körü üzerinde doğuya doğru bir görüntü alıyorum. Merdivenlerden aşağıya doğru inerken güneş gözlüklerimi takıyorum. Alikahya otobüsleri durağın en batı ucunda duruyor. Ben de o yana geçiyorum. Durak ile demiryolu demir korkulukları sınır. Korkulukların dini her tür çer çöp, pet şişe artıkları, yiyecek paket atıkları, sigara izmaritleri vb şeylerle yığılı…

Alikahya otobüsü silme dolu. Her bir duraktan sürekli binenler oldu. Motor kaputu üzerinde, kıçımın yarısını koyacak kadar bir yer bulabildim. Yolcuların çoğu bayan. Bayanların çoğu da “rahibe giysili”. “Sermaye el değiştiriyor” diyenler haklı çıkabilir. “Para akıyor da nereden ve nasıl!” denilecek kadar fazla. Araçlar alınıyor, semtler değiştiriliyor, sitelere kiraya çıkılıyor, lüks konutlar satın alınıyor! Ama kazançlar helal mi haram mı onu Allah biliyor bir de kazananlar!

Kentsa Sitesi batı-kuzey köşede atıyorum kendimi aşağıya. Yağmurdan kalan sular ve gölcükler. Toprak çamur olacak denli doymuş yağmura. Güneş gözleri kör edecek kadar haşin. Gürkan Takak’ın annesi evine dönüyor. İyi geceler diliyorum. Gürkan Büfe’nin Dicle Caddesi üzerinde, koyu kül renginde bir WW araç var. Bir de gümüş renginde Toyota araç yanaşıyor. Sürücüsü ve yanındaki sarışın gibi.

Gürkan Takak saç sakal tıraşı olmuş. Bir somun ekmek ve iki paket sigara alıp eve döneceğim. Karnım aç. Hanife Aykan Kiraz’ı arayıp yemek hazırlamasını rica etmiştim. Köpekler büfenin gerisindeki toprağa sermişler bedenlerini. Kapıyı Aybüke Beren Kiraz açıyor. Hanife Aykan Kiraz mutfakta salata yapıyor. Yemeği balkondaki masada yiyeceğiz.

TV kanallarında Ana Haberler’in ucuna yetişiyorum. Bugün CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan RTE ile görüşmesi vardı. Ülkedeki terör, Anayasa Değişikli Halkoylaması ana gündemleri olacaktı. Dün akşam üzerine yakın saatlerde Büyük Birlik Partisi [BBP] görüşecekti Başbakan.

Yemeğimizi Hanife Aykan Kiraz ile yedik. Harika bir salata ve biber dolması. Kavunu ise sonraya bıraktık. Havada nem artmaya ve her yerimiz yapış yapış olmaya başladı.


[Erkan Kiraz, Alikahya, Izmit, Turkey on Thursday, July 15th, 2010].

© Copyright 1999-2000-2010. http://erkankiraz.blogspot.com/ & http://www.scribd.com/erkankiraz. Pictures, Documents, Materials, Stories, Ottoman Archives, Turkish Republic Archives or Other Information & Knowledge in this page may not be reproduced in any form without expressed written permission from Erkan Kiraz, nor may it be sold or otherwise transferred to a third parties.



For whatever aims they could not be copied, recopied, reproduced, transmitted, distributed, redistributed in any form or by any means, graphics, electronic, or mechanical, including photocopying, recording or taping, or by any information storage retrieval system, or used, reused on any written documents, texts, undergraduate
D-100-Kocaeli Trafik Şube Müdürlüğü & Kocaeli Valiliği Arası: Yağmurun Sesi-İzmit © 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.

certificates, bachelor's degrees, bachelor's levels, books or in any kind of digital or electronically environments & media, either they are regarded as profit-gaining or non-profit gaining or educational purposes.

Erkan Kiraz, Email:
erkankiraz@yahoo.com provides all those stories at http://erkankiraz.blogspot.com/, http://www.scribd.com/my_docs, http://erkankiraz.multiply.com & http://www.panoramio.com/user/2404315.
© 1999-2010 Copy Righted to Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com. All Rights Reserved.



