Showing posts with label Migration: Migrations - Immigrants. Show all posts
Showing posts with label Migration: Migrations - Immigrants. Show all posts

Tuesday, December 09, 2008

Kocaeli’deki Kırım Tatarları - Crimean Tatars In Kocaeli City, Turkey

**********************************
Kocaeli’deki Kırım Tatarları & Crimean Tatars In Kocaeli City, Turkey
**********************************
1699 Karlofça Antlaşması sonrası Macaristan’daki Türk Egemenliği son bulması sonrası gelişen Boşnak göçleri sayılmaz ise, 1850-1860 yılları Kocaeli bölgesine ilk müslüman göçlerinin olduğu yıllardır. Kırım harbi sonrası 1851-1855’de bölgeye gelen Kırım Tatarları ise bu göçmenlerin ilklerindendir.

Ancak Kırım’dan yola çıkan Tatarların tamamı Osmanlı topraklarına ulaşamamış önemli bir kısmı Bulgaristan sınırları içinde kalmışlar ve 1878 yılından itibaren Bulgaristan Prensliği’nin baskılarına maruz kalmışlardır. 1877-78 Osmanlı – Rus Savaşı esnasında ve sonrasında binlerce Müslüman Türk topraklarına göçe devam etmişlerdir. 1878-1912 yılları arasında Osmanlı’ya göç eden Türklerin sayısı 350,000 ve 1923-1933 arası göç edenlerin sayısı 101,507 ve 1934-1939 arası 97,181’dir.
[1] Türklerin göçü, temel yiyecekleri olan pirinç ekimi 1879 yılında çıkarılan bir kanunla yasaklayarak özendirilmişti. Bulgar nüfus artarken Türk azınlığın nüfusu 1887’de %26 iken yavaşça 1900’da %14’e kadar düşürülmüştü. [2]

Tatarlar, bu ilk göç dalgasında Körfez’in güney kıyıları ile Köseköy dolaylarına, İzmit’te misafir bulunan göçmenlerden Han ve Besni kabileleri Hendek kazası ile Düzce’ye; Altıkesik kabilesi ise Sabanca’ya yakın Kovalık, Kuşkaldıran ve Değirmensuyu adlı mahallelerde boş olan miri araziye yerleştirilmişler, Gaziler kabilesi Konya’ya gönderilmiş yine Nogay göçmenlerinden Hoca Ramazan Efendi Takımından bazı aileler istekleri üzerine Kandıra, Seferiye kazasında, Bahçesaray halkından Hacı Timur Bey ve diğerleri İzmit’te iskan edilmişlerdir.
[3]

1853-54 yıllarında Bahçesaray’dan göçle İzmit’e yerleştirilen İslam ile kardeşleri Mahmut ve İlyas Ağalar, halkın burada sıtmadan kırıldığını, sürekli cenazelerin kalktığını görünce buradan ayrılarak Düzce’ye yanaşmaya karar verirler. Geniş bir ormanlık araziyi devletten satın alarak beşinci aile yani bir anlamda kentin kurucusu olarak buraya yerleşirler. Bu arada 4-5 yıl Romanya’da kalmış İslam Ağa’nın dünürü Murat Asıl Ağa da Düzce’ye yerleşir.
[4]

Tatarların Kırım’dan bu ilk hareketlerinde, yöremizde yerleştirildikleri yerler, yukarıda belirtilenlerin yanı sıra şunlardır:

- İhsaniye (Tatarköy): Tatar-İhsaniye olarak da tanınmakta olup Osmanlı-Rus savaşları sırasında Kırım’dan gelen Tatarlar tarafından kurulduğu bilinir. Daha sonra Batum’dan ve 1930’larda Trabzon yöresinden gelenler de yerleşmiştir. Bedestânî Hacı Hüseyin Efendi tarafından köye bir cami yaptırılmıştı. Köy mezarlğında bugün ayakta kalan mezar taşlarında okunabilen ölüm tarihleri 1881-1914 yılları arasında değişmekte olup ölenlerin lakapları olarak Debre’li, Istrova’lı, Kırım’lı Göçmen, Sultan Çiftliği Nazırı, ve Yanak kelimeleri görülmektedir.
[5]

- Kullar Köyü: Tatar Mezarlığı’nda sayıları gittikçe azalsa da hala Tatar mezar taşlarına rastlanılmaktadır.

- Sümbüle Karyesi (Sarımeşe Köyü),

- Türk, Tatar ve Abazlardan oluşan halkı ile Nusretiye köyü,
[6]

- Kandıra yolu üzerinde Göğüşler (Akçagil) - Teksen (Düzköy) arasında Tatar Ahmet Köyü (Çakmaklı-Deli Hasanlar), bu köy İzmit Sancağı Ağaçlı Kazası 1844 yılı Temettuat Defterleri’nde
[7] Tatar İlyas Divanı olarak görülmektedir. [8]

Tatarlar, hemen yerleşerek iklime uyum sağlamışlardır. Örneğin Pertev Mehmed Said Paşa, Darıca’da yerleşmiş Tatar asıllı bir aileye mensuptu ve Darıca’da doğmuştu.
[9] 1924 Yunanistan mübadil göçmenlerinden Gündoğdu’ya yerleşenlerin, ilk yıllarında Tatar İhsaniye’ye tütün kırmaya gitmeleri de ekonomik yaşam hakkında önemli bir veridir.

*Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde Kocaeli Tatarları

Konu belge özetlerine göz atıldığında ilk göze çarpanlar;

1860-65 dönemi

* Bolu'ya İzmit yoluyla gönderilecek iki yüz hane Kırım muhacirlerinin iskanı için tedbir alındığı.
[10]
* Kırım muhacirlerininden bir kısmı İzmit'te iskan edileceğinden icab eden tedbirin alınması ve hazırlık yapılması.
[11]
* Bahçesaray ahalisinden bazı muhacirinin İzmit'e iskanı.
[12]
* İzmit'e yerleştirilen Nogay ve Çerkes muhacirlerinin iskanları için kış gelmeden ev yapılması.
[13]
* Yalta muhacirlerinden olup Rizeli Salih Kaptan'ın gemisiyle İzmit'e gelenlerin iskanları.
[14]
* Kırım muhacirlerinden ve Bahçesaray ahalisinden bir miktar nüfusun İzmit'e yerleştirilmesi.
[15]
* Kırım muhacirlerininden Hoca Cemil Efendi Takımı'ndan bir miktar nüfusun İzmit'te yerleştirilmesi.
[16]
* Kırım muhacirlerinden ve Bahçesaray ahalisinden bir miktar nüfusun İzmit'e yerleştirilmesi.
[17]
* Nogay muhacirlerinden ve Yedsan Kabilesi'nden bir miktar nüfusun Ankara'da iskanları.
[18]
* Kırım muhacirlerinden İzmit'e gönderilenlerin iskanına itina gösterilmesinden memnun olunduğu.
[19]
* İskan için İzmit havalisine gönderilen Kırım muhacirlerinden dört yüz kişiye iskanlarına kadar nan-ı aziz veya bedelinin verilmesi.
[20]
* Kocaeli'ye gönderilen Kırım muhacirlerinin iskanı için lazım gelen muamelenin icrası.
[21]
* Kırım muhacirlerinden ve Bahçesaray ahalisinden olan sekiz hanenin İzmid civarında iskan edilmeleri.
[22]

