Showing posts with label Izmit-Turkey. Show all posts
Showing posts with label Izmit-Turkey. Show all posts

Sunday, November 30, 2008

Derince Cumhuriyet İlkokulu'ndan Arkadaşlarım

İlkokul Arkadaşlarım
Yazım Tarihi; 27 Haziran 2005 Pazartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi; 08 Temmuz 2005 & 15 Temmuz 2005,
Yıllar 1962’ler olmalı. Derince’de sadece iki okul vardı. İlki Turgutreis İlkokulu diğeri Cumhuriyet İlkokulu. Yolun üstünde oturan ailelerin çocukları Turgutreis okuluna, üst tarafında oturanlarınki ise Cumhuriyet okuluna giderdi. Sınıflar kalabalıktı. Şimdilerde de ülkemizde birçok okulda eğitim odaları kalabalık. Her bir odada yaklaşık 40 öğrenci okuyor deniliyor. Bizim eğitim odalarımız kaç kişilikti pek anımsamıyorum. Ama kalabalık olduğunu biliyorum.

İlkokul zamanlarımıza ait birçok anı var. Okula gidişler. Yol. Bakkallar. Simit fırınları. Okul önünde satılan yiyecekler.. Okulun yapısı. Bahçesi. Kış zamanlarında ısıtılması. Zil sesi.. Kışlar. Diz boyu kar. Taşan dereler.. Derince’de su baskınları.. Küçücük biz çocukların okula giderken belleklerimize kazınmış o zamanların sert ve acımasız koşullarında okullarımıza gidişlerimiz elbette birçok olayla sarmallanıyordu..

Ben sadece o zamanlar kimlerle okuduk, Sınıfımızda kimler vardı, sıra arkadaşlarımız kimlerdi bölümünü dillendireceğim. Kim bilir kimler yaşamda nice farklı görevlere geldiler, yükseldiler, büyük mertebelere çıktılar, önemli kişiler oldular. Ya da yaşama tutunmada yenik düştüler. Çok farklı, çok sıradan işler yaptılar. Kim bilir kimlerin başına nice tatlı ya da acı olaylar geldi..

O minicik çocuklar şimdilerde ya emekli oldular ya da emeklilik dönemlerine yaklaşıyorlar. Hani derler ya “her bebek elli sene sonra dede ya da nine olur” diye.. İlkokul arkadaşlarımdan bağlantımızın tamamen koptuğu arkadaşlar da oldu. Kopmayanlarda... Kopmayanlardan bazıları ile çeşitli vesilelerle zaman zaman görüştük.. Sözgelimi Adnan Yüksel Çevik, Hüseyin Aloğlu, Levent Aydoğdu, Metin Uysal, Mustafa Atmaca ve Şaban Poyraz gibi..

Cumhuriyet İlkokulu Sınıf Arkadaşlarımız; Ayşe Akarsu [“Çankırılılar”dan], Bahadır Ay, Barbaros X [Başçavuşun oğlu, sınıf başkanı], Bircan Satılmış [Babası Manalar’da aşçıydı], Cemile Acun [Köseköy’de İÖO öğretmeni], Hasan Hüseyin İlkkılıç [“Çankırılılar”dan. Çınarlı Çenesuyu Huriye Pak İÖO Md], “Tatar” Hasan X, Hülya Yılmaz, Hürrem Bulut [Eski Çarşı’da İpragaz Bayii Hacet Yılmaz’ın bisikletli tüp dağıtıcısıydı. Annesi Limanda çalışıyordu. Kardeşi Feridun], İlker Oral [Akbank Genel Md. Yrd.], Levent Aydoğdu [“Tatarlar”dan], Mustafa Küçük [“Lazlar”dan, Eski Çarşı’da “Bakkal” Ali Küçük’ün oğlu], Mustafa Özten [“Sivaslılar”dan], Nuran Can [Babası DDY’da Makasçı’ydı], Tayfun Tonguç [“Tatarlar”dan], Yasemin Daslı [“Tatarlar”dan Fikret Daslı’nın kızı]. [1]

Yıllar 1965’ler. Çenedere’nin batısına, Subay Mahallesi Mezarlığı alanının batı köşesine Pirireis İlkokulu yaptırıldıktan sonra, Eski Limanyolu’nun batısında oturan ailelerin çocuklarının Pirireis İlkokulu’na devam edeceği kararlaştırılmış. Sınır burası. Batıda ta Kaşkaldere’ye, kuzeyde ise Yörükler Mahallesi ve Harmantarla’ya dek.

Derince Pirireis İlkokulu Sınıf Arkadaşlarımız; Hademe; XX [Okuldaki hademe konutunda kalırdı. Oğlu Nuri]. Öğretmenimiz Arif Yıldız’dı. Müdürümüz ise Kemal İlhan. Adnan Deniz [Öğretmenler Mahallesi’nden], Adnan Yüksel Çevik [Turan Sokak’tan], Ayhan [Camgöz] Çetinkaya [Muhacir Mahallesi Yolu’ndan], Ayşe X, Bahadır Ay [Albay’ın oğlu], Fatma Akın [Turan Sokak’tan], Erol X [Bakkal Hüseyin Keskin’lerin kuzey tarafındaydı evleri, Tatarlar’dan], Feridun İlhan [Müdür Kemal İlhan’ın yeğeni], Feridun Özkan [44 Evler’den], Günay X [Çenedağ Mahallesi Kaynak’tan], Mehmet Güreli [Öğretmenler Mahallesi’nden, Lazlar’dan], Hasan Saraç [Muhacir Mahallesi’nden], Hüseyin Aloğlu [Okulun karşısındaki Bakkal Rahmi Aloğlu’nun oğlu], İhsan X, İsmail İlhan [Müdür Kemal İlhan’ın oğlu], Kemal X, Mehmet Bostan [Çenedağ Mahallesi’nden, Lazlar’dan], Metin Balı [Serdar Sokak’tan, Çankırılılar’dan], Metin Uysal [Muhacir Mahallesi’nden], Mustafa Atmaca [Lazlar’dan], Mustafa Demirkol [Lazlar’dan], Mustafa Kubanç [44 Evler’den], Necla Çıray, Nermin Akyol [Turan Sokak’tan, Gürcüler’den], Osman [Barak] Korkmaz [Şimdiki Trafik Işıkları’nın güney köşesindeydi evleri], Osman Yalçınkaya [Ahmetağa Suyu’nun yanındaydı evleri, Taşköprü Manavları’ndan], Refik Bıçak [44 Evler’den], Sabriye Vurucu, Şaban Poyraz [Çenedağ Mahallesi’nden, Lazlar’dan], Vesile Tunalı, [2].

İki okuldaki sınıf listesi elbette tam değil. Bir sürü eksiği var. Bizim anımsayabildiklerimiz bunlar. Bir de okul müdürleri ve öğretmenler var. Okulda bize hizmet eden hademeleri unutmadım elbette. Ama ne adları kaldı belleğimde ne sanları. Yüzlerini anımsıyorum.. Bayanların soy adları değişmiştir elbette. Bizim anımsadıklarımız kızlık soyadları.

Anımsayamadığımız soyadlarının yerine X koydum. [] içinde de açıklayıcı bazı bilgiler ekledim. Anımsamada kolaylık olsun diye.. Umarım olmuştur..

Bu yazıyı okuyanlar. Arkadaşlarım. Dostlarım. Yazıyı okuyup da adları tanıyanlar. Adları anılmayanları anımsayanlar. Okuma olanağı olmayanlara aktarsınlar lütfen. Gelin bir biçimde bir araya gelmeye çabalayalım. Kaç kişi olursa olsun. Bir kişi. İki ya da dört. Ne fark eder sayı! Ama üç kişi dahi bir araya gelsek, bir çay içimi muhabbete nice güzellikleri sığdırmaz mıyız? Ne dersiniz. Bana erişmek zor değil. E-mail adresim var. Cep telefonu numaram var. Bu bilgiler yazının başında yer alıyor. Geçmişi bu günlere taşıma ve yad etme fırsatı yakalar mıyız ne dersiniz!

[1]. [Söyleşi; Levent Aydoğdu 18.12.04].
[2]. [Söyleşi; Feridun Özkan, Adnan Yüksel Çevik, Mustafa Atmaca. Çeşitli zamanlarda].
[3]. Yazı içinde yer alan X’ler bilinmeyenleri tanımlamaktadır.

Söyleşi yaptığım pek değerli arkadaşlarıma sağladıkları bilgiler için müteşekkirim. Pirireis İlkokulu’ndaki defter kayıtlarımın resimlerini çekmemi sağlayan okul müdürüne de saygılarımı sunarım.

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Derinceli Doslarım'dan Bir Demet

Derinceli Dostlar
Yazım Tarihi; 26 Haziran 2005 Pazar, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Derinceli Dostları ziyaret edecektim. Arabamı İş Bankası’nın batısındaki sokağa bıraktım. İlkin Denizciler Caddesi’ne çıkıp “Yorgancı” Selim Selim Salihoğlu amcayı ziyaret ettim. Dükkanını yeni değiştirmiş. Yan dükkanla birleştirmiş eski dükkanını. Yorgan dikim işini hazıra döndürmüş. Perde işine girmiş. Nevresim, yorgan ve diğer bilumum ev tekstil ürünlerini getirmiş. Dikim işini evinin altında sürdürüyormuş. Dükkanda ise perde dikiyordu.

İkinci uğradığım yer Kızılkaya Cam’dı. Hüseyin Kızılkaya dükkanda sipariş verilen camların kesimiyle uğraşıyordu. Çok sevgili Ali Kızılkaya amcanın oğlu. Gençlik arkadaşımız.. Selim Salihoğlu amcanın dükkanında muhabbetteyken yoldan geçen Ömer Keskin’e seslenmiştim. Duyuramamıştım sesimi. Şimdi başka bir dükkanın önünden geçince selamlaşıp konuştuk. Hüseyin Kızılkaya oturun size çay ikram edeyim dedi. Ömer Keskin, İzmit Kuruçeşme Kurfallı Köyü’nde öğretmenlik yapıyordu. Oturdukları sokakla ilgili derdini anlatmak için belediye kadar gitmiş.

Kızılkaya Cam’dan çıktığımda arabasından inmekte olan İzmit İmam Hatip Okulu’ndan arkadaşım ve annemin büyük ağabeyi Ahmet Ortaç tarafından yakından tanıdığım birine rastladım. Nurettin Yıldız. Derince Postanesi’ne yakın bir yerde oturuyormuş. Yıllardır karşılaşmamıştık. Nurettin Yılmaz çocukluğunda Öğretmenler Mahallesi’nin en kuzey ucunda oturmaktaydı. İzmit İtfaiyesi’nden emekli olmuştu. Çocukluk ve gençlik arkadaşımdı. Nurettin Yıldız’ın ailesi Murgul Gürcüleri’ndendi. Derince’ye Gölcük Tatar İhsaniye çevresinden gelmişlerdi sanırım.

Çayımızı içtikten sonra izin isteyip Derince Eczanesi’ne gittik. Reşat Keçeci bir dostuyla muhabbetteydi. Artvinli. Ömer Keskin de Artvin Borçka’dan. Şu güzelliğine bak. Tatarlar, Lazlar, Gürcüler, Romanya Türkmenleri, Yunanistan ve Bulgaristan Göçmenleri.. Yörükler.. Derince ilk başlardan beri adeta BM merkezi gibi.. İki haftadır Derince Express Gazetesi’nde çıkmayan köşe yazımı merak etmişti dostlar. Nedenini açıkladım kısaca. İki hafta sonra çıkmaya devam eder dedim. Ferit Toplu’ya rastlamıştım. Ama o Reşat Kececi’nin “Dostların buluşma eczanesi”ne uğramamış. Telefon ettim. Saray Taksi yanındaki Gonca Giyim’deyim dedi. Oraya gitmek için izin istedik Hüseyin Kızılkaya’dan.. Gonca Giyim’in sahibi de Tatarlar’dandı.