[1] Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Bilim & Teknoloji Kulübü [KBB BTK]: Cumhuriyet Mah. Lale Sok. No: 14, İzmit. Tel: +90-262-226 83 84. [06.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[2] LYS [Lisans Yerleştirme Sınavı]: Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS), Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından her yıl haziran ayında yapılan, Türkiye'deki ve bazı yabancı ülkelerdeki üniversitelere öğrenci yerleştirmeye yönelik bir sınavdır. Öğrenciler, bu sınav sonucuna göre bir yükseköğretim programına yerleştirilirler. 2010'da çift aşamalı sınav sistemine geçilmesi kararlaştırılmıştır. Sınavlar YGS ve LYS'den oluşacaktır. YGS'yi geçen öğrenciler LYS'ye girme hakkı kazanacaklardır. Yüksek Öğretim Kurumu'nun 2010 yılından itibaren uygulayacağı yeni sınav sisteminin ilk aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı Mart ayının sonu ile Nisan ayının başı arasında yapılacaktır. Yüksek öğretime geçiş sınavı şu anda uygulanan ÖSS-1 olarak bilinmektedir. Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri olmak üzere 4 bölümden oluşacaktır. Her bölümden 40 soru olmak üzere 160 soru sorulacaktır. 160 soruya 160 dakika verilecektir. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nı geçen öğrenciler Lisans Yerleştirme Sınavı'na girmeye hak kazanacaktır. ÖK 2010 yılından itibaren 1999 yılı öncesi gibi 2 sınavlı sisteme dönüleceğini açıkladı ve ikinci sınavın 5 ayrı sınavdan oluşacağını açıkladı. Matematik-Geometri Sınavı (LYS 1), Fen Bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS 2), Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya 1 Sınavı (LYS 3), Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe grubu) Sınavı (LYS 4), Yabancı Dil Sınavı (LYS 5) olmak üzere 5 alanda yapılacağı bildirildi. Lisans Yerleştirme Sınavının adayların ders düzeyindeki bilgi ve yeteneklerini ölçen ve açıköğretim dışındaki, örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanını belirleyen sınavlar olacağı ifade edildi. Açıklamada, ”2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 45. maddesi hükümleri göz önünde bulundurularak, ‘Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndaki test puanları üzerinden belirli yeterliliklerin aranması, LYS’deki derslere ait testlerin o sınavdaki ağırlıkları, puan türlerindeki testlerin o puan türünün hesaplanmasındaki ağırlıkları, üniversitelerden görüş almak suretiyle puan türlerinin niteliğini ve niceliğini belirleme, aynı yükseköğretim programı için birden fazla puan türü tanımlanması hususları ile yükseköğretime geçiş sisteminin gereksinim duyduğu diğer konular YÖK Genel Kurulu tarafından daha sonraki toplantılarında karara bağlanacak” bilgisine yer verildi. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 27.06.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[3] Kesin sonuçlar daha sonra gönderilecek.