1901-1904 dönemi

* Tatar Müslüman muhacirlerinin Dersaadet'e geldikleri ve Derasadet'ten gidenler.
[23]
* Kırım ve Rumeli Müslüman muhacirlerinin İzmid'e gönderildikleri.
[24]
* Gekböze (Gebze)'de başıboş dolaşırken yakalanan Kırımlı Hasan adlı şahsın Rusya askerliğinden firar ettiğinin anlaşıldığı.
[25]
* İzmid'in Tatar Nusretiye karyesi muhtarıyla idare olunan Balaban karyesinin nüfusunun artması ve muamelelerin vaktinde ifası mümkün olamaması sebebiyle ayrıca muhtar tayin edilmesi.
[26]
* Kırım'dan gelerek İzmid'e bağlı Özge köyünde iskan edilen muhacirlere tohumluk ve zahire verilmesi.
[27]

1920

* Yunan kuvvetleri tarafından Millîcilerden gasp edilen silahların İngilizlere teslim edilmesi, İzmir cephesinde Yunanlıların Kuva-yı Milliye'nin taarruzu neticesinde geri çekilmesi, İzmid'deki Yunan kuvvetlerinin Yunanistan'a dönmesi ve Kırım'dan Dersaadet'e mülteci akını beklendiği.
[28]

*Kurtuluş Savaşı

Kurtuluş Savaşı sonlarına doğru İzmit’in Yunanlılar tarafından tahliyesi yani Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusu tarafından geri alınması öncesi İzmit ve civar müslüman halkından olmak üzere 370 kişi esir alınarak Esliha vapuru le Atina’nın Liosia Esir Kampına götürülmüşlerdi. Bu arada Pire’den Atina’ya sevk edilenlerden, süratli yürüyemeyen Emekli Yüzbaşı Osman Efendi ile Adalı Tatar Ahmet Dayı süngülenmişlerdi.
[29]

*Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Kocaelili Tatarlar Hakkındaki Arşiv Belgeleri

* İzmit'te iskan isteğinde bulunan Kırımlı Yusuf Bey'in durumu.
[30]
* Aydoslu Ahmet oğlu Halil Remzi ile Kırımlı Akmolla oğlu Abdullah'ın mülteci sıfatıyla Kocaeli'de iskanları.
* Romanya'dan gelen Tatar ırkından Mehmet oğlu Abdulkelam'ın Kocaeli'de ikametinin uygun olduğu.
[31]

*1930 sonrası Tatar Göçleri

1930 ve sonrası yıllardaki ikinci göç dalgasında ise Tatarlar şu merkezlere yerleşmişlerdi.

Akmeşe: Bu köye Yunanistan, Bulgaristan (Pomak) ve Yugoslav göçmenlerinden sonra Romanya Tatarları da yerleşmiş ancak pek çoğu daha sonra Eskişehir’e gitmişler ve bölgede birkaç hane Tatar kalmıştır.
[32]

Derince: Söylentiye göre 1850 göçmenlerinden İzmit çevresine yerleştirilen Tatar Türklerinden bazıları bulundukarı yere uyum sağlayamayarak Derince ve Yarımca’ya yerleşmişlerdir. Sevgili Dostum Erkan Kiraz, Derince Gazetesi’nde yayınladığı bu bölgede bir sözlü tarih çalışması yapmış olup tesbit ettiği Tatar kökenli kişiler ve öyküleri şöyledir.

Biz Nazif, Ahmet Zer, İbrahim Mete ve Mustafa Akın köşedeki Uzunoğlu Kıraathanesi’nin asmalı ve ağaçlı bahçesinde oturduk. O zamanlardan bilirdim. Adı Fikran Öz. Fikri demekmiş Fikran. Derinceli “Tatarlar”dan. Onun öyküsünde Tatarlar ağırlıklı olacak. Kapıyı bize eşi Necmiye hanım açmıştı. Bayramlaştık. Ziyaret sebebimizi Ferit Toplu açıkladı. Kolay değil insanları birden 70 sene öncelerine götürmek.

Solumda saygıdeğer Fikran Öz. Onun yanında eşi Necmiye hanım. Sağımda Ferit Toplu. Göç öykülerini dinleyeceğiz. Öykü anlatanın öyküsü. Biz sadece aktarmada aracıyız. Derince’nin 1934’lerdeki durumunu yaşayan kişilerden duyacağız. Nerelerden sökün etmişler? Nerelerde kök salmışlar? Biz soracağız o anlatacak.

Bir biçimde konu açılıyor. Ara ara olsa da gidiyor gerilere Fikran Öz bey. 1929’de, Romanya’nın Köstence ilinin Karaömer Köyü’nde doğmuş. Babası Akif, annesi; Kafiye. Romanya Köstence Limanı’ndan 6 yaşındayken 1935 senesinin Mayıs ayında Nazım Vapuru ile Derince Limanı’na gelirmişler. Romanya Köstence’den göçmenleri iki vapur almış. Diğer vapurun adı Cumhuriyet Vapuru’ymuş. Cumhuriyet Vapuru yolunu şaşırıp ve Nazım Vapuru’ndan iki hafta kadar geç gelmiş Derince Limanı’na.

Göçmenler Derince’ye gelmeden önce Tuzla’da hamam sokulurlar. Burada tüm göçmenler temizlenir. Bir tür karantina. Temizlenme ve denetim sonrası feribotlarla gemiye geri götürülürler. Derince Limanı’na inmelerinden sonra eski Tahıl Silo Depoları’nın arasında kalan manevra hatları üzerindeki tren vagonlarına yerleştirilirler. Burada geçici barınaktayken kendilerine helva, çorba ve belli kuru gıdalar temin edilir.

1935 yılında göçmenlerin beraberlerinde getirdikleri tüm eşyalar İzmit’te Yenicuma Camisi’nin içine konur. O zamanlarda cami kapalıdır. Cami, Cuma’dan Cuma’ya açılmaktadır. İsteyenler gidip eşyalarını denetlemektedir. Geçici olarak yerleştirildikleri vagonlardan alınıp İzmit Fevziye Camisi güney tarafında yer alan eski Reji (Tekel) İdaresi’ne ait Tütün Depoları’na yerleştirilirler. Bu sıkıntılı yaşama son verip, ailesini huzura kavuşturmak isteyen aba Akif Öz, İzmit Bağçeşme’de kiralık bir ev tutup oraya taşır aileyi.

Parası olanlar benzer girişimlerde bulunur. Derince’de Muhacir İskan Haneleri’nin 1936’da inşaatları başlar ve 1937 yılında tamamlanır. Anne Kafiye Öz evin bakımını yaparken hastalanır. Şimdiki Devlet Hastanesi’nin başlangıcı olan ve Topçular Mahallesi sırtlarında, şimdiki ilkokulun gerisindeki alanda kurulu olan Millet Hastanesi’ne yatırılır. Kötü koşullarda üşütmüş ve ağır hastalanmış olan anne burada vefat eder.

Romanya Göçmenleri Düzenli Yerleştirme öncesi, çeşitli yerlere gönderilirler. Adapazarı’na bağlı Fındıklı ve Elmalı Köyleri ile İzmit’e bağlı Akmeşe, Sarımeşe, Kullar Rahmiye (Karaçalı) Köyleri’ne gönderilirler.