Ferit Toplu ile Pazar günü yapılacak İzmit-Gebze Tepreş’ini, Tataristan Tatarları’nın 14.sini kutlayacakları şenliği ve Eskişehir Tepreş’ine ait yazı ve resimleri konuşacaktım. Torunu D-100 altında Sancaklar’ın apartmanlarından birinde bir berberde tıraş oluyormuş. Onu alacağım, birlikte gidelim dedi. Geçit’ten geçip Güney Derince tarafına geçtik. Gittiğimiz berber dükkanında Ferit Toplu’nun torunu saç tıraşı oluyordu. Berber işine ara verip bana doğru baktı. Yüzümü süzdü. Tanımıştı. Adınızı anımsayamadım ama yüzünüz tandık geldi dedi. İlkokuldan arkadaştık diye ekledi. “Berber” Kadem Umutlu’ydu bu. Çıraklık ve ustalığını Tatarlar’dan Berber Turan Günaydın’ın yanında geçirmiş ve kendi dükkanını açmıştı yıllar önce. Ağabeyi Ömer 3 sene önce vefat etmiş. Yıllar yılı görüşmemiştik..

Eskişehir Tepreş resimlerini CD içinde yanımda getirmiştim. Belki Metin Sandalcı’dan kopyalama olanağı buluruz diye Sandalcı Kuyumculuk’a çıktık Ferit Toplu ile birlikte. Ne yazık ki dükkandaki bilgisayarda CD Yazıcısı yokmuş. İstersen bırak bana evde yapıp getireyim dedi. Gerek olmaz, ben de işyerinden Ferit Toplu’ya aktarabilirim resimleri dedim. Ferit Toplu’dan ayrılıp arabama doğru yürüdüm. Yolda Derince Express Gazetesi’nin yeni sahibi Haluk Gezer’e rastladım. CHP şubesinden geldiğini söyledi. Bir kongreleri mi ne varmış. Haber yapacakmış. Ablam Heyecan Kiraz’a telefon ettim. İzmit’te Huriye [Kiraz] Ofluoğlu’larla birlikteymiş. Akşam üzeri işim uygun olursa yine ararım dedim.

Şimdi Enver Derin’e uğrayacaktım. Çocukluk ve ilkokulundan sıra arkadaşım Nedim Karakaş ile de görüşme olanağım olacaktı. Çocukluk yıllarıma, 10 yaşlarıma dönecektim. Nedim Karakaç Derince Cumhuriyet İlkokulu’ndan sınıf arkadaşımdı. Sıra arkadaşım. Uzun boyluydu. Yaşça bizden büyüktü. Evleri Derinceli Yörükler’in yaşadıkları Yörükler Semti’ndeydi. Uzun bir yolu yürüyerek gelirdi okula. Başka da şansı yoktu zaten. Farklı olan geldiği yolun büyük bir kısmı yerleşime açık değildi. Mahallesine en yakın yer Çenedere kıyısındaki Lazlar Mahallesi’ydi.

Enver Derin’in yapı malzemeleri satan dükkanına gittiğimde müşterisiyle ilgileniyordu. Oyalanmak için çevreye göz attım. Derince Işıklar çevresi yeşillendirilmiş ve D-100’e bağlantı kısmının kuzey-batı köşesine yeni panolar ekleniyordu. Çirkinliğe ve göz kirliliğine aldıran yoktu. Panolarda yerel yöneticilerin halk için nasıl da çalışıp çabaladıkları anlatılıyordu çoğu kaz büyük posterlerde.. D-100 çevresi ve merkezi bazı yerler süsleniyor ama beldenin geri tarafları, ara sokaklar ve caddeler perişanlıklar içinde yüzüyordu. Yerel yöneticiler gündelik işlerinin arasında asla bu tür yerlerde şöyle yürüyerek asla dolaşmazlardı. Yaşam, sıradan insanların yaşadıkları yerlerde nasıl sürüp gidiyor, hizmeti bazı yerlere ne biçimde götürebilmişiz biçiminde yaklaşım olmazdı..

Enver Derin işini bitirince dükkana girdik. Hoş sohbet. Dükkana giren yeni müşterilerle muhabbet kesilse de kaldığı yerden sürüyordu. Enver Derin cep telefonundan Nedim Karakoç’u aradı ve benden söz etti. Bir süre sonra uzun boylu iki kişi girdi dükkana. Arkadan gelen oğlu olmalı dedim. Aynı boydaydılar. Yüzleri çok benziyordu. Oğluymuş. Recep Karakoç [25]. Evlendirmiş oğlunu. Geçici olarak bir yerde çalışıyormuş Recep. Toyota’da çalıştığımı her öğrenenin yaptığı gibi oğlu için bir iş olanağı olup olmadığını soracaktı ilerleyen zamanda. Nedim Karakoç ve oğlundan önce dükkana yüzü tandık birisi daha gelmişti. O da beni tanıdı ama nereden diye soruyordu! Okulları saydım. Oturduğum kahveleri ve arkadaşlarımı eski Derince günlerimden. Hiç birisi tutmamıştı. Ama Yörükler’dendi o da. Adı Ali Karakoç’muş adı.

Sohbetimiz geçmiş zamanlara uzandı. 1960’ların Derince’sine. Herkesin herkesi tanıdığı zamanlara. Derince merkez, Makasbaşı, Eski Limanyolu ve Muhacir Mahallesi. Subay Mahallesi, Çenedağ Mahallesi, Öğretmenler Mahallesi, Harmantarla ve Kaynak. En doğuda da Köşk ve Topallar Köyü’nün yer aldığı zamanlar.. Okul olarak Turgut ve Cumhuriyet okulları var. Biz Merkez Camisi’nin doğusunda yer alan Cumhuriyet Okulu’na gidiyoruz. 1965’lerde Çenedere’nin batısına Subay Mahallesi Mezarlığı’na Pirireis İlkokulu’nun temeli atılmıştı. Roma zamanlarından kalma mezarlar çıkmıştı sarı-beyaz renkli toprak altından. O günlere döndük hep birlikte. Mezar kovuklarında oynardık. İnsan kemiklerini anımsıyordu Nedim Karakoç. Mezarlığın biraz batı tarafında bugünkü Serdar Sokak hizalarında Lazlar’dan Habib Aktaş amcanın evi vardı. Oğlunun adı Yaşar’dı dedi Nedim Karakoç. Ben de iki kızı daha olmalıydı dedim. Birisi ilkokulda bizlerle aynı sınıflarda okuyordu..

Muhabbet tatlı geldi. Laf lafı açtı. Saatler ilerledi. Ben bir yandan evden gelecek telefonu bekliyordum. Arayan olmamıştı. Nedim Karakoç ve oğlu Recep eve gidelim yemek yeriz diye teklifte bulunuyorlardı diğer yandan. Teşekkür ederim, başka bir zaman umarım diyordum. Evi aradığımda telefonu Bengisu açtı. “Annemi kendisini iyi duyumsamıyormuş. Uyuyor şimdi. Dinlenecekmiş..” dedi. Tamam, o zaman ben İzmit’e gidiyorum dedim. Tekrar görüşmek dileklerimizle vedalaşıp ayrıldık.. Bugün şanslı mıydım ne! Birçok dost, arkadaş ve sevdiğim değerli kişilerle iyi anlar ve hoş zamanlar geçirme olanağı bulmuştum Derince’de..
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Derince Pirireis İlkokulu& Subay Mahallesi Mezarlığı

Pirireis İlkokulu & Subay Mahallesi Mezarlığı
Yazım Tarihi; 20 Haziran 2005 Pazartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Bugünkü Derince Lisesi ve Sabancı Ortakları ve Çalışanları Okulu’nun yer aldığı alanda bir zamanlar farklı şeyler vardı. Değişimler hızlı olmadı. Adım adım oldu. Araya uzun zamanlar girdi. Ama sonuçta belleklerden yitip gitti her tür görüntü.

Şimdilerde Güney Derince’ye tek giriş sağlayan ana trafik ışıklarından ta Çenedere’ye kadar, günümüzün D-100 olan eskilerin E-5 ve Denizciler Caddesi arasında kalan alanın topografik yapısı oldukça farklıydı. Biz yaştakiler ilköğrenimlerimizi için gittiğimiz Cumhuriyet İlkokulu’na 3. sınıfına gittiğimiz zamanlardı. 22 Kasım 1965 tarihinden önceki zamanlar yani.

Çenedere’nin üzerinde tahtadan bir köprü vardı. Dere kıyısında Briketçi Kamil Amca’nın bahçesinde de ulu çınar ağaçları. Çenedere’nin kıyısında da bir marangozhane vardı Lazlar’a ait. Yeşil Cami’nin yer aldığı alan E-5 beton köprüsüne dek dikenlik, fundalık ve inişli çıkışı tepeliklerle kaplıydı. Bir sürü yabanıl ağaçların yanında ulu servi ağaçlarının süslediği mezarlığın adı Subay Mahallesi Mezarlığı idi. Mezarlığın arasında uzanıp giden bir patika yol vardı. Kolay kısa bir yoldu bu gündüzleri kullanılan. Geceleri de geçenler olur muydu acaba! Taş kaplı ve toprak yol tarafında mezarlığın çitleri vardı böğürtlen dikenlerinin kapladığı.

Ben dokuz on yaşlarında filan olmalıydım. Ta Tarla’dan kalkıp Cumhuriyet İlk Okulu’na giderdik kardeşlerimle.. Her gün bu mezarlığın kenarından geçerdik. İlkin Yoğurtçu Yörük Mehmet Konur amcanın bahçesindeki tulumbadan su içerdik. Kanmadığımızda da Hacı Muhammet Gökçe amcanın bahçesindeki tulumbaya giderdik. Ne uzun olurdu yolumuz. Çenedere’ye ulaşmadan önce Turan Sokak hizalarına dek sadece Lazlar’dan Habib Amca’nın evi vardı. Ev tam şimdiki Pirireis İlkokulu’nun bulunduğu yerdeydi.

Mezarlığın batı köşesinden Habip Amca’nın evinin yer aldığı tepeye dek alana Pirireis İlokulu’nun yapılması için bazı Derinceliler büyük savaş vermişlerdi. Yunan Savaşı’na katılmış Habib Amca çok direnmişti evinin bulunduğu alanın istimlak edilmesine. Bugünkü Sağlık Ocağı’ndan ta 44 Evler önündeki yola dek tepelik alanın belli yerlerine çöp dökülüyordu. Derince’nin çöplük alanıydı buraları. Çenedere’den itibaren E-5’in kıyısı Muhacir Mahallesi’ne çıkan patika benzeri yolun hizasına dek düzlüktü ve Karaçalı dikenleriyle kaplıydı. Pirireis İlkokulu 1965’de hizmete girdikten sonra okulun güney duvarından itibaren bugünkü trafik ışıklarına dek bu alan sarı topraktan oluşma bir tepelik alandı.

E-5 bu tepelik alan kesilerek ortasından geçirilmişti 1955’lerde. Tepeden tepe yolun altından geçen su boruları vardı. Bu su boruları üzerine oturup yoldan geçen araçları izlerdik Çenedere’nin batısında kalan kesimde oturan ailelerin çocukları Pirireis İlkokulu’na aktarıldığında. Ne yoğunluğu vardı ki o zamanlar E-5’in acaba! Bu tepelik alandan kışları kızak kayardı çocuklar. O zamanlarda ne kış oludu ama! Kar kalınlığı biz çocukların boyunda olurdu neredeyse.

Pirireis İlkokulu açıldıktan bir kaç sene sonra da Derince Ortaokulu yapıldı. Tam Subay Mahallesi Mezarlığı üzerine. Bu mezarlıkta yer alan kemikler toplanıp Merkez Mezarlığı’na aktarılmıştı. Ya servi ağaçları, ya mezar taşları! Onlara ne oldu acaba! Hafriyata karışıp gittiler. O zamanların Derince’sinde alan mı yoktu! Boş alan çoktu aslında. Ama Derince Ortaokulu mezarlık üzerine kurulacaktı. Bu mezarlıkta Derince’ye biçim vermiş ilk insanlar yatıyordu aslında. Muhacir Mahallesi’nde tarlada buldukları patlamamış bombaları kurcalayan kardeşlerle arkadaşları bu mezarlığa gömülmüşlerdi.