[4] Yağmur: Beste & Güfte: Vedat Yıldırımbora, Sözleri: Yagmurun sesine bak / Aska davet ediyor / Cama vuran her damla / Beni harap ediyor / Bu yagmur seni benden / Alip götüren yagmur / Askimizi sel gibi / silip süpüren yagmur / Her damlada ah ettim / Hayatimi kahrettim / Bu kadar yalnizim ki / Seni nasil kaybettim / Hayatimi kahrettim. [15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[5] Hüseyni [Arapça: [حسيني] Hüseynî: Hüseyin’in Tarzı, Hüseyin’in yaptığı gibi > Osmanlıca & Türkçe: Hüseyni]: Klasik Türk Mmüzi’ğinde Dügah perdesinde karar kılan bir makam, ya da mi notası. Anadolu'ya has bir makamdır. Ayrıca Halk Müziği’nde pek çok türkü bu makamdadır. Çıkıcı bir seyre sahiptir. Kararı: Dügah perdesi Güçlüsü: Hüseyni perdesi Tiz Durağı: Gerdaniye perdesi Yedeni: Rast Perdesi. Bu makamdaki bazı eserler: 1) Hayal Deryasına [Selahaddin Pınar], 2) Hem Cemalin Gösterip [Zeki Duygulu], 03) Her Seherde Sen Gelirsin Aklıma [Nihat Adlim], 04) Hüseynî Peşrev [Andon Efendi], 05) Hüseynî Sazsemâîsi [Tatyos Efendi]. [15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[6] Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi [Arapça: [بطل غازي] Battal Gazi ya da [سيد بطل غازي] Seyyid Battal Gazi > Osmanlıca: Battal Gazi]: 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir önder. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. Battal Gazi, Malatya'da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece Mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir. Battal Gazi Destanı'nda ve halk hikâyelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul'u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal'ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul'a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon'dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon'un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon'un İmparator III. Leo İsauryalı olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi'nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi'nin doğum yılının 690-695 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi'nin ölüm yılının 740 olduğunda tarihçiler uzalaşıya varmışlardır. 740 yılında Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu'da İslam’ın yayılmasına büyük katkıları olmuştur. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[7] Manavlar: Özellikle Batı Anadolu'da yoğunlaşan Türkmen Türk soylu halk. Türkologlar'a göre Manavlık, Anadolu'da ilk yerleşik hayata geçen Türkleri tanımlamada kullanılan bir sıfattır. Bu sıfat, yerleşik hayatı benimsemiş Türkmen, Yörükler'i, Osmanlı'nın son dönemlerinde yerleşik hayata geçmeyen Tükmenler'den ve Anadolu dışındaki Osmanlı topraklarından gelen Müslüman halktan ayırmak için kullanılmıştır. Manavlar hakkında en çok kabul edilen bilimsel görüş göçebelikten vazgeçmiş Yerliler, tarla, bahçe tarımı ve küçük ticaretle ve el sanatlarıyla uğraşan Yörüklerdir. Ancak manavların kökeni hakkında genel bilimsel çevrelerce kabul edilmeyen alternatif görüşler de bulunmaktadır. Bu farklı görüşün başında, Manavlar'ın Türkler'in Anadolu'ya gelmesiyle Rum ve Anadolu halkının Türkleşmesi sonucu ortaya çıktığına yöneliktir. Burada Rum ve Anadolu halkının kendi dillerini unutarak Türkçe konuşmaya başlamasının nasıl olduğu belirsizdir. Bu görüşe göre Manavlar, bin yıllık süreç içerisinde Türk kültürünün bir parçası olmuşlardır. Manav tarihini araştırmak için Rum Selçuklu döneminin ve Haçlı Seferleri döneminin iyi analiz edilmesi gerekir. Günümüzde Rum Selçuklu'nun özellikle etkili olduğu Güneydoğu Marmara ve İç Anadolu bölgesinde Manav adı verilen grubun yoğunlaştığı görülmektedir. Selçuklu