Fikran Öz, askerden sonra 17 yaşlarındaki Necmiye hanım ile, 1952 yılında evlenir. Esen, Nesrin, Güler adlarında çocukları olur. Dördüncü çocuğunun adını öğrenemedim. Petrol Ofisi’nde işe girmesine Fahrettin Toplu vesile olur.

Sevgili Fikran Öz, Büyük Romanya Göçü’nde Derince’ye Tatarlar’la birlikte sadece 5 hane “Romanya Göçmeni” geldiğini, diğer hanelerin 1947 yılında Derince’ye Trakya’dan geldiklerini aktardı. İlginçti, yol arkadaşları Türkmenler’den hiç söz etmemişti. Hiç zorlamadım. Annemin babası Halil Orataş “Ağa”, eşi “Huriş Hala” ve Elektrik Trafosu kuzeyinde oturan Tunalar, Türkmen gurubunu oluşturmaktaydı. Aynı zamanda aynı vapurlarla gelmişlerdi Derince’ye. Onların göç öyküleri benzerdi. Arada başka savrulmalar vardı.

Romanya’dan muhacirler 62-63 karma hane olarak gelirler Derince’ye. Sevgili Fikran Öz, Ferit Toplu’nun yardımı ve anımsatmalarıyla 1935 yılında Derince’ye ayak basmış muhacirleri aşağıdaki gibi sıraladı. Aşağıdaki isim kümelerinde “” içinde olanlar lakapları, X’ler bilinmeyenleri, ()’ler ise açıklayıcı bilgileri içermektedir. Sıralamada eksik bilgileri tamamlamak isteyenlere müteşekkir kalırım.

Derince’nin 1935 Romanya Muhacir Aileleri şunlardır; 01) Kazım X, 02) Refi X, 03) Şefik Erbay (Eski Çarşı’da Musebeci), 04) “Dıgıdık” İbrahim X, 05) “Lüpü” Kerim X, 06) “Koyuncu” Rasim (Koyunlu) Şenol, 07) Hıdır Canbek, 08) Refik Özkal, 09) Zekeriya Yıldırım, 10) (Sülman) Süleyman Toplu, 11) Rıza Talgır, 12) Abdüsselam Caymaz, 13) Mehmet Salih X, 14) Yusuf X, 15) Necip Korel, 16) Kazım Nakuş, 17) “Arabacı” Enver Gündoğdu, 18) Mehmet Demir (Romanya Göçmeni), 19) Sezai Yıldırım, 20) Hamit Aybar, 21) İbrahim X (Sultan Öğretmenin babası), 22) Süleyman Özkay, 23) Cevdet Toplu, 24) Bağış Günaydın (Turan-Burhan Günaydın’ın babası), 25) İsmail Demir (Romanya Göçmeni), 26) “Korucu” Akif Aslı (Romanya Göçmeni), 26) Bilal X, (Romanya Göçmeni), 27) Recep X, 28) (Seytemin) Seyit Emin Tansık, 29) Süleyman X, 30) “Müezzin Ablekim” Abdülhekim X, 31) “Kuyucu” Salih X, 32) Mehmet X (Romanya Göçmeni). 35) Mehmet Ay, 36) Ferhat Demir (Romanya Göçmeni), 37) Abdurrahman Tansık, 38) Müsfire Toplu, 39) İslam Batur,
[33] 40) Nuri Çelik, 41) Rasim Toplu, 42) Tevfik Esen, 43) Münin Yılmaz (Adapazarı Arifiye Kalaycılar Köyü’nden), 44) “Kasap” Kemal Çıray, 45) Murat Türker, 46) Rıfat Koyunlu, “Türk” Nail Öztoplu, 47) Süleyman Önyılmaz, 48) “Daslı” Murat Daslı, 49) Mesut X, 50) Refik Nakuş, 51) Mahmut Toplu, 52) Esat Özlü, 53) İzzet X, 54) “Sülman” Süleyman Önyılmaz, 55) Yusuf Orak.

Tatar adlarından söz ederken hep “Akay”la bitiriyordu. Yusuf Akay, Sülman Akay, Seytemin Akay gibi. Akay, ağa, ağabey, aka demekmiş. Apakay; kadın, kız, Bala; genç, delikanlı demekmiş. [Söyleşi; Fikran-Necmiye Öz. Ferit Toplu’nun destekleriyle ile 16.11.04].

Erkan Kiraz’ın annesi Necmiye (Orataç) Kiraz’ın teyzesi Bedriye Özün’ün kısaca Romanya Göç Öyküsü; [Subaşı: Romanya Göçmenleri ve Göç Öyküleri; Subaşı Köyü’ne Köye Bulgar göçmenlerinin yerleşimi 1935’lerde ve sonraki yıllarda. Romanya Muhacirleri ise Köstence, Deliorman ve Tutrakan bölgelerinden gelmiş. Subaşı Köyü 135 Haneymiş. Eskilerde Kaytazdere üzerinde kemerli bir köprü varmış. Belediye başkanı: İsmail Fidan (2001). Köstenceli Nail Ayaz; Ahmatlar Köyü’nün şimdiki Bulgarca adı Stefan Karaca, Seremet’in adı ise Veseles. Deliroman bölgesi olarak adlandırılan yerdeki Gence, Çanakçılar, Yeniceköy ve Asfalkör köylerinden Bulgaristan Türkleri gelmiş. Bir kısmı Subaşı’na diğerleri ise Fulacık, Kızderbent, Merdigöz’e yerleşmişler]. [Ziyaret Günü; 21.07.01 & 28.07.01. Altınova-Yalova: Beyti Özün, Şükriye (Özün) Oyman, İsmail Fidan, Nail Ayaz].

*Derinceli Tatarlar
[34]

İstasyon Kıraathanesi’nin hemen üst tarafında “Tatarlar”dan Talat Çorabay’ın bakkal dükkanı vardı. Yapı iki katlıydı. Yanındaki yapı da iki katlıydı. Şefik Erbay’a ait. Oğlu Kubilay sonraki yıllarda üst katta Muhasebe Bürosu açmıştı. Ara sokağın şimdiki adı Rızabey Sokağı. Bu sokak çıkmaz sokaktı ilk zamanlar. İstasyon Parkı’na geçiş yoktu. Sokağın en ucunda bahçeli Tatar Evleri vardı. Sokağın içinde kuzey köşedeki kahvehane “Tatarlar”dan Hamdi Toplu’nunmuş.

Rızabey Sokağı’nın kuzey köşesinde “Tatarlar”dan. “Ayakkabıcı Enver” & Hudusi” Çolpan’lardan alışveriş yapardık. “Tatarlar”dan Beytullah Çolpan’nın Bakkal ve Tuhafiye Dükkanı. Çıkmaz sokak, bahçe çitlerinin gerisiden yapılmış tek katlı “Tatar Evleri”nden ibaretti. “Tatarlar”dan Sadık Çolpan’ın Pastanesi. Oğlu Embiya Çolpan yıllarca direnmişti baba mesleğini sürdürmek için. Şimdi Hüseyin Turan’ın Uğur Köfte & Kokoreç dükkanı var.