Bir biçimde Osmanlı zamanlarında İzmit’e yaşamış azınlıklardan Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenlere ait mezarlıkların kaldırılmasını, ibadet yerlerinin yıkılmasını ya da camiye dönüştürmesini anlayabilir insan. Aynısı bizlerin sürüldüğü diyarlarda, ülkelerde de bizim geride bıraktığımız mezarlıklarımıza ibadethanelerimize de yapılmıştır.. Ama biz kendi insanlarımızın, yakınlarımızın, büyükanne ve babalarımızın gömüldüğü mezarlıkları neden yıkıp yerlerine başka şeyler konduruyoruz acaba! Hem de uzun soluklu olmayan mekanlar yapıyoruz. Hiçbir yapımız 30 senenin ötesine erişemiyor. Yıkılıyor. Yerine yine 30 sene filan sonra yıkılacak başka bir yapı dikiliyor. Nedense hep yıkılacak yapılar dikiyoruz biz. Derince’de yıkılıp tekrar yapılmayan kaç camimiz var acaba!

Pirireis İlk Okulu’nun batısında kalan tepelik alanda ekin ekilirdi. Şimdiki trafik ışıklarının bulundu düzleştirilmiş alan ise küçük bir vadi gibiydi. Topçu Birliği taraflarından gelen sular bu vadiye doğru akardı. E-5’in altında küçük bir köprü vardı. Yoldan Denizciler Caddesi’ne doğru V biçiminde genişlerdi bu kesim. Alan tamamen çeşitli cinste fundalıklar ve böğürtlen dikenleriyle kaplıydı. Yolun kenarında büyük ağaçlar yer alırdı. Yabanı İncir ağaçları büyümüştü köprünün kenarlarında. Buradan geçen insan uzaktan görünmezdi.

Pirireis İlkokulu’nun toprak işleri yapılırken tepelik alan tarafında eski zamanlardan kalma bazı mezarlar çıkmıştı ortaya. Bu mezar kovuklarında biz oyun oynardık. Çıkan kalıntıların hangi zamanlara ait olduklarını bilmiyorum. Belki Roma dönemlerine belki de daha önceki zamanlara aitti. Geçmiş zamanlara ait hazineler aslında. Belgeler. Ama biz kendi yakın geçmişimizin belgelerine dahi önem vermiyorduk ki! Biz Türkler için böyle şeylerin önemi yoktur. Her şey için ”Yıkmayıp da ne yapacağız!” sorunsu sorarız. Yıkar, yakar geçeriz.

Trafik Işıkları’nın şimdilerde geçtiği yerde daha düne dek yaşayan tek katlı bir ev vardı. Bahçesinde de yıllanmış çam ağaçları. Bu ev sınıf arkadaşlarımdan Osman Korkmaz’ın babası Abdurrahman Korkmaz’a aitti. Sonraları evin yola bakan arka tarafına araba tamir dükkanları açılmıştı. Burada yol düzenlemesi yapılana dek de bu dükkanlar çalışmıştı. Trafik Işıkları’nın yer aldığı eskilerin vadisinin daha batısında ise Tatarlar’dan Rasim Koyunlu’nun Koyun Sayası vardı. Saya vadiden sonra batı tarafta yer alan ikinci bir tepenin kuzey yamacına yapılmıştı. Sayanın çevresi çeşitli türde çalılıklarla kaplıydı. Sayanın kıyısında çalılıklar arsından E-5’e doğru bir patika yol geçerdi. Yolun ulaştığı yerde ise başka bir köprü vardı. Biriken suların yolun güney tarafına akmasını sağlayan.

Koyun Sayası’nın yer aldığı tepenin E-5 tarafı kesik bir yamaçla inerdi yola. Bu yamaçtan çıkan sarı beyaz toprak kerpiç evlerin sıvanması ve boyanması için uygun malzeme içerirdi. Tepenin güney tarafında yer alan devamı üzerinde ise yıllarca burada kalacak olan PIRELLI levhası vardı. Derince’nin Çöplüğü Pirireis İlkokulu yapıldıktan sonra PIRELLI levhasının yer aldığı bu tepe ve daha güneyinde kalan çukurluk alana kaydırılmıştı. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer derler. Hayali cihan değecek küçük bir kanıt bıraktık mı Derince’de geçmişten günümüze kalan acaba!

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Derinceli Yörükler

Derinceli Yörükler
Yazım Tarihi; 05 Haziran 2005 Pazar, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Her yıl olduğu gibi bu sene de Derinceli Yörükler, mahallenin kuzey tarafında kalan bir düzlükte şenlik yapacaklardı. 29 Mayıs 2005, Pazar günü şenliğe katılacaktım. Önceki senelerde Bilecik Söğüt’e yaptığım gezilerde, Eylül ayı sonlarında yapılan en geniş ve ünlü Yörük Şenliği’ne gitmeye söz vermiştim kendime. Ama bir türlü nasip olmamıştı Söğüt Yörük Şenliği’ne gitmek. Söğüt’teki şenlik çok görkemli oluyordu. Söğüt’te göçün getirdiği rantın, yerleşim yerlerini betonlaştırması yoktu. Ertuğrul Gazi ve silah arkadaşlarının mezarlarının bulunduğu alanın çevresinde, şenlikleri için ayrılmış düzenli, ağaçlı ve pırıl pırıl geniş bir alan vardı. Ama Derince, Söğüt gibi değildi. Aşırı göç ve rantlaşma beldemizi günden güne kemirip duruyordu.

Derinceli Yörükler’i anlatmamın yanında bu seneki Yörük Şenliği öykümü birleştirmek istedim. Sopalı Çiftliği yoluna girip eskileri Yörük Mahallesi sırtlarına gideceğiz ve şenliği izleyeceğiz. Görüntü alacağız. Fırsat olursa konuşacağız. Bilgi aktaracağız. Yenikent’e çıkıp en kuzey uca eriştikten sonra Derinceli Yörüklerin yerleştiği sokağa giriyoruz. Eskilerde sokağın daha çok batı yakasında Kerpiç Evler vardı. Daha sonraları ise doğu tarafına da yapılmıştı konutlar. Babamla çocukluğumda bu ev kümelerinin bulunduğu tepeye gittiğimiz günlerde bazı hanelerin hala Kıl Çadırlar’da yaşadıklarını anımsamaktayım. Silik biçimde. Bölük pörçük. O zamanlar hayvancılık yaparlardı. Kendilerine özgü kıyafetleri vardı.

Aklımda kalan Yörük Kadınları’nın renkli giysileri ve kafalarına fes benzeri bir şapka olduğuydu. Yörük yüzleri bana elma gibi kırmızı ve tombul gelirdi. Mahalleyi görüntülemek için bir kaç kez gittim. Yaşlı ve genç Yörükler’le konuştum. Kerpiç evlerden geriye kalanlarla kerpiçten ekmek fırınlarını görüntüledim. Mahallenin doğu tarafında, orta kesimde bir yerde cami yapılmıştı. Caminin altında yer alan dükkanın önünde Yörük Derneği’nin tabelası vardı.

Bölgede Yörük adı sadece arsasını bağışladıkları mezarlıkta var. Neden mahallelerinin adına sahip çıkmadıklarını sorumuştum. Tutanımız, destek çıkanımız olmamış. Sesimize kulak verenimiz yok demişlerdi. Yapabildiğimiz sadece dernekleşmek ve şölenlerimizi burada yapmaya başlamak diyorlardı. Bu da en azından hiç yoktan iyi değil mi diye onayımı bekliyorlardı. Kimliklerimizi ve geleneklerimizi yitirmek üzereydik dediler. Bir de her alt gurup ve millette olduğu gibi Yörükler’de de bölünmeler, siyaset ve ideolojik hareketlerin tepe yaptığı zamanlarda yaşanılan uzaklaşmalar yaşanmıştı.

Şenliğe gitmek için yola çıktığımız zaman, şenlikten önce Çenesuyu Tesisleri gerilerinde kalan Çenedere Vadisi’ni gezme merakımız, gerilerde, vadi içinde kalan, kurumuş su tutma beton havuzları merakla inceleme, bağlık ve ormanlık alanların görüntülenmesi ve geri dönüşte, derme çatma baraka benzeri, konut denilemeyecek geçici barınma yerlerinde kalan, Orman Bakanlığı emrinde ücretli ağaç kesim işini ailecek, kamyonları, katırları, atları ve eşekleriyle yürüten Adanalı Göçer Yörükler’le, davet üzerine girdiğimiz muhabbet şenlikleri zamanında izleme şansımızı tüketti.

Saat 16:30 sularında, Yörükler Mahallesi-Toylar Köyü arasında yapılan toprak yol üzerinden bir iki kıl çadır önünde oynamakta olan gençlerin danslarıydı. Bir zamanlar yegane Yörük Köyü olan Toylar’ın şimdilerde Çaldıranlı Kürtler’in köyü olmasının öyküsü, Derinceli Yörükler’in öyküleri ve Yörük Şenliği’nin nasıl yapıldığını harmanlamak başka zamana kaldı. Yapabileceğim sadece Derinceli Yörükler’in kısa öyküsünü aktarmak.

Derinceli Yörükler’e ait kısa ve özlü bilgileri “Yörük” Enver Derin[1] ile yaptığım muhabbette kaydetmiştim. Kısaca Derinceli Yörükler zaman içinde evliliklerle diğer milletlere karışmışlar ve özgünlüklerini yitirmişlerdir. Salt karı kocanın Yörükler’den oluştuğu bazı aileler de vardır elbette. Ancak kültürel olarak kimliklerine bağlılıklarını sürdürüyorlardı. Şimdi Derinceli Yörükler’in öyküsüne “Yörük” Enver Derin’in sağladığı bilgilerden bir göz atalım;

Derinceli Yörükler 14 hane olarak ilkin Sığırlık ve Alfaklar Bölgesi denilen yere gelip yerleşirler. Bu bölgelerin nerede kaldığını belirleyemedim. Ama mutlaka bir bilen vardır. Geldikleri zamanlar olasılıkla 1940’lar olmalı. Enver Derin’in ağabeyi Zeki Derin, Derince’de doğmuş. Derinceli Yömrükler’in Nüfus Cüzdanları’nda kayıtlı oldukları yer olarak bazılarında Kabaoğlu Köyü ve Arslanbey görünmekteymiş. Kabaoğlu Köyü bugünkü Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Kampusu’nun hemen güney tarafında yer alır.

Kanımca Kabaoğlu Köyü çevresi Derinceli Yörükler’in geldikleri ikinci bölge olmalı. Arslanbey ise Kullar’ın daha güneyinde, Keltepe eteklerine yakın bir yerleşim yeridir. Kullar çevresi ise gelip konakladıkları ve uzun süre kaldıkları ilk yer olmalı. Yörükler konakladıkları yerlerde hayvancılıkla uğraşıyor ve sütten elde ettikleri ürünleri; yoğurt, peynir ve tereyağını İzmit’te satıyorlar. Karşılığında da gündelik gereksinimlerini, sözgelimi yemeklik yağ, tuz ve benzeri şeyleri alıyorlarmış. İzmit’e süt ürünlerini sattıkları kişi olarak İshak Uygun’un adını verdi Enver Derin. Kullar beldesi ve Kabaoğlu Köyü çevrelerinde konaklamalarının ardından, en son geldikleri yer, uzun yıllar Yörükler Mahallesi olarak anılacak olan günümüzdeki Fatih Sultan Mahallesi içinde kalan Öğretmenler Sokak’ın en kuzey tepeleri olur.

Derinceli Yörükler’in yerleştiği bölgeye eskilerde Ahmetpaşa Çiftliği denilmekteymiş. Yörükleri anımsatan iki ad kalmış günümüze. Birisi “Yörükler Mezarlığı”. Diğer ise “Yörükler Camisi”. Enver Derin’e 14 hane olarak gelen Yörükleri ad soyadı olarak sayabilir misin diye sorduğumda, bunu daha iyi büyüklerimiz bilir ama ben yine de belleğimi zorlayayım dedi. Aklına gelenleri saymaya başladı; 01) Ahmet Küçükaslan, 02) Ali Derin, 03) Halil Karakoç, 05) “Sarı” Hasan Derin, 06) İsa Karakaş (Nedim), 07) Mehmet Karakoç, 08) Mustafa Çetin, 09) Mustafa Kale, 10) Mustafa Karakuş, 11) Osman Şahin, 12) Veli Şahin ve 13) Yusuf Akyol. Bir hane eksik kalmıştı. Belki de atladığı amcası 14) Ahmet Derin’di bu hanenin sahibi.