döneminde Güneydoğu Marmara ve İç Anadolu'ya sahip Rum Selçukluları döneminde Anadolu halkı Haçlı seferlerinden büyük zarar görmüş, pek çoğu katledilmiş ve giderek Selçuklu safına yönelmişlerdir. Kuşkusuz ki, Güneydoğu Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde Konya, İznik, Bursa gibi kentlerin çevresine yerleşen Selçuklu-Oğuz ve İrani unsurlar ile kaynaşmışlardır. Bugün yapılan araştırmalarda, Türkiye'nin farklı köşelerinde manav kavramının farklı anlamlarda kullanıldığı sonucuna da ulaşılmaktadır: Özellikle Güney Marmara ve Ege köylerinde 17. yüzyılda Yörüklerin zorla iskan edilmelerine karşılık, önceden kendi isteğiyle bölgeye yerleşmiş olan Türkmen boylarının; zorla iskan edilenlerden kendilerini ayırt etmek için kendilerine manav dedikleri tespit edilmiştir. Hatta 16. yüzyılda yerleşik düzene geçtiği tespit edilen bazı Türkmen aşiretleri kendilerine 17. yüzyıldan sonra manav demektedir. Aynı şekilde, 17. yüzyıldan sonra zorla yerleşik hayata geçen Yörükler, kendilerinin artık manav olduğunu dile getirmektedirler. Güney Marmara'da manav "Yerleşik hayata geçen Yörük" anlamında kullanılmaktadır. Örneğin; Balıkesir'de böyledir. Batı Anadolu'nun bazı köylerinde yapılan araştırmalarda ise Manavlar'ın sürekli Balkanlara ve Peçenek-Kumanlar'a atıf yapması ve kendilerini Peçeneklerle özleştirdikleri görülmektedir. Balkanlardan gelen Türk anlamında kullanılmaktadır. Akdeniz bölgesinde ve Batı Anadolu'da yerli olmaktan ziyade ovalarda yaşayan Türkmen aşiretleri anlamında "manav" tabiri kullanılmaktadır. İç Anadolu ve Güneydoğu Marmara'nın bir kısım yerleri ile Batı Karadeniz’de ise "eskiden beri yerli, Anadolulu" anlamında kullanılmaktadır. Bu yüzden, Manavlar için tek bir çıkarsama yapmak doğru değildir. Günümüzde manavlar, Türk etnisitesinin bir kısmını oluşturan etnik grup ve etnik gruplardır. Osmanlı'nın yıkılmasından sonra ise Balkan, Karadeniz, Kırım veya Kafkas Muhacırlerinden olmadığı yönünde ve Muhacıilik kavramına karşı kullanılan bir kavram olarak kısmen de olsa anlam kayması yaşamıştır. Zira, Osmanlı'nın ilk ve orta dönemlerinde manavlık daha çok, "göçebe hayat/yörüklüğe devam eden/özel hukuk tanımayan" kavramının zıttı anlamında kullanılmakta idi. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[8] Kökenbilim: Manav Sözcüğü: 1) Yunanca Kökenli Olduğu Görüşü: Manav kelimesi, Yunanca asıllı bir sözcük olup, Türkçe'ye Ortaçağ'da geçmiştir. Yunan dilinde [Μανάβης] Manavis, "100 yıldan önce" anlamına gelmektedir. Uzun süredir belli bir bölgede yaşayan halk için, "bilindi bilineli burada yaşayanlar" anlamında kullanılmaktadır. 2) Türkçe Kökenli Olduğu Görüşü: Bu görüşe göre, manav sözcüğü manaptan veya managtan gelmektedir. Manap kelimesi, öz-Türkçe bir sözcüktür. Zira, "Manap" ifadesine "Orhun kitabeleri"nde de rastlanmaktadır ve Bey anlamına gelmektedir. Bu yüzden Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut (Saha) Türkleri’nde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır. Eski Türkçe’de “v” sesinin olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g” sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir. (Örneğin; berim: verim, takuk: tavuk, kagun=kavun vb gibi.) “Manap”ın; Çağatay Türkçesi’nde “asilzâde, asâlet, beyzadelik”, Kırgız Türkçesi’nde “feodal