Çıkmaz sokağın adı Şemsettin Sakağı idi. Kuzey köşede sokak tarafında beton direkleri olan uzunlamasına bir dükkan vardı. Lokanta oldu. Kahveye döndü. Dip köşesinde de bir Berber vardı. “Berber Edip”in dükkanı. Sonraki dükkan “Tatar Hanis” Günaydın’ın oğlu Yüksel Günaydın’ın Elektrikçi Dükkanı. “Tatarlar”dan Cevdet Dağlar’ın Kasap Dükkanı. Köşedeki dükkan. Oğulları hala sürdürüyorlar mesleği.

Ara sokağın şimdiki adı Fırın Sokak. Bu yol hem Derince Minibüs ve Otobüs Durağı’na doğru kıvrılır hem de Turgutreis İlkoulu’na giden Mektep Sokak’a bağlanır. İlk zamanlar burada “Tatarlar”dan İrfan Toplu’nun Tekel Bayii varmış. Kuzey köşedeki dükkan “Tatar Sabahattin”in terzi dükkanıydı. Bitişiği Kahvehane’ydi. “Tatar Zihni”in.

Turan Güler 12 yaşlarındayken ailesi Derince’ye gelmiş. İlk oturdukları ev Tatarlar’dan Hanis (Günaydın) Ağa’nın bağının güney-doğu köşesindeki evmiş. Cumhuriyet İlkokulu ile Merkez Camisi karşısında yani güney taraftaki park alanının doğu köşesinde iki katlı bir yapı yer alırdı. Dükkanlardan biri, ayakkabıcı Tatar Yunus Amca’nın küçük dükkanı idi.

Belediye yapılarının hemen doğu-kuzey köşesi ise akasya ağaçlarıyla kaplı bir yerdi. Bu köşede iki katlı bir evle tek katlı bir kahvehane vardı. Bitişiği ise Bakkal Faik Amca’nın dükkanı. Bir de kardeşi vardı. Adnan. Tatarlardan. Merkez Camii çevresi neredeyse tümden Nogay ve Akay Tatarları’na ait konutlarla çevriliydi. Bakkal Faik Amca bizim için “Affan Baba”ydı. Bize tüm düşlerimizi gerçekleştirecek her şeye sahipti dükkanı adeta.

İstasyon Caddesi’ne Derince Eczanesi açılacaktı. Dar bir ara sokak vardı. Şimdi Eczane Sokak olmuş. İki dükkanın bulunduğu tek katlı ev. Güney köşede Tatarlar’dan “Dilsiz Berber” İrfan Sefit’in Berber Dükkanı. Rasim Alptekin. “Tatarlar”dan. Derince ve Topallar Köyü’nün ilk muhtarlarından.

*Derince’de Top Koşturan Tatar Oyuncular; (Gökhan Yiğit’in babası Muammer Yiğit’in kardeşi) “Tatar” Müzekker Yiğit, ve “Tatar” İrfan Toplu.


[1] Eminov Ilia, Turkish and Other Muslim Minorities in Bulgaria (New York, 1997), 79.
[2] Şimşir Bilal, The Turks of Bulgaria (1878-1985) (London, 1988), 5; Crampton, "The Turks in Bulgaria," 42-50.
[3] Çetin Atilla, Kocaeli Tarihinden Sayfalar, s. 47, 57, 78, 79
[4] Özümcan İrfan, Kırımdan Düzce’ye Bir Tatar Ailesi, Bizim Kırım, Sayı 9, 1/2006, sayfa 92. Konu dergiyi bana aktaran torun Mithat Nurcan Derici (doğum - Düzce 1949), baba (Bekir Sıtkı Derici- 1971’de 67 yaşında vefat. Ale “Göçerler” olarak anılıyor) tarafının 1864 yılında Romanya Aktoprak’tan Bulgaristan Pravida’ya (Varna’ya yakın) göç etitklerini, 1884 yılında ise Bolu’ya geldiklerini ancak daha sonra at arabası ile Pravida’ya geri döndüklerini ve 2 yıl orada kaldıktan sonra baskı artınca tekrar Bolu’ya geldiklerini aktardı.Bu kez devletin verdiği 70 m² evlere yerleşmişler.
[5] Gallitekin, Gölcük Mezar Taşları
[6] Cuinet Vital,, v. IV, 11, çev. F. Yavuz Ulugün, Vital Cuinet 1893 Yılı Gezi Notlarından Kocaeli ve Çevresi İstatiksel Verileri, Kocaeli Demokrat Gazetesi 11/2006-02/2007
[7] Kınay Ali, İzmit Rotary Kulübü, 2005
[8] 1844 yılının kitlesel göçlerden önceye denk düşmesi nedeniyle bu divanın Tatar olarak ünvanlandırılmasının araştırılması gerekir. Olasılıklardan biri de Tataran yani Tatarlar (Postacı ekipleri) kelimesinden gelmesidir.
[9] Sicil-i Osmaniye, II, 38
[10] BOA, 28/M /1277 (Hicrî), 16.08.1860, Dosya No:421, Gömlek No:17, Fon Kodu: A.} MKT.UM..
[11] BOA, 29/M /1277 (H), 17.08.1860, Dosya No:421, Gömlek No:28, Fon Kodu: A.} MKT.UM.
[12] BOA, 05/S /1277 (H), 23.08.1860, Dosya No:422, Gömlek No:46, Fon Kodu: A.} MKT.UM.
[13] BOA, 24/Ra/1277 (H), 10.10.1860, Dosya No:327, Gömlek No:1, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[14] BOA, 26/Ra/1277 (H), 12.10.1860, Dosya No:327, Gömlek No:20, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[15] BOA, 30/Ra/1277 (H), 16.10.1860, Dosya No:327, Gömlek No:54, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[16] BOA, 30/Ra/1277 (H), 16.10.1860, Dosya No:327, Gömlek No:53, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[17] BOA, 30/Ra/1277 (H), 16.10.1860, Dosya No:327, Gömlek No:54, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[18] BOA, 06/R /1277 (H), 22.10.1860, Dosya No:328, Gömlek No:9, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[19] BOA, 06/C /1277 (Hicrî), 20.12.1860, Dosya No:335, Gömlek No:91, Fon Kodu: A.} MKT.NZD.
[20] BOA, 06/Ş /1277 (H), 17.02.1861, Dosya No:455, Gömlek No:23, Fon Kodu: A.} MKT.UM..
[21] BOA, 03/Z /1277 (Hicrî), 12.06.1861, Dosya No:477, Gömlek No:68, Fon Kodu: A.} MKT.UM.
[22] BOA, 18/Z /1281 (Hicrî), 13.05.1865, Dosya No:331, Gömlek No:98, Fon Kodu: A.} MKT.MHM.
[23] BOA, 19/B /1319 (Hicrî), 01.11.1901, Dosya No:31, Gömlek No:35, Fon Kodu: Y..PRK.ZB.
[24] BOA, 25/B /1319 (Hicrî), 07.11.1901, Dosya No:31, Gömlek No:53, Fon Kodu: Y..PRK.ZB.
[25] BOA, 12/Ni/1321 (H), 01.12.1903, Dosya No:413, Gömlek No:47, Fon Kodu: ZB.
[26] BOA, 16/M /1322 (H), 02.04.1904, Dosya No:52, Gömlek No:38, Fon Kodu: DH.TMIK.S.
[27] BOA, 06/L /1322 (H), 13.12.1904, Dosya No:526, Gömlek No:6, Fon Kodu: A.} MKT.MHM. [28] BOA, 29/Z /1338 (H), 13.09.1920, Dosya No:14, Gömlek No:66/C, Fon Kodu: DH. EUM. SSM.
[29] KDM Bülteni
[30] BCA, 4/3/1923, Fon Kodu: 272..0.0.12, Yer No: 40.40..7.
[31] BCA, 11/7/1927, Fon Kodu: 272..0.0.12, Yer No: 54.130..20.
[32] Göklü Feray, Armaş’tan Akmeşe’ye Uzanan Yol, M.Sabri Yalım’a Armağan, s.61, İzmit 2001
[33] Y.U.: Romanya Kobodin 1316 H. (1913) doğumlu, İslam Batur,1935’de Nazım vapuru ile 15 günde Köstence’den baba (Hayrettin), anne (Saniye) babaanne (Cemile) ve 3 kardeş (İslam, Yahya, Nilüfer) olarak Derince’ye geldiklerinde Kullar’a yerleştirilmelerinin planlandığını ancak gitmeyerek bir süre İzmit’te kaldıktan sonra Derince’ye Merkez Cami yakınına yerleştiklerini belirtiyor. Ayrıca, mal ve toprak sahibi zenginlerin Romanya’da kaldığını ekliyor. Derince Travers fabrikasında çalışmış, İzmit’te faytonculuk yapmış. O dönemler İzmit’te yaklaşık 250 fayton ve araba varmış. Çocukları, Rıdvan, İrfan, Talat, Nihat.
[
34] Sn.Kiraz, “Tatarlar” hakkında sağladığı ve yukarıda sizler için derlediğim sözel bilgiler için kaynak olarak Berber Turan Günaydın’ı, “Piriries İlkokulu” öğretmenlerinden baba dostu Emin Yıldızhan ve oğlu Fevzi Yıldızhan’ı, “Nogay Tatarları”ndan Şevket Çalık’ı ve “Tatar Emrullah Amca”nın oğlu Nurdoğan Dizbay’ı zikretmektedir.