[1] [“Derinceli Yörükler”, Söyleşi; Enver Derin, 12.12.04, Pazar, Denizciler Caddesi, Derince]. Sevgili Enver Derin’e sağladığı bilgiler için teşekkür ederim.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82
,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Derince'de Sağlık Hizmetleri

Derince’de Sağlık Hizmetleri
Yazım Tarihi; 23 Mart 2005 Çarşamba, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Çocukluğumda Derince’de genel halkın, sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarında gidebilecekleri bir merkez yoktu. Sadece Derince Limanı ve limana bağlı diğer kurumlarda çalışan memur ve işçilerin eş ve çocuklarının yararlandığı yerler vardı. Bu yerlerde de sağlanan hizmetler haftada bir günde yapılırdı. Salı günleri sabah saat 08:00 ile öğleden sonra saat 14:00 arasında. Eş ve Çocuklar’ın sağlık sorunlarını çözümlemek için gittikleri yer Derince İstasyonu’nun hemen batı tarafında yer alan bir zamanlar demiryolunu ve limanı yapan Almanlar tarafından yapılmış İstasyon Oteli’nin bir kısmının revire çevrilmiş bölümüydü.

Revirde neredeyse her tür derde ve soruna çözüm sağlayan genel hastalıklar uzmanı bir doktor olurdu. Bir de bir erkek hasta bakıcıyla iğneci hemşire. Deniz Birliği ile Kara Kuvvetleri’ne bağlı askeri birliklerin kendilerine özgü sağlık olanaklarından sadece orduda görevli subay ve astsubayların eş ve çocukları yararlanmaktaydı. Bir de onların anne ve babaları. Derince halkı bun olanaklardan zaman zaman komutanların halka yönelik genel sağlık taramasına benzer uygulama ve etkinlikleri olduğu zaman yararı olurdu.

Derince’nin I. İlkokulu denilen ilkokulu ilkin Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Paşa’nın [Gürer] adını taşıyan ve günümüzde sadece adı kalan Eskiyol çeversinin hemen kuzeyindeki Cevat Abbas Paşa Köşkü’nde açılmış. Okul açılmadan önceleri Köşk, Derince bölgesinde bulunan askeri birliklere yönelik Askeri Hastane olarak kullanılmış. Bazı elim ve müdahale edilmesi gereken olaylarda askeri hastane hizmetleri sivil halkın hizmetine açılmış. Sözgelimi 1930 ve 1937’lerde patlayan deniz birlik sahasındaki askeri cephane sonrası çevreye dağılmış bulunan patlamamış bombaların, sonraları tarlalarda bulunması ardından bazı elim olaylar yaşanmış. Patlamalarda yaralanan çocukların tedavileri Cevat Abbas Köşk’ünde yerleşik Askeri Hastane’de yapılmış. Atlı Askeri Doktorlar yaralıların tedavilerini evlerinde sürdürmüşler.

Ankara Şosesi denilen karayolunun 1950’lerde geçirilmesi sonrası yaşanan trafik kazalarındaki yaralıların tedavileri de söz konusu askeri hastanede görevli doktorlarca yapılmış. Yaralıların bir kısmı bu hastaneye yatırılmış.

Turgut Keskin, Lütfü Özkan ve Hüseyin Alemdar ile yaptığım çeşitli söyleşilerde sağlık hizmetlerine yönelik bazı bilgi kırıntılarına rastlamıştım. Geçmişe yönelik anlatılarında ve onların büyüklerinden duyup bildikleri ve çocukluk günlerinden kalma anılarında bazı ilginç bilgiler vardı. Aktardıklarına göre Cevat Abbas Paşa Köşkü’nde açılan Derince’nin I. İlkokulu 1960’larda Petrol Ofisi’nin parasal desteği ile bugünkü yerine yapılmadan önce tek katlı ve dikdörtgen biçimindeki eski okul yapısının yerinde tarihi bir yapı varmış. Anılarını aktaran kişiler ilkokul zamanlarını ilkin Köşk ve sonraları Turgut Reis İlkokulu adını alan okulda yaşamışlar.

Turgut Reis İlkokulu’nun yerinde ilk zamanlar kalın duvarlı, döşemeleri ağaç ve dar bodrum bölümlerinin bulunduğu ve çatısının da ağaç ve saçtan oluştuğu tarihi bir yapı varmış. Çocuklar aralarında bodrumda insan iskeletleri olduğunu, ruhların sınıflarda dolaştığını konuşurlarmış aralarında ve korkarlarmış bodruma girmeye. Döşemelerdeki deliklerden kalemleri ya da silgileri düşermiş bodruma. Babaları onlara vaktiyle bu yapıda İngiliz Hastanesi olduğunu söylerlermiş. Söylenenler doğrulanmış değil belgelere dayalı olarak. Ama diğer taraftan Derince, İngiliz İşgal Komutanlığı emri altında bulunan stratejik ve ekonomik bir alan. Liman ve Demiryolları Yönetimi İngiliz İşgal Komutanlığı emrinde ve Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri’ndeki bazı belgelerde bundan söz edilmektedir. Derince’de sadece Rum, Ermeni ve diğer Batılı azınlık göçmenlerine hizmet vermiş olan birçok Amerikan ve Fransız Misyoneri’nin anılarında da bundan söz edilmektedir.

Derince’ye Sağlık Hizmetleri sağlamak için gelmiş bulunan misyoner görevliler, doktor ve hemşireler tuttukları anılarda sadece Almanların yaptırdığı Amele Lojmanları ve Yemekhane Yapıları’ndan söz etmekteler. Bu yapılarda demiryolu hatlarının güney tarafında yer almaktadır. Turgut Reis İlkokulu alanı ise Travers Fabrikası ve demiryolu hatlarının hemen kuzey tarafında yer alır. Bu alanda var olan ya da olasılıkla İngiliz İşgal Kuvvetleri’nce yaptırılmış olan bir yapı, hastahane olarak kullanılmış ve burada sağlık hizmetleri verilmiş olabilir. Bunu İngiliz Arşivleri’nden taramak gerekir. Anlatılanlar bu olasılığı desteklemektedir. Anlatılanları resim ve belge olarak destekleyecek elde bir veri yok ama anlatan kişiler aktardıkları bilgilerin doğruluğu konusunda eminler.

1960’lardan öncelerine ait bilgiler bu benzer bilgilerdi. Benim çocukluğumda yaşananlar ise halkın başka yollarla sorunlarına çözüm ürettiğini gösteriyordu. Diş ağrısı, çürük dişlerin çekilmesi konularında Turan Sokak’ın kuzey ucunda geniş bir ekili arsa arasında yer alan evinde oturmakta olan “Sarısakal Amca” uzman olarak bilinirdi. Dişleri kerpetenle çekerdi. Kerpeten küçücük çocuk ağılarına nasıl sokulurdu anımsamıyorum. Kırık çıkık konularında ise kayna Yolu üzerinde bir yerde oturan “Kırıkçı Mustafa” uzmandı. Bel ağrısı, lumbaga, sırt ağrısı, yel ve benzeri dertlerden şikayet edenler “Üfürükçü Hoca”, “Muskacı Hoca” diye bilinen “Muharrem Hoca” tarafından yapılırdı. Hocanın diğer dertlere de derman bulması pek bilinirdi. Psikolojik sorunları olduğu düşünülen kişiler okuması ve şifa vermesi için “Muharrem Hoca”ya götürülürdü.

Sarılık Hastalığı’na yakalanan yetişkinler ya da yeni doğan bebelerin sarılık derdini ise sarımsaktan yapılan bir karışımla ya da dillerinin altının jiletle kesilip kan akıtılarak yapıldığını duyar öğrenirdik. Burkulma, ezilme, vurma ya da kavgalarda darba alma gibi olaylarda bilinen bir uygulama vardı. Sorunlu bölge zeytinyağı ile ovulur ve haşlanmış ya da közde pişirilmiş soğan ve çekirdeğiyle ezilmiş siyah zeytin harmanlanır ve sorunlu yerin üzerine sıvanır ve üzeri tülbentle bağlanırdı. Sırt ağrısı çekenler uzman olarak bilinen kişilere gidip sırtlarına “Bardak Vurdurma” yaptırırlardı. Çay bardakları ısıtılır ve kesilmiş patates dilimleri üzerine dikilmiş kibritler yakılır ve vücudun belli yerlerine yerleştirilir. Üzerine bardaklar kapatılır. Bardak içinde eksilen oksijen yerini karbondioksit gazı alır. Deri bardağın içine doğru tepe yapar.

Dudaklarda ve ağız çevresinde çıkan “Uçuklar” da farklı yöntemlerle tedavi edilirdi. Ağaçtan koparılmış taze dal parçası ateşte ısıtılır ve “uçuk” üzerine bastırılırdı. Göz çevresinde çıkan “Kan Çıbanı” benzeri çıbanların da bir tedavisi vardı. Buna ait bilgi pek elde edemedim. Bu duyarlı işle kimlerin uğraştığını ve nasıl bir tedavi yaptıklarını pek anımsayan yoktu. Benim anımsadığım basit bir yordamdı. Kesilmiş keskin sarımsak sürülürdü göz kenarı çıbanlarının üzerine. “Nazara Uğrayan” ya da “Kem Gözlere Batan” kişiler ya “Üfürükçü Hocalar”a götürülür onlar “Nazar Duası” okunur ya da “Kurşun Dökme”de uzman teyzelere götürülürdü. Başına tülbent örtülen kişinin kafası üzerinde tutulan içi su dolu tepsiye “Eritilmiş Kurşun” dökülür ve bir şeyler mırıldanılıp dualar okunurdu.

Doğumlarda büyükten çocuklara aktarılan bilgiler geçerliydi. Doğumlar genelde evde gerçekleşir ve büyükler, komşu teyzeler hzır olurdu doğum evinde. Genelde doğum konusunda uzmanlaşmış “Halk Ebeleri” görev alırdı doğumlarda. “Göbek Bağı”nın kesilmesi ve kesilen bağın bilmem ne uygulamaları sonrası okul bahçesi, mezarlı kıyısı ya da tekin olmayan bir ağaç dibine gömülmesi gibi işlemleri olurdu. Bu tarz uygulamaların çocuğun ileride mesleğine ve zeka düzeyine etki edeceğine inanılırdı.

Erkek çocukların sünnet edilmeleri genelde ya okul öncesi yaşlarda ya da ilkokul birinci sınıf evrelerinde ev düğünleri ile aynı anda gerçekleştirilirdi. İlk zamanlar berberlerin sünnet işiyle iştigal etmeleri sonucu sünnetçilik işlevini de yerine getirmesiyle gerçekleşirmiş. Çocukluğumda anımsadığım “Sünnetçi”lerin bu işi yaptığı. Sünnet etme yetisini sağlık hizmeti aldıktan sonra mı yaparlardı bilen yok gibi. Ama evlere gidip iğne yapan kişilerin devletin resmi kurumlarından sağlık eğitimi almış kişiler olduğunu biliyorum. Derince’nin ilk gezgin iğnecisi “İğneci Fevzi” Büyük onlardan birisiydi. Bisikletiyle gidip her köşedeki talebe yanıt verirdi. Şırınga ve iğnelerini nasıl kaynar suda kaynattığını, iğne vurmadan önce oksijenli suyla iğne vurulacak bölgenin temizlemesini ve şırınga sonrası bölgeye tendirdiyot sürüp üzerine bir parça pamuk koymasını ilgiyle izlerdik.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

İçimizden Birisi: Muzaffer Sandalcı

İçimizden Birisi; Muzaffer Sandalcı
Yazım Tarihi; 22 Mart 2005 Pazartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Baba yadigarı derler.. Baba dostu.. Muzaffer Sandalcı rahmetli babam Mehmet Kiraz’ın görüştüğü, bildiği ve en sevdiği kişilerden birisiydi Derince’de. Çocukluğumda ailecek gidip geliyor muydum bilmiyorum.. Bizim oturduğumuz yer Topçular Mevkii denilen Fizan’da bir yerdi. Muzaffer Sandalcı’lar ise “Çarşı”da otururlardı.. Mesafeler uzaktı.. Ancak eskilerin Derince’sinde ise mesafeler o denli önemli değildi insanların bir birini yakından tanıması ve bir birine gidip gelmesi için..