kabilelik üst tabakasının mümessili” veya “Kırgız Lideri”, Kazak Türkçesi’nde “ağa, bey” ile “Manag”ın; Yakut (Saha) Türkçesi’nde “koruyucu, güdücü, bakıcı” anlamlarını taşıması ve de Türkistan’ın kuzey bozkırlarında yaşayan Kırgız ve Kazakların boy ve oymak başlarına “Manap” demeleri ile 1860’larda Kırgızlar’dan Bugu (Geyik) kabilesi ve Sari Bağış boylarının başlarında Manapların yer alması olguları da, “Manavlar: Yerli Türk / Türkmen” görüşünü desteklemektedir. Kırgızistan'daki Manas Destanı’nda yer alan ve soylu beylere verilen Manap ifadesi de bunlara ilave edilebilir. 3) İş Kolundan Türediği Görüşü: Diğer bir yanda, "manav" sözcüğü, Türkçe'de çiftçilikle uğraşan ve geçimini ürettikleri ürünleri satarak geçinen anlamına da gelmektedir. Anadolu'ya ilk göçen Türkmenler, yerleşik hayata geçip tarım faaliyetlerine başlamış olmalarından bu sözcük kullanılmış olabilir. Bu görüşü destekleyen bir durumda, Osmanlı kayıtlarında saraya ve İstanbul'a sebze-meyve temin eden köylere "manav köyleri" tabiri kullanılmasıdır. Zira hayvancılığın yapıldığı köylere "kasap köyleri", arıcılığın yapıldığı köylere "kovan köyleri", ormancılığın yapıldığı köylere "tahtacı köyleri" şeklinde tabirlerin kullanıldığı görülmektedir. Bu görüşe göre manav sözcüğünden, tarımla uğraşan Türkmen köylerine takılan bir lakap kastedilmektedir. Daha sonra bu köyler, 18.yy'la birlikte Muhacirlerden, hala konar-göçerliğe devam eden Türkmenlerden ve Anadolu'ya gelen diğer unsurlardan kendilerini ayırt etmek için manav lakabını ön plana çıkarmaya başladılar. Zira günümüzde Anadolu'da kendilerini Kasap, Kovan veya Tahtacı olduğunu söyleyen topluluklar da vardır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[9] Manavgat: Antalya’ya bağlı bir ilçedir. İlçenin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side [Selimiye Köyü] ve Selge [Altınkaya Köyü] antik kentlerinin İ.Ö. 6. yüzyılda kuruldukları sanılmaktadır. Manavgat 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine geçmiştir. Manavgat adı buraya ilk yerleşen kendilerine Manav adını veren Türkler tarafından verilmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu'ya ilk gelen Manavlu Boyu Türkleri dokuz yıl içerisinde Bizans Rumları’nın boşalttığı bölgelerde yerleşik yaşama geçmişlerdir. Üsküdar kıyılarını dahi fetheden bu öncü Türkler, Bizans İmparatoru ile yaptıkları anlaşma sonucu Üsküdar'dan geri çekilmiş ve İzmit'in güneyinden itibaren İznik merkezli bir devlet oluşturmuşlardır. Günümüzde Şile'den Çanakkale'ye değin yerli Türk olarak kendilerini Manav olarak adlandıranlar bu devirdeki atalarımızın torunlarıdır. Osman Gazi ve Kayı Boyu’nun ortaya çıkmasına daha 200 sene vardır. 1096 yılından başlayarak yüzbinlerce çapulcu ile defalarca saldıran Haçlılara karşı vuruşarak geri çekilinmiş ve Sultan Alaaddin Keykubat'ın yanında yer alan Manav Türkleri bu hizmetlerine mükafaten yeniden oluşturulan Manavgat kentine adlarını vermişlerdir. Sultan Alaattin Keykubat ise 1221'de ele geçirdiği kente Alaiyye adını koyarak Manav Türkleri ile Alaaddin'in kader birliğini sonsuza kadar kayıt altına almıştır. Bu bölgeye gelen Manavlar ilk yerleştikleri Güney Marmara ile irtibatlarını koparmamış, Osmanlı ile birlikte yeniden buralara yerleşmişlerdir. Kuruluş devirlerinde Bursa medreselerinde birçok Manavgatlı ve Alaiyyeli [Alanyalı] öğrenci yetişmiştir. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[10] Grad: Rusça ya da Slavca [гра́д]: Grad: kent, Bulgarca [град] Grad: kent.