© Copyright Hakkı F.Yavuz Ulugün’a Aittir. Tüm Hakları saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.

© Copyrighted to F.Yavuz Ulugun. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Edited By F.Yavuz Ulugun
yavuz@melody.com.tr on 22.02.2007.

Sunday, November 23, 2008

Göçmenler & Göç Öyküleri

Gecenin bir yarısı. 02:15-2:30 arası. Derin uykunun kucağındayız. Uykumun derinliklerinde küt diye bir ses! Uykumda ya da rüyamda beni yüksekçe bir yerden sert bir zemine bırakmışlar adeta! Ama rüya görmüyorum ki ben! Uykumdan uyanamıyorum! Nereden geldi bu ses demeye kalmıyor Hanife’nin acı dolu inlemelerini duyuyorum. Gözlerimi açmam olanaksız gibi!

Apartmanın kapısından çıktık. Adeta bahar havası. Güzel bir Bahar Sabahı! Tertemiz hava. Mis gibi. Karşımda Lassa Korusu. Gözlerim ağaçların değişmeyen yeşilliğinde. Kentsa Sitesi içi çımaların yeşilliği bir başka koyulaştı. Hava serin. Bedenini yalıyor serinlik. Rahatlatıcı. Keyif verici. Gözlerimi gökyüzüne çevirdim. Parça bulutlu. Bulut kümeleri pamuk gibi. Bembeyaz. Siluet biçiminde uçan Martılar, Balıkçıllar ve Kargalar. Kimi öbek biçiminde kimileri ise ara ara tek tek uçuyor. Kuzey-doğuya doğru... Oldukça yükseklerden…

Nereye uçuyor bu kuşlar her sabah! Rızklarının peşine! Nerede rızkları? İzaydaş’ın çevresinde [1]. Günümüzün “çağdaş çöp ve atık yakma fabrikası” alanına! İnanılmaz ama doğru. Eskilerde Martı ve Balıkçıllar rızklarını deniz üstünde ve kıyılarında bulurlardı. Kargalar ise tarlalarda, bahçelerde ve kırsal kesimde! Ne oldu da bu değişim yaşandı İzmit ve çevresinde! Bu soruların yanıtı birilerini yakından ilgilendiriyor olmalı!

Hanife sabahın 08.00’de evden çıkıp İzmit Toyota Kocaeli Kaya’ya [2] gitmiş. Oradan arıyordu beni. 2006 model Toyota’nın [3] 20 bin Km bakımını yaptıracaktı. Değişen parçaları ve bakımı yapılacak bölümlerin neler olduğunu öğren dedim. Polen Filtresi, Motor Yağı, Hava Filtresi değişecek ve aracın yürüyen aksamlarının tümünün denetimi yapılacak denmiş. Bir iki saat sonra cep telefonumdan arandım. Kocaeli Kaya’dan bir görevli. Aracınızın fren balatalarının değişmesi gerek. Sol taraf balatalar bitik. Çiftli olarak değişiyor. Onayınız gerek diyordu. Sorduk. Bedelini öğrendik. İşçilik olmayacak. Parça bedeli YTL 120,00 dendi. Onay verdik! [4]

Öğle yemeğinde ikinci bölüm de açılmıştı. Perşembe’den Perşembe’ye sekiz gün oldu Ramazan’ın. Oruç tutmayanların sayısında hızlı bir artış oldu. Görüntü inanılmaz! Yemeğin ardından Corolla Club’a gideceğiz dendi. Sinem [Eren] Ağar, Ayşe Ceylanbaş, Erdem Peren ve Kerem Dedeler. Bayanları bir arabasal gönderdik. Biz yürüdük. Ömer Seyhan ile Murat Şahinel ayrı gelmişler. İki gündür Türk Kahvesi içiyoruz...

Akşamüzeri. Alp Yldırımalp arkadaşları BGL kuryemiz Ayhan Üzgör yolda kaza yapmış. İşemirlerini Güney Kapısı’na bırakacağız diyor! Kaza ayrıntısı yok. Telefon ediyorum Ayhan Üzgör’e. Yanıt yok. Bir kaç kez daha... Meğer bendeki cep telefon numarası iptal edilmiş. Saat 18.00’den sonra çıkış kapısına yürümen Ayhan Üzgör’le karşılaştık. İzmit kuzeyindeki köprüyol-tünel geçişlerimden İstanbul tarafından gelişte ikincisinin içinde oluşan bir kazaya rastlamış. Yol ortasında kalan bir parçanın üstünden geçmiş. Renault Symbol marka aracın ön tamponu kopmuş...

Ankara’daki Türk-Macar Dostluk Derneği Yönetim Kurulu üyesi İsmail Saral Tosun’a yanıtımı gönderdim. Ekine düzenlemesi yapılmış ve içinde Osmanlı zamanlarının Macar Sürgünleri’nin yaşamlarından kesitler olan yazılar. Derneğe asil üyelik başvuru formu, vesikalık resmin ve üyelik ödentisinin sayısal kopyaların ekledim. Şayet asıllarını almanız gerekiyorsa onları da daha sonra adresine iletirim dedim [5].