Babamın yedeğinde Eski Çarşı’daki Saatçi Dükkanı’na gidip gelmelerimi anımsıyorum. Dükkanı yıllar ama yıllar yılı hep Mektep Sokak denilen sokağa bir dükkan bitişikteydi. Yanında “Tatarlar”dan “Kasap Cevdet” Dağlar’ın dükkanı vardı. İlk tanışmamızdan itibaren o bizim için ama özellikle benim için “Saatçi Muzaffer” Amca idi. Sevimli, cana yakın ve saygılı.

Babamla Muzaffer Amca iyi bir dost, iyi birer müşteri ve dükkan sahibiydiler. Dostlukları nasıl başlamış ve böylesine nasıl sevgiyle yıllar yılı sürmüştü bilmiyorum. Anımsadığım yaşımız ilerledikçe çocuklarıyla da dostluğumuzun gelişip serpilmesi ve babadan çocuklara kalan miras gibi dostluklarımızın da sürmesiydi. Oğlu Mehmet Sandalcı ile arkadaşlığımızın doruklara çıkması 1980’lerde dek sürmüştü. Sonrası yaşam savaşında her birimiz ayrı köşelere savrulmuş uzun yıllar süren kopukluklar girmişti araya. Büyük oğlu Metin Sandalcı ile aralıklı da olsa temasımız sürmüştü. Metin Sandalcı baba mesleğini devralmış Kuzey Derince’ye taşımıştı dükkanını. Mehmet Sandalcı ise yüksek öğrenimine devam etmiş kendisine ayrı bir yol çizmişti.

Büyük kızı Nevin’i bayram ziyaretlerinden anımsar gibiyim. Harmantarla’da aldığı bir arsa üzerine üç katlı mı ne bir ev yaptırmıştı Muzaffer Amca. Ondan önceleri Eski Limanyolu’nda bir ara sokağın en batı uçlarında harika, iki katlı ve bahçeli bir evin birinci katında oturduklarını anımsıyorum. Bu evlerini çok beğenirdim. Mehmet Sandalcı ile bu eve de çok sık gittiğimi ve sevgili Neriman Teyze’min beni oğlundan ayrı tutmadığını bilirdim. Nice leziz yemeklerini yemişliğim vardır. Unutmam ne mümkün! Keşke fırsat olsa da yine tadabilsem teyzemin yemeklerinden.. Ah geçmişi anmak ve eskilerde yaşanılan lezzetin ve muhabbetin tadına geç varmak ne buruk ve hoş bir duygu! Aynı sevecenliği ve sevgiyi Harmantarala’daki evlerine yaptığım ziyaretlerde de gösteriyordu. Küçük kızı Nilüfer Esin Derince Lisesi’nden sonra İzmit Eğitim Enstitüsü’nden mezun olup öğretmen olmuştu.

Yıllar akıp gitti. 1985’lerden itibaren ben Derince’den kopmaya başladım. Birçok arkadaş ve dostla olduğu gibi Muzaffer Sandalcı ve ailesinden de uzaklaşmış oldum. İlişkilerin koptuğu yıllarda ben evlendim. İlkin babam Mehmet Kiraz rahmetlik oldu. Yıllar sonra da annem Necmiye Kiraz. Kardeşlerimle temasımız sürdürmek için Derince’ye her gelişimde Metin Sandalcı’nın dükkanına uğrardım.

İş değiştirmeler, yeni arayışlar, çabalar ve yaşama tutunma meşakkatleri. Her birimiz bir yerlerde bir şeylerle uğraşırken Derince’de biçim ve kabuk değiştirdi. Yaşam D-100’ün kuzeyine kaydı. Teknolojik yenilikler ve bunların yaşamımıza girmesi çok hızlıydı. Uyum sağlayanlar değişen koşullara daha çabuk bütünleşiyordu yaşamın bu hızıyla. Bilgisayar evlere girdi. İnternet kullanımı hızlandı. Bilgilenme e-mail denilen yeni iletişim yoluyla daha hızlı oluyordu. Metin Sandalcı ile e-mail yoluyla haberleşiyorduk. Bir birimiz hakkında bilgiler alabiliyorduk.

Depremin ardından ben hep ötelediğim kendi öykümü yazmaya karar vermiştim. Bu işe soyunduğumda kendimi Derince’nin Öyküsü’nü yazarken ve Derince’nin her bir köşesinin resmini çekerken buluvermiştim. Derince ile temasım artmıştı. Birçok yazı ve resmi İnternet’te web sayfasına aktarıyordum. Öykülerimin çoğu Derince’deki yaşamıma dairdi. Öykülerimde birçok kişi yer alıyordu. Belleğimde kalanları, çocukluk anılarımı ve sokakları gezip dolaşırken kendi öykülerini benimle paylaşanların hikayelerini harmanlıyordum yazılarımda.

Yazılarımı okuyanlar e-mail ile bana erişiyor ve teşekkür diyorlardı. Kimisi de bazı bilgilerin eksik olduğunu belirtiyordu. Bir gün Mehmet Sandalcı’dan bir ileti almıştım. İletisinde babası Muzaffer Sandalcı hakkında kısa bilgiler sunuyordu bana. Daha sonraları Metin Sandalcı ve oğlu Murat Sandalcı’dan da benzer iletiler alacaktım. Baba dostum Muzaffer Sandalcı Amca’ya ait bilgiler, Mehmet Sandalcı’nın sağladığı ayrıntılara dayalıdır. Daha sonraki görüşmelerimizde Mehmet ve Metin Sandalcı kardeşlerin Derince’nin geçmişine dair kaleme aldığım yazılarda muazzam destekleri olmuştur.

Muzaffer Sandalcı 1921 yılında Rize’de doğmuş. O zamanlar Rize’de sadece ilkokul varmış. Oradan mezun olmuş. Zeyhan Neriman ile evlenmiş. Rize’den İstanbul’a göçmüşler. İstanbul’da deniz tankerlerinde makinist olarak çalışmaya başlamış. Çalıştığı akaryakıt tankerleri İstanbul Çubuklu ile Derince Petrol Ofisi arasında gidip geliyormuş. Derince’de bekleme süreleri çok uzun olurmuş bu gidip gelmelerde. Evinden uzak kalmalardan bıkmış olmalı ki evini İstanbul’dan Derince’ye taşıma karar vermiş.

Yıllar sonra Petrol Ofisi akaryakıt tankerlerini eskimelerinden dolayı satışa çıkartmış. Çalışanlarının da tazminatlarını vererek işlerine son vermiş. İşsiz kalan Muzaffer Sandalcı aldığı tazminatı ticarette kullanmayı düşünmüş. 1952 yılında, ömrünü vereceği aynı yerde bir dükkan kiralamış. İlk işi Bakkaliye Dükkanı açmak olmuş.

Değişen koşullara ayak uydurmuş. Derince’ye birçok ilkleri katmış. İlk Gazete Bayiliği, ilk saat satışı ve tamirciliği, ilk dikiş makineleri ve beyaz eşyalar. 30 yıl Siner dikiş makinesi bayiliği ve 2 yılda Philips bayiliği yapmış. 1970’li yıllarda da Sancak Oteli altında ilk mobilya mağazasını açmış.

Yıllar sonra kızı Nevin ailenin albümünü karıştırıp resimleri sayısal hale getirmiş. Metin Sandalcı bu resimlerden bir kısmını benimle paylaşmıştı. Resimlerden iki tanesi Eski Çarşı’daki dükkanın önünde çekilmişti. Bir tanesi Eski Limanyolu’nda sazlıklar arasında aldıkları arsada ilk evlerinin atılmış temelini gösteriyordu. Başka bir resimde Neriman Teyze çocuklarıyla eskilerin Ankara Asfaltı üzerinde poz vermişti. Bugünkü vızır vızır işleyen D-100’de sadece iki araç görünüyordu yolda.

Muzaffer Sandalcı amca şimdi Harmantarla’daki evinde yaşamının zevkini çıkartıyor. Cuma günleri büro gibi kullandığı dükkanında dostlarıyla yarenlik ediyor. Mehmet ve Metin Sandalcı kardeşlerin çalıştırdıkları Sandalcı Kuyumculuk camiden eve gitmelerinde uğradığı, soluklandığı bir yer. Farklı zamanlarında Muzaffer Sandalcı Amca’yı hem bürosunda hem de oğullarının işlettiği dükkanda ziyaret etmiş hayır duasını almıştım. Üzerimde hem Muzaffer Amca’nın hem de sevgili eşi Neriman Teyze’nin hakları vardır. Kendilerine gösterdikleri sevecenlik ve her tür hoşgörü için minnettarım. Yetiştirdikleri değer bilir çocukları onlara gurur veriyor olmalı.

Muzaffer Sandalcı’nın öyküsünü yazmamda bana sağladıkları destek ve bilgiler için özellikle Metin ve Mehmet Sandalcı’ya ve anı resimler için Nevin hanıma teşekkür ederim.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Derince’de Fotoğrafçılık

Derince’de Fotoğrafçılık
Yazım Tarihi; 14 Mart 2005 Pazartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Fotoğraf makinesinin bulunmasına dek belgeleme ve kaydetme yazıyla olmuş. Yazının ilk icadından sonra her şey yazıya dökülüp sonraki nesillere aktarılmış. Yazma ve kaydetme kağıdın bulunmasına dek hep en kalıcı madde olan taşa kaydetme biçiminde olmuş. Kağıdın icadıyla bilginin ayrı yerlere aktarılması ve tutulan bilgilerin sonraki nesillere devredilmesi işin yapısını çehresini değiştirmiş.

Peki, bir şeyin görüldüğü gibi aynısı ile aktarılmasına yanıt verebilmiş mi yazı ve kağıt? Elbette hayır. Devreye çizim girmiş. Yani görülen şeylerin çizilip resimlenmesi. İlk zamanlardaki basit çizimler zaman içinde daha olgunlaşmış ve gravür denilen çizimler ortaya çıkmış. Fotoğraf makinesinin bulunuşuna dek içinde yaşanılan her tür nesne gravürle çizilmeye çalışılmış. 18. yüzyılda fotoğraf makinesinin icadıyla her şey birden değişmeye başlamış. Bir Fransız’ın merakı günümüzün vazgeçilmezinin ilk temellerini atmasına yol açmış. Gözle görülen her şey aynısı ile sonraki zamanlara aktarılmaya başlanmış. Günümüzde yaşamın içinden resmi çıkarttığımızda her şey birden karanlığa gömülecektir. Onsuz bir yaşamı kimse düşünemez bile.

Geçmişi oldukça gerilere giden, belgelenip kanıtlanamamış olsa dahil eldeki bazı verilere göre Roma İmparatorluğu zamanlarına uzanan Derince’nin ilk görüntüleri ne zaman çekilmeye başlanmış? Resimlere giren ya bir yerin genel görüntüsüdür ya da orada var olan belli başlı yapılar ya da olaylardır. Derince’de ilk zamanlardan beri var olan önemli yapı, olay ve çevresel zenginlikler nelerdir ki resimle kaydedilmeye değsin? Osmanlı zamanlarından kalan bir Av Köşkü vardır. Cevat Abbas Paşa Köşkü. Önemli olaylar da Derince’den Haydarpaşa-İzmit Demiryolu Hattı’nın geçirilmesi ve Derince Limanı’nın yapımıdır. Sonraki zamanlarda Derince Limanı’nın Müttefik Güçleri’nce ama özellikle İngiliz Deniz Kuvvetleri’nce işgali, Mondros Silah Bırakması ardından Osmanlı Ordusu’ndan toplanan askeri malzemelerin imha edilmek üzere bugünkü Makine Sınıf Okulu alanı içinde kalan bir alanda toplanması.

Derince’nin ilk resimlerinin çekilmesi demiryolu hattının ve Derince Limanı’nın yapımını üstlenen Almanlar tarafından olmuştur. Cevat Abbas Paşa Köşkü ve Derince Limanı resimleri ilk kez Almanlar tarafından görüntülenmiştir. Sonraki resimler ise İngilizlerin, Amerikan Misyoner doktor ve hemşirelerinin çektiği resimlerdir. En azından şimdiki elde olan belgelere göre böyledir durum. Bir de 1935’lerde Derince’de yaptırılan Muhacir İskan Konutları ve Muhacirler’in görüntüleri var. Resimleri İzmit St. Barbé Kilisesi’nde görev yapan Conception Misyonerleri çekmiş.