[11] Eleşkirt [Antik Adı: Ermenice [Վաղաշկերտ] Vaghashkert & Ermenice [Ալաշկերտ] Alashkert]: Ağrı’nın bir ilçesidir. Kürtler Eleşkirt'e Elajgir veya Zétikan diye adlandırırlar. İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 3 belde, 61 köy ve 6 mahalleden oluşmaktadır. 1926 yılına kadar ilçe merkezinin şimdi köy statüsünde olan toprakkale tarafında olduğu söylenmektedir. Daha sonra Trabzon-İran transit yolu Eleşkirt'ten [Zetkan] geçince ilçe merkezi buraya taşınmıştır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[12] Malazgirt [Ermenice: [Մանազկերտ] Manazker, Malâzgird olarak da bilinir]: Muş’un bir ilçesidir. Van Gölü havzasında milattan önceki dönemlerde kurulan Urartuların başlarında Menuas adlı bir kral bulunmakta ve Malazgirt adının bu kralın adıyla ilgili olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu hükümdara ait bir kitabeden anlaşıldığına göre, kral bugünkü Malazgirt civarında Menuasın kenti [Menuahina] adında bir kenti kurmuş ve adını buradan türemiştir. Kentin Ermenice’de adı da [Մանավազկերտ] Manavazekert: Manavaz’ın kurduğu veya [Մանազկերտ] Manazkert: Manaz’ın kurduğu olduğuna göre bu belirleme doğru olabilir. Arap Kaynaklarında ise [مانازجريد] Manazcird olarak geçer. Ortaçağdaki Bizans kaynaklarında ise [Μαναζκερτ] Manazkert olarak geçer. Daha sonra adı Malazgirt'e dönüşmüştür. Halkı ise kalesinden dolayı kente Kele der. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].
[13] Urartular [Yerel Ağız: Biai, Biainili; Asurca: māt Urarṭu [ma-at U-ra-ar-ṭu]]: Başkenti Tuşpa [Van] idi. Urartu Devleti en güçlü döneminde [İ.Ö. 8-7.yy], günümüzdeki Doğu Anadolu, Kuzeybatı İran, Irak'ın küçük bir bölümü ile kuzeyde Aras Vadisi'ne egemendi. Devletin başkenti Doğu Anadolu'da Van Gölü'nün doğu kıyısında yer almaktaydı; daha geç dönemlerdeki adıyla Tosp, Urartucadaki Tuşpa'ya dayanmaktadır. Van Gölü denizden 1625 metre yüksekte olup Urmiye Gölü'nden 336 metre daha yukarıda yer almaktadır. 3400 ve 5000 km²'yi bulan alanlarıyla her iki gölde Anadolu-İran bölgesinin en büyük gölleridir. 'Deniz' olarak da değerlendirilirler. Asurlar (Aşurlar, eski Asurlar)'ın coğrafi metinlerinde Van Gölü'nden Nairi'nin Yukarı Denizi, Urmiye Gölü'ndense Nairi'nin Aşağı Denizi olarak söz edilir. Bugün dahi Urumiye Gölü'nün Farsçası [درياچا] Deryeça yani “Küçük Deniz” anlamındadır. Urartu yerleşim bölgesinin sınırlarını, batıda Karasu-Fırat, kuzeyde Kuzey Ermenistan dağları, doğuda İran Azerbaycanı'ndaki Savalan Dağları, güneyde ise Zagros Dağları'yla birleşen Doğu Toroslar oluşturur. Efsanevi Ağrı Dağı bu dağlık bölgenin orta noktasındadır. İncil'deki Masoretik ünlüleştirmeden ötürü bu dağ, Urartu adının "r r t" ünsüzleriyle yazılması sonucu "Ararat" adını almıştır. 5165 metrelik yüksekliği ile Büyük Ağrı Dağı, Kafkasya'nın güneyindeki en yüksek dağdır. Küçük Ağrı Dağı, Tendürek, Aladağ, Süphan Dağı ve Nemrut Dağı gibi genelde 3000 metreyi geçen diğer dağların çoğu Van Gölü yakınlarında yer almaktadır. [Teşekkürler: Wikipedia.Org, 15.07.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].