Hanife, Nalan Aykan ve Ülkü Koç ile İzmit Outlet Sinemaları’ndan [6] birisine gideceklerini söylüyordu. Çay ocakta. Bu akşam sadece kahvaltı var diyordu. Aybüke Beren de gitmek için ağlayıp zırlıyordu. Sizin dersleriniz başladı dedik. Zor ikna ettik. Kerem Dedeler’in hediye ettiği DHL’nin Tatil Eğlencesi küçük tavla ile oyalandı [7].

Birlikte kahvaltı ediyoruz. Masada taze maydanoz ve sivri biber de var. Beyaz peynir, siyah zeytin, ekmeküstü Sana margarini, Chokella ve bal. Çay pekiyi demlenmemiş. İrfan Koç’u da davet ettik. O da geldiğinde beğenmeyecek çayımızı! Kahvaltı masasından henüz kalmamışçı.

Ülkü Koç geliyor ve Hanife ile kızkardeşi Nalan Aykan ayaklanıyor. Gidecekler! Biz salona geçiyoruz. Ben okumayı sürdürdüğüm “Türk-Macar Münasebetleri Işığı Altında II. Rakaoczi Ferenc & Macar Mülteciler Sempozyumu” [8] kitapçığına yoğunlaşmışım. Beni daha çok İmre Thököly bölümleri ile Sürgün Macarlar’ın bugünkü Türkiye sınırları içinde dolaştıkları yada geçici kaldıkları yer ve iller ilgilendiriyor. Önem verdiğim bölümlerin altını çiziyorum. İrfan Koç TV’ye odaklamış kendini... Bir de Osmanlı Belgeleri’nin sağladığı bilgiler...

Cep telefonum çalıyor. Ekrana bakıyorum. Kız kardeşim Huriye [Kiraz] Ofluoğlu. Hal hatır. Ablamız Heyecan Kiraz nasıl diye soruyorum. Onun için aradım diyor. Biliyorsun artık beş günde bire düştü Trombosit gereksinimi. Abdullah Bekir, Hereke’de oturan ağabeyini Ali’yi [Ofluoğlu] almaya gitti. Onlar doğrudan KOÜ Araştırma Hastanesi, Kan Merkezi’ne [9] gidecekler. Bizim de ablamız Heyecan Kiraz’ı Acil Bölüm’e götürmemiz gerek. Şayet bir uygunsuzluk yoksa götürür müsün diye soruyor. Elbette diyorum. Ne uygunsuzluğu ne programı! Ben sana bilgi vereceğim çıkmaya hazır olduğumuzda diyor. Konuşmalar geliyor kulağıma. Ablamız ayakta duramayacak denli dermansızlaşmış... Nasıl indireceğiz merdivenlerden diye soruyor Huriye. Geldiğimde çözeriz diyorum. Gerekirse sırtımda taşırım...

Kulağım cep telefonunun zilinde, gözlerim okuduğum kitapçıkta. Osmanlı Belgeleri’nde Sürgün Macarlar’a dair bilgiler. Macaristan’ın Özgürlük Mücadeleleri... Savaşlar. Katliamlar. Güç Dengeleri... Yengiler ve yenilgiler. Kazananlar ve kaybedenler. Kaybedenlerin sürülmeleri... Sürgünler... Sürgünde geçen zamanlar… Ölümler ve dağılmalar... Göç Öyküleri...

Aracı Gündoğdu Deprem Konutları, 9. Ada, III. Blok önüne geri geri yanaştırdım. Zile bastım. Apartman anakapısı açıldı. Koridora girdim. Ablamız Heyecan Kiraz’ın koltuk altlarına giren kızkardeşlerim Hanife Kiraz ve Huriye [Kiraz] Ofluoğlu salondan evin koridoruna çıkarttılar. Ablam çok bitkindi. Ayakkabılarını tuttum. Bel devraldım. Bedeni yanıyordu. Alev alev. Ateşi 39 dereceye dek çıkmış. Çok bitkindi. Tansiyonu da düşmüş.

Dikkatlice ilerledik apartmanın koridorunda. Basamakları indik. Düşeceğim diye ürküyor. Dış merdiven basamaklarını da indirdik ve arabanın arkasına geçip oturdu. Çok yavaş hareket ediyordu. Oturacak gücü kalmamıştı. Arabanın arka koltuğuna uzandı. Sığabildiği kadar. Bir yastık verdik. Yavaşça sürmeye başladım aracı. Kasis ve çukurlardan geçerken rahatsız olmasını istemiyorum.

KOÜ Araştırma Hastanesi Acil Servis önüne çektik aracı. Huriye hemen gidip bir sedye yatak getirecekti. Kısa süre içinde görevliyle döndü. Ablamızı arabadan indirdik ve dikkatle sedyeye uzandırdık. Görevli alıp götürdü acile. Kan testleri için kanı alınacaktı. Abdullah Bekir Ofluoğlu ağabeyi Ali Ofluoğlu ile Kan Bankası bölümündeydi. Yanlarına gittim. Saat 31:35 filandı.

TV izliyorlardı. Bu akşam Galatasaray’ın İsviçreli FCS [Football Club Sion] ile yabancı saha maçı vardı. Maçın ilk dakikalarında, 15 dakika içinde Galatasaray iki gol yemişti. Galatasaray iyi oynuyordu ama şansızdılar demek ki! Kan vermeye gelmiş birden fazla erkek vardı. Hepsi genç. İki tanesi Trombosit için diğerleri ise Kırmızı Kan için. Gece nöbeti olduğundan bir görevli vardı onlarla ilgilenecek. Bekliyorlardı.

Sigara içmek için dışarı çıktım. İki araç parkı da silme dolu. Kent aşağılarda yanıyor. Işıldıyor. Görünen İzmit Körfezi güney yamaçları. En doğu uçtan hangi ışıklı kime nereye denk düşüyor diye kafa yoruyorum. Seymen, Bahçecik, Yenikoy, Kavaklı ve Gölcük. Üçtepeler ve Arızlı tepelerinden İzmit’in sırtları görünmüyor. Daha gerilerde Umuttepe-Kabaoğlu-Üçtepeler vadisi’nin karanlık bölümü var.

Acilin önü. Arabalar geliyor ardı ardına. Yaşlışı genci. İskelet dönmüş bedeni yatırılmış aracın arkasına. Derdi ne ola ki! Yüzü çok genç olduğunu gösteriyor. Daha sonra çok yaşlı bir bayan. Başka bir sefer de ise yaşlı bir amca. Kucaklarda getirilen bebekler. Isı düşmüş. Hafiften rüzgar var… İçeri giriyorum. Kafam bin bir konuya gömülmüş. İşte sıradan yaşamlar. Akıp giden zamanlar.

Huriye koşturuyordu bölümler arasında. Ablamızın tansiyonu çok düşmüş. Yeme içme yapmadığı için gıdasız da kalmış. Bağırsakları, midesi ve olasılıkla karaciğerinden de mantar oluştuğundan sürekli kusuyormuş. Gıda takviyesi için serum bağlanmış. Hem Kırmızı Kan verilecek hem de Trombosit [Beyaz Kan]. Bir de ateş düşürücü ilaç. Hepsi birden olmaz denilmiş. Ateş düşürücü serum damarlarını yakıyormuş. Çok acı çekiyor ablamız. Bedenine dokununca fazla ateşi duyumsuyor insan. Bu aşırı ateşe nasıl dayanıyor zavallı sevgili ablamız!