Derince’de fotoğrafçılık işe ne zaman ve kiminle başlamıştır acaba? Bana göre ilk fotoğrafçı “Lazlar”dan Osman Siviri’dir. Herkesin tanıdığı, bildiği, neredeyse eskilerde her eve girip çıkan ve her ailenin aile fotoğrafçısı olan Osman Sivri. Eşinin adı Ayşe’ydi ve hiç çocukları olmamıştı. Onun varsa Derince’ye ait fotoğrafları onlara ne olmuştur, mirasçıları ondan kalan belgeleri ve makinelerine yapmıştır bilinmiyor. Ama durum öyle değil. Aktarıldığına göre ilk fotoğrafçı Foto Can’ın sahibi Durmuş Közler’miş. Dükkanı Eski Çarşı’da günümüzün Eskiciler Sokağı’nda “Bisikletçi İrfan Ağa”nın bitişiğindeki dükkandaymış. Ben bunu hayal meyal anımsıyorum. Şimdilerde oğlu D-100 üzeri kuzey yakada, T.C.Ziraat Bankası yanında baba mesleğini sürdürmekteymiş. Durmuş Közler’e ait aile bilgileri elde edemedim. Oğlunun dükkanına da gidip babasına ait bit söyleşi yapma olanağı da bulamadım işin doğrusu.

Zamanlaması nasıldır bilinmez ama iki fotoğrafçı vardı. Birisi Foto Aile ve diğeri Foto Yavuz. Foto Aile eskilerin Eski Limanyolu kuzey tarafta, Hürriyet Ekmek Fırını’nın hemen batı tarafındaki dükkandaydı. Sahibi Hüseyin Ayçiçeği’ydi. Dükkanını sonraki yıllarda Denizciler Caddesi’ne taşımıştı. Şimdi ise baba mesleğini oğulları yürütüyormuş. Dükkanları Tütünçiftlik’teymiş. Kendisi ise Derince’de oturuyor ve “Muhtar” Kadir Uzunoğlu’nun kahvesinde takılıyormuş. Hüseyin Gündoğdu ve oğulları ile de söyleşi yapma ve eski zamanları anma olanağı yakalayamadık. Umarım bu yazıdan sonra böyle bir fırsat çıkar.

Foto Yavuz olarak tanınan Yavuz Uras ise Denizciler Caddesi Serdar Sokak’ın gerilerinde bir yerde oturuyordu. Dükkanı ise Eski Limanyolu güney taraftaydı. Foto Yavuz’un mesleği devam ettirecek birisi olmadı. Dört kızı vardı. Ondan kalan makine ve resimlere ne olduğu ile ilgili ayrıntılı bilgim yok. Sadece en son Şenol Çamlıca’nın dükkanından eşi Kadriye Uras hanımla konuşmuştum. Amacım Derince’ye ait acaba elde birkaç resim kalmış mıdır diye.

Derince’ye fotoğrafçılık konusunda renk katan kişi ise renkli kişiliği, yaratıcılığı ve yenilikçi görüşleri ile Foto Hilmi diye bilinen Hilmi Keskin’dir. Eski Çarşı’da ilk dükkanını Foto Palet olarak anımsarım. Sonraları mesleğini İsmail İnci ile ortaklık yaparak sürdürmüştü. Çok sonraki yıllarda ise yanına kardeşini çırak almıştı. İzmit’te hala fotoğrafçılık işi ile uğraşan kardeşi Necat Keskin.

Hilmi Keskin ortağı İsmail İnce ile Eski Postane karşısında bir yapının altına taşımıştı dükkanını. Ardından gelen yıllarda ise Derince onlara dar gelecek ve dükkanlarını İzmit Kolordu Sineması karşısındaki apartmanın altına taşıyacaklardı. Hilmi Keskin dükkanı ortağı İsmail İnci’ye devredip Erzurum’a yerleşmiş. Neden böyle bir gurbet olayına kalkışmış bilinmez. Ama ortağı İsmail İnci mesleğini hala sürdürmekteymiş. Gidip görüşmedim ama bana aktarılan bilgilere göre dükkanı Çenesuyu’ndaymış. Umarım bir gün eskileri deşme ve Derince’nin geçmişine dair bilgilere erişme konularına uzanacak bir muhabbet ortamı yakalarız kendisiyle.

Hilmi Keskin’e ait bilgileri bana sağlayan ağabeyi Sedat Keskin. Çok arzu etmemize rağmen Derince’nin geçmişine dair yapacağımız sohbetleri yapamadık. Kendisi oğullarıyla birlikte eski mesleği yedek parçacılık işinde çalışmaktadır. Dükkanları Yeni Limanyolu’na giderken güney taraftaki benzin istasyonu içindedir. Kardeşleri Necat Keskin’i yakından tanırım. Çocukluğumuzda yarenliğimiz vardır. Ama “Derince’nin Öyküsü”nün yazımı evrelerinde kendisi ile yapmış olduğum kısa görüşmenin dışında bir görüşmem de ne yazık ki olamadı. O zaman acaba elinde Derince’ye ait eski resimler var mı diye sormuştum Necat Keskin’e. Olmadığını söylemişti.

İstasyon Caddesi kuzey tarafta yer alan Foto Aile’nin eskilerin Foto Aile’siyle sadece isim benzerliği var. Bugünkü fotoğrafçı dükkanının sahibi Zeki Şahin 1984 yılında Derince’ye gelmiş. Kendisi sağ olsun vakit ayırmış ve bilgi sağlamıştı. Derince’nin Geçmişi ‘ne katkıda bulunmuştu. Görüşmemiz 16.11.04 tarihindeydi. Yanımda Derince sevdalısı Ferit Toplu vardı.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Eski Derince Resimleri

Eski Derince Resimleri
Yazım Tarihi; 30 Kasım 2004 Pazartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Eskilerin Derince’si. Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Benim anlatmaya çalıştığım hayal değil. Gözle görülebilen resimler. 1920’ler. 1950 ve 1970’ler arası. Daha önceleri. 1873’ler ya da 1900’lar. Ocak 2000 tarihinden beri yazdığım ve bir kaç kez elden geçirdiğim Derince’nin Öyküsü deneme yazım var. Bu yazı Internet ortamında. Tamamlanmamış ve sürekli güncellenen bir Tarih Çalışması. Ortaya Derince’nin Tarihi çıkmış olacak.

Eylül 2004 tarihinden beri de Derince Express Gazetesi’nde Derince’yi bölüm bölüm anlatma çabasındayım. Köşe yazılarımın betimlediği görüntüler belleğimin içinde. Eskileri yaşayanlarda olduğu gibi. Büyüklerinin anlatımına tanık olmuş bireyler de bir biçimde eski zamanların görüntüsünü kafalarında canlandırmaya çabalaşmışlardır.

İlk başlardan beri eski zamanlara ait belli görüntülerin peşine düşmüştüm. Resimler çok önemliydi. Ne denli anlatılsa bir tek kare, sayfalar dolusu anlatımdan çok daha doyurucu olurdu. İlk elden iki resim vardı elimde. Manfred Pohl’ün Berlin-Bağdat Demiryolu’nu (1) anlatan kitabındaki iki kare. Birisi Derince Limanı Buğday Siloları’nı diğeri ise Cevat Abbas Paşa Köşkü’nü göstermekteydi. İki görüntü de uzaktan çekilmiş ve oldukça bulanık resimlerdi. Ama yine de şimdilik en eski resim olma özelliklerini korumaktalar.

Travers Fabrikası alanını görüntüleme gezimde (2) yönetim yapısının koridorunda iki resme rastlamıştım. Atatürk’ün trenle Derince’ye gelişini göstermekteydi. Halk Gazetesi’nde Atatürk’ün Derince’ye trenle gelişinin başka bir resmi vardı (3). Bu üç resimde de geri planda Derince’den pek bir şey yoktu.

Üçüncü gurup resimlerde ise Eski Merkez Camii, bir Derince Genel Görüntüsü ve Turgutreis İlkokulu bahçesinde Sabri Doğan ile çekilmiş resimler vardı. 1957 yılında çekilmiş olan ilkokul resmi çok önemliydi. Bu resimde birçok eski Derinceli kendisini bulabilir ya da onların torun ve yakınanları büyüklerini belirleyebilirdi. Eski Muhacir Mahallesi, Burak Sokak’ın D-100 kenarından çekilmiş resim ise Derince’nin 1969’lardaki görüntüsünü içermekteydi (4).

Derince’nin 1969’lardaki görüntüsünü bir de I. Dünya Savaşı sonlarına doğru, 1920’lerde İstanbul’dan Derince’ye gönderilen bir İngiliz askerinin ağzından dökülenlerle karşılaştıralım. Asker Derince’de gacırdayan lokomotiflerden, liman çevresi yapılardan ve silolardan başka bir şeyin olmadığından yakınmakta ve genel görüntü için ise Derince’yi İsviçre’deki bir köyle kıyaslamaktadır; “26 Ocak 1920; Dinlenme Kampı, Derince (Derindji). Atto isimli büyük bir tahıl gemisinin tahliyesinde gözetmenlik görevini gönüllü olarak yerine getirmek için, altımız bugün buraya vardık. Cuma ya da Cumartesi gününe kadar (burada) kalacağız, Oratava’daki (Oratava’nın ne olduğunu belirleyemedim) pasaja geçme önceliğimiz bulunmaktadır. Güzel bir yolculuk yaptık. Her ne kadar iki kez (yolculuğumuz) kesintiye uğrasa da- sözgelimi Nostancı’da (Nostandji yani Bostancı) ve Pendik’te, yanlışlıkla daha önceki durakta ?? ’e rapor vermek için götürülmüştük. Derince (Derindji) İzmit (Ismid) ve aynı ismi taşıyan körfezden yaklaşık 20 dakika uzaklıktadır – görünürlerde neredeyse hiç köy yok, sadece istasyon yapıları ve liman dokları. Uzak köşelerindeki manzara oldukça güzel, kar-kaplı tepeleri adeta İsviçre’yi andırmakta. Ancak bu taraflarda, alçak tepelerden, alçak çalılık ve muazzam ağaçlarla kaplı alanlardan başka hiçbir şey göze çarpmıyor. Bu yerin belli başlı özelliği sadece şunlar; çakallar, köpekler ve lokomotifler.” (5).

Dördüncü gurup resimler daha çok Eski Çarşı ve çevresinde çekilmiş bir tür aile resimleriydi. Eski Çarşı’yı bütünlemesine göstermiyor olsa da çarşıda yer alan “Gazeteci Muzaffer” Sandalcı’nın dükkanının öz yüzden resimleri vardı. Diğerleri ise “Gazeteci Muzaffer” Sandalcı’nın aile resimleriydi. Bence çok önemli resimlerdi. 1950’lerde insanların ne durumda olduklarını ve nelere sahip bulunduklarını betimlemekteydiler. Ancak Ankara Asfaltı’nın bugünkü Geçit hizalarında 1963 yılında çekilmiş bir resim var ki Derince’nin ve D-100’ün 40 sene önce ne durumda olduğunu göstermektedir. Turgutresi İlkokulu’nun İstasyon Parkı tarafında ama demiryolu ile park arasındaki alanda çekilmiş resim de bu bölgenin ne durumda olduğunu göstermektedir (5).

Bir de Herekeli bir İzmit Sevdalısı var. Atilla Oral. Her Pazar Özgür Kocaeli Gazetesi’nin ekinde İzmit Körfezi’nin geçmişine dair yazılar hazırlayan bir gönüllü. Bir yazısında Derince Limanı’nı incelemişti. Bu yazısında Derince’nin İngiliz İşgal Kuvvetleri’nin denetimindeyken, Mondros Ateşkesi’nin ardından Osmanlı Ordusu’ndan toplanan silahların Derince Askeri Alanı’nda imha edilişini gösteren resimler yayınlanmıştı (6).

Sözünü ettiğim ilk resimlerle Derince’nin geçmiş zamanlarına ait görüntülerinin bir tür Derince Resim Arşivi oluşmaktadır. Biriken bu resimler daha sonra bir kitap biçimine sokulabilir.