Dualar ediyorum. Yakarıyor ve yalvarıyorum. Ne olur Allah’ım! Acılarını dindir. Ona şifa ver. Ümit ver diye. Gözlerim yaşlanıyor. İçin acıyor. İnsanın sevdiği birinin gözü önünde acı çekmesi, erimesi, kıvranması dayanılır şey değil! Nasıl bir illet bu diyorum. Kandaki T Hücresi Eksikliği. Kan gerekli T-Hücreleri’ni üretiyor. Olgun T-Hücreleri’nin belli sayıda ve olgun olmalar gerekiyor. Ama hastalıktan dolayı bu hücreler olgunlaşamıyor. Olgunlaşmamış T-Hücresi demek Blast demek. Blast sayısının artması bedenin her tür dayanım ve kuvvet dengesini aşağıya çekiyor… Ve sevgili ablamız, canımız, yüreğimiz acı çekiyor. Katlanılamayacak denli ağır acılar bunlar…

Kan verme işi bitince Abdullah Bekir Ofluoğlu ağabeysini bırakmak için Hereke’ye gidecek. Birlikte kafeteryaya geçiyoruz. İçerisi sinema salonu gibi. Herkes GS-FCS Maçı’nı izlemek için kafeteryaya gelmiş. Konuşmalar uğultuya dönüştü. Benim ne futbolla ne de futbol takımlarıyla ilgim var. Cep telefonumun radyosunu dinliyorum ben.

Yaşam kendi kuralları içinde alıyor. Kendine özgü devinimi var. Kıpır kıpır. Ablam dertlerin girdabında cilde. Yan yatakların tümü dolu. Kafeteryada ise insanlar maçın heyecanında. Ben ise acılı ve üzgün. Huriye ablamız Heyecan Kiraz’ın yanı başında bekliyor. Saatler ilerliyor. Maçın ikinci yarısında Galatasaray iki gol atma şansı yakaladı. Maç 3-2 oldu. Türkiye’de oynanacak maça şanslı çıkacak Galatasaray.

TRT FM radyosunda bir söyleşi yakaladım. Sunucu bir bayanla muhabbet ediyor. Bayanın sözleri, yanıtları aktardığı şeyler öylesine hoş ve güzel ki! Neden söz ettiklerine dikkat ediyorum. Söz ettikleri şey bir kitapta yazılmış öyküler. Göç Öyküleri. Yazarın ailesi Yunanistan Göçmeni’ymiş. Mübadil Muhacir yani. Eşinin ailesi de Girit Göçmeni. Biz Türkler acılarımızı içimize gömmesini severiz diyor. Ama birilerinin de bu Göç Öyküleri’ni, Osmanlı İmparatorluğu küçülürken, kaybedilen topraklardan elde kalan topraklara göçen insanlarımızın yaşadıklarına kulak vermesi gerek.

Aralarda şarkılar çalınıyor. Pinhani’den Hadi Gel’i… Özdemir Erdoğan’dan İkinci Bahar… Kiminle konuşuyor diye merak ediyorum. Arada söylüyor sunucu; Met Vakti Gelen Kuşlar kitabının yazar Sacide Çobanoğlu. Kitapta sekiz göç öyküsü varmış. Yazmak lazım diyor. Yazılmamışlar halkın bilincinde yaşıyor. İç dünyasında geziniyor bunlar. Yazdıklarımı ben yaşamadım ama onlar benden çıktı. Bir sürü Göç Öyküsü diledim. Çocukluğum Göç Öyküleri’ni dinlemekle geçti. Yazıp okuyunca bunları birebir yaşamış gibi hissettim diyor…

Sunucu başka sorular soruyor. Yanıtlıyor yazar. İçtenlikli. Dürüst. Duyumsadığı biçimde. Adeta bunlar benim sözlerim. Benzer konulara bende birçok yazımda değinmiştim. Benimkiler öykü biçiminde değil. Daha çok Günceler ve kısa Deneme Yazılar biçiminde…

Kırım’a dair bir öyküsü varmış. Kırım kenti Sivastopol’da geçen bir öyküde bir tanımlama yapmış. Bu kente gittiğimde fark ettim ki tanımlamamda geçen şeyler aynısı ile var. Ama oraya ben ilk kez gitmiştim diyor. Bu açıklanamaz bir şey ama öyle oldu. Daha çok hissetme bu! Evet, çok haklıydı. Anılarımın ve başkalarının anılarının peşinde iz sürerken ben de kaç kez benzer şeyleri yaşadım. Yaşamaya da devam edeceğim…

Kitabım Met Vakti Gelen Kuşlar’da yer alan öykülerden birisi dedemin öyküsü diyor. Onlar Yunanistan Mübadele Muhaciri’ydiler. Yani Yunanistan-Türkiye Yerdeğişim Göç Anlaşması ile Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden Türkiye’nin çeşitli bölgelerine gelen göçmenlerden… Tarih zaman ve isimle anlatılamıyor. Onun içinde yaşanılanlar var. Diri, canlı, etkisini bu günlere getiren. Bu tür Göç Öyküleri ile tarihi olaylar daha iyi anlatılabilir.

Osmanlı daralmaya başlamasıyla göçler başladı diyor. Biliyorsunuz Met daralma Cezir ise yayılma demektir. Osmanlı’nın daralmaya başlaması ile yaşanan yüzlerce göç anlatılmalı. Birileri bunları yazmalı. Evet, çok doğru. Biz Türkler yaşadığımız hiçbir olayı kayda geçmemişiz. Rumlar, Ermeniler ve Osmanlı topraklarında yaşamış her tür Batı kökenliler yazmışlar her tür gündelik olaylarını. Dertlerini, tasalarını, sevinçlerini…

Batılı gezginlerin, misyonerlerin ve diğer kişilerin günceleri, anıları vardır da Osmanlı zamanlarında hatta Cumhuriyet’ten günümüze dek yaşananların kayda geçirildiği ve anlatıldığı kitap ve ser sayısı oldukça azdır. Bilemeyiz Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 sene süren sıradan günlerinde Türklerin gündelik yaşamlarında neler olduğunu… Bilip öğrendiklerimiz, görüntülerine baktıklarımız hep Batılı insanların yazıp çizdikleridir…

Söz ettiği Göç Öyküleri kitabından başka iki kitabı daha çıkmış yazarın. Birisi çocuk öyküleriymiş. Yabancı kökenli çocuk öykülerinin bolluğuna denge olur mu bilmiyorum ama ben bize ait binlerce öykülerden bazılarını derlemeye çalıştım diyor.

Dün akşam evde bilgisayarın başındaydım. TRT kanallarını tarıyorum ilkin. TRT Int’de duraladım. Bir bayan sunucu ve iki erkek konuğu var; Faruk Budak ve Cüneyt Güven [10]. Konukların adları sık sık tekrarlanmıyor. Altyazı olarak da geçmiyor. Muhabbet dikkatimi çekiyor. Uzak Doğu, Avustralya, Yeni Zelanda, Afrika ülkeleri, Orta ve Güney Amerika ülkeleri. İki konuk da gezmekten hoşlanan kişiler. Yurtdışına açılmışlar. İlkin Türkiye’yi dolaşmışlar adım adım.