Derince’nin eski zamanlarına ait sizin de paylaşmak istediğiniz resimler varsa, lütfen bana bir biçimde erişin. Emaneten alınacak resimler taratılacak ve özgün biçimde sahiplerine iade edilecektir. Bunun dışında taratılmış ve sayısal biçime sokulmuş resimleriniz varsa bu resimleri de bana erkankiraz@yahoo.com ya da erkan.kiraz@toyotatr.com e-mail adresim üzerinden ulaştırabilirsiniz.

Açıklamalar & Dipnotlar;
(1). Manfred Pohl, Berling-Bağdat Demiryolu Hattı, bu görüntüler için sevgili dostum Marina Bauer Karaca’ya içren teşekkürlerimi belirtmek isterim.
(2). Derince Limanı, Travers Fabrikası ve çevresinin görüntülenmesi; 4 Haziran 2001. Bu görüntüler için eski Travers Fabrikası yöneticilerine, özellikle Fahrettin Ağiç’e minnettarım.
(3). 16 Kanunuevvel 1929 tarih ve 45 sayılı Halk Gazetesi. Bu görüntü için Derince Belediyesi’ne teşekkür ederim.
(4). 01) “Derince, Genel Görünüş 1969, Ferit Toplu”, 02) “Eski Merkez Camii, 1969, Derince, Ferit Toplu”, 03) “Turgutreis İlkokulu-Sabri Doğan, 1957, Derince, Ferit Toplu” resimleri için sevgili dostum Ferit Toplu’ya paylaşımı için teşekkür ederim. [Paylaşım Tarihi; 20.11.04].
(5). I.Dünya Savaşı’nda Bir İngiliz Askeri’nin Anıları;
http://members.madasafish.com/~sheila_weston/dadswar.htm
(6). 01) “Muzaffer Sandalcı, Karadeniz Bakkaliyesi, 1954, Derince”, 02) “Muzaffer Sandalcı, Saatçı, 1955, Derince”. 03) “Sandalcilar, 1963, Ankara Asfaltı-Geçit hizaları, Derince”, 04) “Sandalcilar, 1965, Derince”, 05) “Sandalcilar, 1965, Turgutreis İlkokulu-İstasyon Parkı demiryolu tarafı, Derince”, 06) “Sandalcilar, 1967, Derince”, 07) “Sandalcilar, 1965, Derince” resimleri için sevgili dostum Metin Sandalcı’ya teşekkür ederim. [Paylaşım Tarihi; 25.11.04].
(7). Özgür Kocaeli Gazetesi, Pazar Eki, 13.10.2002, Sf: 7, Atilla Oral, Türk Ticaret ve Sanayi Tarihi'nde İzmit Körfezi. Derince Limanı.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Eski Limanyolu Güney, Doğu ve Batı Yaka, Kuzeyden Güneye

Eski Limanyolu Güney, Doğu ve Batı Yaka, Kuzeyden Güneye
Yazım Tarihi; 21 Ekim 2004 Pazar, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Eski Limanyolu batı tarafında Çenedere’ye değin uzanmakta olan kuzeyden güneyde doğru yedi ara sokak, doğu tarafındaysa kuzeyden-güneye doğru altı ara sokakla bölünür. “Macır” Mahallesi-Eski Çarşı ana yolundan sonra, batıya doğru kıvrılarak demiryolunu geçer ve ikiye ayrılırdı. Sağa doğru giden yol, Deniz Birliği sahalarına girer, oradan Derince’nin eskilerde Vapur İskelesi olarak kullandığı iskelede biterdi. Sola doğru dönen ucunun birisi, Çenedere’ye koşut olarak devam eder ve doğruca Derince Limanı’ndaki Kayık ve Mavna Kalafathanesi’ne, diğeri ise daha da sola kıvrılarak Ahmet Ağa Suyu önünden İşçi ve Memur Lojmanları’na ve İşçi Yemekhanesi yapı ve eklentilerinin önüne kadar uzanırdı.

Eski Limanyolu’nun ilk zamanlar ismi Subay Mahallesi’ymiş. Çenedere’nin doğusu ile ta Yeni Limanyolu arasında kalan mahallenin adı Deniz Mahallesi oldu. Subay Mahallesi denmesinin sebebi Eski Limanyolu’nda çoğunlukla subayların oturmakta olmalarıymış. Deniz Mahallesi doğuda Çenedere’den itibaren ta Çınarlıdere’ye kadar tamamen düz bir zemin üzerinde yer almaktaydı. Bu kesim hala da öyledir.

Sözünü ettiğim yerlerin, yerleşim öncesi yani Demiryolu ve Ankara Asfaltı geçmeden önceki halini hep merak ederim. Kim bilir derelerin böldüğü, yemyeşil renkte, ulu ağaçlarla kaplı bir ova biçimindeydi. Daha Derince Limanı, Deniz Biriliği ve Petrol Ofisi ile arada kalan diğer ufak tefek fabrikaların olmadığı zamanlardaki biçimiyle bir hayal edin bu ovayı. Buranın güzelliği Derince’nin en yüksek tepesi olan Eski Mezarlık tepesinden kim bilir ne inanılmaz ve mükemmel bir manzara sunardı insanın gözlerine. adeta Bahçecik, Yuvacık ya da Balaban sırtlarından İzmit Ovası’nı izler gibi. Hiç buralara çıkıp İzmit Ovası’nı izleyip resmini çektiniz mi bilmiyorum. İnanın bu güzellik insanı büyülüyor.

Eski Limanyolu; Doğu Yaka, Kuzeyden-Güneye; [01) Hamit; “Berber Hamit”. Marshall çalışanı. 02) Fevzi Çakmak Geçidi. Eskilerde bu ara sokak oldukça dar bir yerdi. 03) Ferruz Yıldız; “Tekel Bayii”. Dükkanı sonraları Sümer Yüzer’in ağabeyi Tahsin Yüzer çalıştırmaya başlamış. 04) Tevfik; “Tevfik’in Birahanesi”. 05) Hamza Öz; “Karslı Hamza”. “Berber Dükkanı”. 06) “Tırpanlar”ın nakliye yazıhanesi, 07) Arif Dangoz; “Romanya Göçmenleri”nden. “Kunduracı Dükkanı”. 08) Eczane Sokak. İki sıra bahçeli ev. 09) Dar Sokak. Bu köşede bir Bakkal Dükkanı vardı. Dükkan İrfan Öztoklu’ya aitmiş. 10) Fırın Sokak. 11) Fırın Sokak ile Karanfil Sokak arasındaki iki katlı evin altında iki dükkan vardı. Kuzey taraftaki “Foto Yavuz” Uras’a ait “Foto Yavuz Fotoğraf Dükkanı”. 12) Güney köşedeki Bakkal Dükkanı ise “Bakkal İsmail”e aitti. 13) Kavaklar Sokak’ın kuzey köşesine çok sonraları bir Bakkal Dükkanı açıldı. Sonraki yıllarda Nankliye Yazıhaneleri. 14) Kavaklar Sokak ile Postane Sokak arasında bahçeli evler vardı. 15) Son evden sonra Postane Sokak’a dek bu alan İstasyon Camisi önlerine dek boş alandan ibaretti. 16) Çok sonraları köşeye Sümer Yüzer’in işleteceği Kahvehane açıldı. 17) 1980’lere doğru bu boş olan tamamen doldu. Aralarda oduncu ve kömürcü dükkanı açılmıştı. Sadece kahvehaneler vardı. 18) Postane Sokak. Salıpazarı’nın kurulduğu yer. Muhacir Mahallesi’ne ulaşan İkizler Sokak’la kesiştiği alan. 19) Postane Sokak’ın güney köşesindeki iki katlı yığma tuğla evin altında iki dükkan vardı. Güney köşedeki kesinlikle Bakkal Dükkanı’ydı. 20) En son sokak Karanfil Sokak. İstasyon Yapısı’na uzanan yol. Akasya ve Çınar ağaçlarının bol olduğu, bahçeli evlerin yan yana dizildiği yerler. 21) Karanfil Sokak’ın Demiryolu tarafında kalan evler DDY Lojmanları’ydı. Bakımlı, bahçe içerisinde farklı yapılardaki konutlardan oluşmaktaydı].

Eski Limanyolu, Batı Yaka, Kuzeyden-Güneye; Eski Limanyolu’nun yerleşim şeklini ve durumunu anımsamaya çalışacağım. Önce batı taraftan ta Demiryolu’na kadar gidecek, o zamanları hayal edip, ara sokaklara dalıp kaybolacağım. Ardından Doğu Yaka’ya bir göz atacağım. Asfalttan sonra Batı Yaka’da ilk sokak Kemal Acun Sokak ile ikinci sokak İnce Sokak arasında yer alan yapıda bir 01) Marangozhane yer alırdı. Abdullah Olgun’arındı sanırım dükkan ve yapı. Asfalt ile birinci sokak Kemal Acun Sokak arasında bir yapı yoktu. Marangozhane’nin önünde ya da yanında bir 02) Kahvehane vardı. Sonraki dükkan da 03) “Terzi Kadem” Yavuz varmış. İnce Sokak’ın güney tarafında 04) “Tatarlar”dan “Yoğurtçu Remziler” Erdemir’lerin “Yoğurt İmalathanesi” olmalıydı. Bu sokağın köşesinden itibaren üçüncü sokağa Yeşil Sokak kadar yan yana evler vardı. Bu dükkanlardan bir tanesi 05) Bahattin Amca’nın Çayocağı imiş. İnce Sokak köşesindeki yapının altında ise o zamanlara göre oldukça büyük bir 06) Bakkal Dükkanı vardı. Bu bina Adem Tüysüz’e aitmiş. Bakkal dükkanını, çok sonraları Dumlupınar Mahallesi muhtarı Mustafa Keskin’nin oğlu Nazmi Keskin devir alıp işletmeye başlamış. 07) Dumlupınar Muhtarlığı sokak içinde ama güney tarafta küçük bir dükkandaydı. Yeşil Sokak’ın güney köşesinde yer alan arsa boştu. Burası hala boş. Bir kısmını sokak yolu ile birleştirip araba parkı yapmışlar. Geri kalan kısmı ise büyük meyve ağaçları ile dolu, terk edilmiş bakımsız bir bahçe görünümünde. Kıbrıs Sokak girişinde ise sağlı sollu evleri anımsar gibiyim. Burada 08) Remzi Karakaş sonraki yıllarda bir Ekmek Fırını açmıştı ve bu fırın hala çalışmaktadır. Yapı ve arsanın sahibi Dr. Tahsin Özbek imiş. Çiğdem Sokak ise daha bir başka durumdaydı. Sokağın güney köşesinde yer alan arsa oldukça büyüktü. İçinde meyve ağaçları vardı ama etrafında herhangi bir bahçe çiti ya da duvarı mevcut değildi. Sokaklar genelde yan yana bahçeler ve bahçelerin geri taraflarında yapılmış evler biçimindeydi. Mutlaka her bahçenin bir duvarı vardı. Ya kerpiç ve briketten ya da ağaç çıtalardan. Bu sokak, sanki ortada bir yerden başlardı. Ortasına kadar olan kesimde yer alan bahçeler boş gibiydi. Nilgün Sokak bizim için bir başka özellik arz ederdi. Derince’nin bize yakın Yazlık Sineması bu sokağın içersinde, güney tarafında yer alırdı. Bahçe duvarı brikettendi. Sandalyeler ağaçtan ve bir birilerine arkalarından tahta çıtalarla tutturulmuş yan yana bitişik biçimde. Adı 09) Deniz Sineması idi. Sahnesi beton duvardandı diye anımsıyorum. Sokak oldukça dardı ama hala yerinde duran ev oldukça konforluydu. Sinema Üst İstasyon Caddesi’de yer alan İkinci Yazlık Sinema’nın sahibi “Elektrikçi Yüksel” Dürge’ye aitmiş. Sinemadan sonraki sokağın adı Güzel Sokak. Güzel Sokak’tan sonra bir ara sokak benzeri yer vardı ama sokak denilemezdi. Çıkmaz sokağa benziyordu. Nur Sokak. Sonraları bu çıkmaz sokağın kuzey köşesine bir yapı inşa edildi ve altına 10) Bakkal Dükkanı açıldı. Güney köşesine de bir yapı yapıldı ve çatısı yoktu. Bunun altında açılan bir 11) Bakioğlu Nakliye Acentesi’nde bir yıla yakın çalışmıştım. Reşat Bakioğlu’na ait acente.

İkizler Sokak, “Macır” Mahallesi’nden gelip Postane Sokak’a bağlanırdı. Bu sokağın her iki tarafı meyve bahçesiydi. “Macır Mahallesi”ne doğru gidildiğinde sol tarafta patika benzeri bir ara sokak vardı. Buna da pek sokak denilemezdi ya! İkizler Geçidi. Buranın normal sokak haline dönüşmesi sonraki yıllara rastlar. Bu sokağın kuzey tarafında yan yana balkonlu tek katlı iki ev vardı. Evlerden birisi Kurtaran isimli arkadaşların eviydi.

Kurtaran çocukluğumuzda da şişmandı ve uzun yıllar bu şişmanlığını korudu ve belki de hala şişmandır. Ara sokak ile dere arasında kalan yerde iki ev yer alırdı. Birisi taraçalı ve bodrum katlıydı. Eski Limanyolu’nun hem batısında hem de doğusunda yer alan ara sokakların pek değişmediğini gözledim. Buralara yaptığım görüntüleme ve anıları tazeleme gezilerimde gördüm ki buralar nerdeyse aynı özelliklerini korumaktalar. Ankara Asfaltı altının gözden düşmesi ve buraların ilgi dışı kalması bunda etkili olmuş galiba. Hele bazı sokaklar adeta çocukluğumdaki gibiydi. Ben bir an kendimi on iki on üç yaşlarında duyumsadım. İnanılmaz duygular yaşadım.

Eskileri anlatırken bugünkü sokak ve cadde adları kullanılmıştır. Derince belediye olduktan sonra birçok sokak, cadde, mahalle ve semt adı değiştirilmiştir. Eskilere ait isimleri anımsayanlar lütfen bana erişsinler.
© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.

Eski Limanyolu Üst, Kuzeyden Güneye

Eski Limanyolu Üst, Kuzeyden Güneye
Yazım Tarihi; 20 Ekim 2004 Cumartesi, Şirintepe-İzmit, Yayın Tarihi;
Günümüzdeki adı Fevzi Çakmak Caddesi olan Eski Limanyolu’na Denizciler Caddesi tarafından inen yol ve çevresinin eskilerdeki durumunda söz edeceğim. Eski Limanyolu, Alt ve Üst diye ikiye ayrılırdı. Ayrım elbette ki günümüzdeki adı D-100 olan, ilk zamanlardan beri Ankara Şosesi, Ankara Asfaltı anılan yoldu.

Aslına bakılırsa çok eskilerde böyle belirgin bir ayrım var mıydı pek bilmiyorum. Ama söz ederken nereden söz edildiğini belirlemek için çocukluğumda ve gençlik günlerimde üst ve alt eklemeleri yapılırdı Limanyolu adına. Üst Eski Limanyolu’nu Batı Yakası ve Doğu Yakası olarak ele alacağım. Anlatımı kuzeyden güneye doğru yapacağım.

İlkin Batı Yakası’nda neler vardı ona bir bakalım. Sokak başında “Lazlar”dan “Muhtar” Kadir Uzuner’e ait bir bakkal dükkanı. Hem muhtarlık işlerini yürütürdü hem de halka günlük hizmet sunardı burada. Bitişiğinde, sokak tarafında yine ona ait Uzunoğlu Kıraathanesi vardı. Kahveden güneye doğru ta Ankara Asfaltı’a değin boş arasalar vardı. Bu boş arsalar kimlere aitti acaba?

Bu alan sonbahar ve kış döneminde genellikle su ile dolardı. Çok sonraları kahveden sonraki yere bir apartman dikilmişti. İlkin bir Yoğurtçu Dükanı açıldığını anımsıyorum. Daha alt tarafa yıllar sonra tek katlı bir konut dikilmişti. Çatısı yoktu. Burada da bir Kahvehane açılmıştı. Yapı kime aitti, kahvehane kimin tarafından çalıştırıldı bilmiyorum. Çoğunluğu gençler doldururdu kahvehaneyi. Deprem öncesi zamanlarda çatısız yapının yerine dikilen apartmanın yıkıldığı söylenmişti. Şimdi D-100 kenarı ikincil yola koşut yükselen blok apartman, çok sonraları yapılmıştır. Eskilerde onun yer aldığı alanın batı köşelerinde bir iki iğreti meye ve ağacı olduğunu silik biçimde anımsamaktayım. Bu kesimi benden daha berrak anımsayanların desteği güzel olur aslında.

Yolun Doğu Yakası’nda kuzey köşede yer alan şahane bahçe, briketten bir duvarla çevriliydi. Duvarın üst kesitlerinde betona camlar kakılmıştı. Amaç bahçeye istenmeyen kişilerin girişlerinin engellenmesi. Bahçe, lakabı “Tıktık İbraam” olan ve öyle anılan “Tatarlar”dan İbrahim Kurt adlı bir amcaya aitti. Lakabının Dığıdık olduğunu da ileri sürenler var. Ama biz Tıktık olarak bilirdik.

“Tıktık İbraam Amca” bahçesi ile çok ilgiliydi. Çok özenli, ilgili ve biz çocuklara göre de oldukça bilgili bir kişiydi. Galiba hiç evlenmemişti. Veya yalnız yaşıyordu. Ya da ne bileyim biz onu öyle biliyorduk. Ama Şükrü isimli bir oğlu ve Sabiha isimli bir kızı olduğunu yaptığım söyleşilerden öğrendim. Bahçesi ile ilgilenmeyi çok severdi. Bahçesinde her tür sebze yetişirdi. Soğan, Kıvırcık ve Karalahana’ları hala anımsıyorum.

Bahçenin kenarlarında bazı ağaçlar vardı. Ancak ne ağaçları olduklarından pek emin değilim. Bahçenin Denizciler Caddesi tarafında, doğu köşesinde iki katlı bir ev ve onun hemen güney köşesinde tek katlı kendi evi vardı. Bahçenin Denizciler Caddesi ile Üst Eski Limanyolu’nun kesiştiği köşede, yani kuzey-batı köşesine bir büfe açılmıştı. Ondokuz Mayıs Büfesi. Bu büfe uzun yıllar burada varlığını korudu. Büfe “Abazalar”dan Adnan Tok’un abisi Özkan Tok’a aitti.

“Tıktık İbraam” amcanın bahçesinin hemen altında, dar bir patika yol vardı. Bu patikayla diğer ara yola yani Engin Caddesi’nin Denizciler Caddesi’nin bölüp güney tarafa uzandığı yola çıkılırdı. Ara sokaktan devam edildiğinde bugünkü Talgır Sokak olan eskilerin Yeni Hamam Sokağı’na geçilirdi.

Üst Eski Limanyolu’nun güney-doğu köşesinde hala sinema biçimindeki özelliğini koruyan yapı, Sinema yapısı ne zaman yapıldı anımsamıyorum. Sinema Cevat & Necati Şahin kardeşlere aitmiş. Sinema 1980’lerde filan kapandı. Üst katı kahvehane salonda düğün salonu olarak kullanıldı. 2004’lerde Kuzey Fevzi Çakmak Caddesi’ne bakan yüzünde mobilya mağazası açıldı.

Ancak sinemanın güney tarafında, sinemadan çok önceleri sadece iki katlı bir ev vardı. Sinemanın tam güney tarafındaydı. Çatısızdı. İki bölüm halindeydi. Evin önü Ankara Asfaltı’na bakardı. Batı köşesinde ilk zamanlar bir Bakkal Dükkanı varmış. Bu bakkalı kimin işlettiğini bilen var mı acaba? Sonradan bir fotoğraf stüdyosu açılmıştı buraya. Hüseyin Ayçiçeği’nin “Foto Aile” adlı fotoğraf stüdyosu. Şimdilerde Üst İstasyon Cadddesi’ninde Doğu Yaka’da hizmet veren “Foto Aile”nin eskilerin “Foto Aile”siyle bir ilgisi yok.

Yeni “Foto Aile” stüdyosunu çalıştıran Zeki Şahin ile bir ara ayaküstü muhabbet fırsatımız olmuştu. Sağ olsun bizi kırmamış sorularımıza kısa yanıtlar vermişti. Hüseyin Ayçiçeği hala Derince’de ikamet etmekteymiş. Çocukları ise baba mesleklerini Tütünçiftlik’te kuzey kesimde yer alan ana cadde üzerinde yürütmekteymişler. Amacımız hem bilgi almak hem de eskilerde Derince’de çekilmiş olası resimlerin izini sürmekti. Zeki Şahin 1970 doğumlu ve Derince’ye de 1984’lerde gelmiş.

“Foto Aile”nin batı köşede ise odunla çalışan bir Kara Fırın vardı. Ekmem Fırını yani. Hürriyet Ekmek Fırını’ydı adı. Fırın Hüseyin Çavuş’a aitmiş. Buraya fırın ekmeği almaya geldiğimi anımsıyorum. Hem de müthiş bir bir olayı da anımsamış oldum. Hayal meyal. Emin değilim. Yanıldığımı söyleyen çıkmazsa anımsadığımı doğru kabul edeceğim. Ben bu fırından “Ekmek Fişleri”yle ekmek aldığımı anımsıyorum. Bu fişlerin nereden dağıtıldığını bilmiyorum. Ama biz hep beş ekmek alırdık. Ya beş ekmeklik bir fişti bu, ya da birer adetlik ekmek fişleriydi söz ettiğim.

“Fırın Ekmeği” ya da “Francala” tabir ederdik. Çünkü ortalama her aile kendi ekmeğini kendi pişirir ve saklardı. Bahçelerde kurulu Ekmek Fırını’larında pişen ekmeğe de “Ev Ekmeği” derdi. Ekmekler galiba haftalık pişerdi. Rengi fırın ekmeğine göre daha koyuydu. Ekmek sert kabukluydu. Fırın ekmeği ise bildiğimiz tarzda idi. Biz çocuklar için bu oldukça çekici bir lükstü. Ancak, ailelerimiz için her zaman Fırın Ekmeği almak o denli cazip değildi. Ekonomik olarak.

O günkü koşullar altında ta Tarla’dan buraya gelmek biz çocuklar için pek kolay değildi. Evden buraya değin Ankara Asfaltı kıyısı ve bugünkü Derince Lisesi arsası da dahil, bu kesite değin hep çalılık ve fundalıktı. Bazı ağaçların boyları da oldukça yüksekti. Şahinler Sineması kıyısındaki patika yolun Ankara Asfaltı tarafında “Lazlar”ın, hala belli köylerde rastlanılan tarzda evleri vardı. Ahırları ve Mısır Depoları. Semaderler yani. Hani iki katlı olanlar. Dört ayak üzerine oturtulmuş ve üst katı kapatılmış tarzda olanlar. Evin sokak tarafında ağaçlar vardı. Günümüzde ulu kavak ağaçları duruyor. Aynı ağaçlar olabilir.

Sineme aile ev arasındaki meyve bahçesi boştu. Hala da boş. Ankara Asfaltı tarafı ta Geçit’e dek yolun zeminine göre daha aşağıda kalıyordu. Burada yürüyenler yolun güney tarafını göremiyorlardı. Hatta yolun hemen kıyısında ince, keçi yoluna benzer dar bir yürüme yolu vardı. Çukurluk alana yağmurlu havalarda su dolardı. Daha doğu tarafa yürümek isteyenler bu patika yoldan giderlerdi.

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Ferit Toplu ve Metin Sandalcı’nın sağladığı iki adet resim var. 1963 ve 1969’larda çekilmiş. Kırk küsur senelik zaman diliminde köyden kente dönüşen Derince’nin kabuk değişimini görüyor bakan.

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın önceden yazılı izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on various dates.

Access Info; Erkan KIRAZ; Work Address; Import & Export Expert, Toyota Otomotiv Türkiye A.S. P.K.161, Adapazari, Nehirkent 54000, Turkey. Tel: +90-264-295 10 82 Direct, Fax: +90-264-295 00 82,
erkan.kiraz@toyotatr.com Home Address; Kentsa Sitesi. A15, D: 1, Alikahya-Izmit, Turkey. Home Tel; +90-262- 319 41 00, GSM; +90-532-613 31 02, E-Mails; erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz-41@hotmail.com, URLs; http://www.mtuncel.com, http://www.gezinotlari.net, http://erkankiraz.blogspot.com, http://erkankiraz.multiply.com/, http://www.panoramio.com/user/2404315.