Yurtdışında nelere dikkat edilmesi gerektiği konuları. Yeme-içme, suların temizliği, güvenlik. Kıymetli evrak ve paranın nasıl korunacağı konular. Bir de Burma’daki anılarından söz ederken Burma Türk Şehitliği’nden söz ediyor. Bakımsız durumdaymış. İçinde tarım yapılıyormuş. Konuyu Dışişleri Bakanlığı’na bildirmiş. Bakanlık Burma Devleti ile temasa geçmiş. Onarım için olumsuz yaklaşmışlar.

Aslında söz ettiği Türk Şehitliği, I. Dünya Savaşı evrelerinde Osmanlı İmparatorluğu askerlerinden İngilizler tarafından esir alınan Türk Savaş Esirleri’nin Burma’da gömüldüğü yer olmalı. Osmanlı Türk Savaş Esirleri konusu Cumhuriyet Türk iyesi’nde hiç üzerinde durulmayan ve adeta bu konunun bilerek unutulmasının istendiği bir konudur.

Türk Savaş Esirler, çeşitli Esir Kampları’nda tutulmuşlardır. Bazıları ülkelerine geri dönmüş olsa da çoğu yaşamlarını ilgilenen olmadığı için esir kamplarında yitirmiştir. Şimdiye değin I. Dünya Savaşı sıralarında esir düşen Türk Savaş Esirleri, Türk Esir Kampları gibi konuları ayrıntılı olarak ele alan olmamıştır. Türkiye’de Gazi Dernekleri hala vardır da neden ülkemizde Savaş Esirleri ile ilgili bir dernekleşme olmamıştır acaba!


Açıklamalar & Dipnotlar
[1]. İzeydaş: “İzmit'te bulunan İzeydaş isimli katı atık yakma tesisi, dioksin dahil birçok zehri çevresine saçıyor…” [Vatan Gazetesi, Nihat Serdar, 14.04.05].
[2]. Toyota Plaza, Kocaeli Kaya Satış & Pazarlama A.Ş. E–5 Karayolu Üzeri, Yeni Bursa Yolu Sapağı-İzmit. Tel: 262-335 38 71, Fax: 262-335 38 74,
www.kocaelikaya.com.tr Email: info@kocaelikaya.com.tr
[3]. Toyota Corolla, 1,6 cc, 2006 model.
[4]. Toyotasa Yetkili Satıcı Kocaeli Kaya: İrsaliyeli Fatura No: 187564, 20.08.07, 20 bin km bakım YTL 47.00, ön fren balata sökme-takma YTL 10.00, Atık malzeme Bertaraf Ücreti YTL 1.00, Mobil Super S 10W–40 yağ YTL 70.35, Polen Filtresi YTL 37.12, Yağ Filtresi YTL 10.70, karter tapa Contası YTL 1.25, Fren balatası YTL 92.82, Cam Yıkama Suyu 250 Ml YTL 1.78. KDV’siz Toplam YTL 214,02 ve KDV YTL 48.92: Toplam YTL 320,99. [İşçilik ücretlerinde Toyota Çalışanı indirimi uygulanmıştır].
[5]. From: "Erkan Kiraz"
Erkan.KIRAZ@toyotatr.com, To: İsmail Tosun Saral saraltosun@hotmail.com, Date: 20.09.2007 17:56, Subj: Re: Turk Macar Dostluk Dernegi, Sayin Ismail Tosun Saral, Nazik iletiniz ve uyelik davetiniz icin candan tesekkurler. Tekidag Turk-Macar Dostluk Dernegi, Budapeste Macar-Turk Dostluk Dernegi oldugunu ve kentim Izmit’te ise benzer isimle yeni bir dernek kuruldugunu biliyordum. Ama Ankara’daki dernekten iletiniz sayesinde bilgilenmis oldum... Iletiniz icinde gecen uyelik basvuru formunu doldurdum. Sayisal goruntumu ekledim. Odentiyi yaptim. Bir adet Basvuru Formu, Bir adet sayisal Vesikalik Resim ve bir adet Uyelik Odenti Dekontu’nun Jpeg ve Pdf kopyalarini bu ileti sonunda bulacaksınız. Sayet illa da Uyelik Basvuru Formu ile 2 Adet Vesikalik Resim zorunlu derseniz, onlari daha sonra size posta yolu ile iletirim... Sizinle ve iletiniz icinde siraladiginiz diger degerli uyelerinizle yuz yuze gorusmek ve tanismak bana onur verir. Umarim bir hafta sonu Ankara ziyaretimde sizleri bir arada gorme sansi yakalarim. Sayet uyelerinizden herhangi birisinin yolu Izmit’e duserse yada Izmit’ten Istanbul’a gecerse, bana ait her tur erisim bilgileri bu ileti sonunda yer aliyor. Sizleri kentim Izmit’te agirlamaktan seref ve memnunluk duyarim... Ileti ekinde ayrica bir kac yazimla birlikte Istanbul dostum Sefika Kamcez’in bir derlemesi olacak. Bu yazilari isterseniz soz ettiginiz sitede yayinlayabilirsiniz... Ilgili sitelere bakip yazilarinizi okuyacagim. Derin Saygilarimla, Erkan Kiraz,
[6]. Umut Sanat İzmit Outlet Sinemaları. KDV dahil YTL 5.00, No: 89680-1-2, Aşk tarifi.
[7]. DHL Global Forwarding. İyi tatiller, İyi Eğlenceler Dileriz… Deutsche Post-World net,
www.dhl.com.tr DHL Global Forwarding.
[8]. Türk-Macar Münasebetleri Işığı Altında II. Rakaoczi Ferenc & Macar Mülteciler Sempozyumu. Macaristan Cumhuriyeti Büyükelçiliği, Tekirdağ Belediyesi’nin katkılarıyla. [31 Mayıs- 3 Haziran 1976-İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi]. II. Baskı Haziran 2003. ISBN 975-92300-0-3. İletişim Adresi: Sancak Mah. 1. Cad. No: 3, Çankaya-Ankara- Email:
huembtur@isnet.net.tr.
[9]. Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi, Umuttepe-İzmit.
[10]. Faruk Budak;
www.farukbudak.com ve Cüneyt Güven; www.cuneyt360.com.
[11]. Yazıda ad ve adresleri geçen mekanlar ve ticari işletmeler bilgi sağlama amacıyla zikredilmiştir. Her hangi bir ticari bağlantı söz konusu değildir. Sözü edilen mekan ve işletmelerin sponsorluk yada parsal desteği söz konusu değildir. Zaman içinde erişim bilgilerinde oluşacak değişiklikler bireysel olarak yazarı bağlamaz.
[12]. Yazıda söz edilen mekanlara ait bilgi ve yorumlar sadece bilgi sağlamayı amaçlamaktadır. Her hangi bir yergi ya da yüceltme söz konusu değildir. Amaç yaşanılan anları ve yaşananları bireysel gözlem ve yorumla olduğu gibi aktarmaktır.
[13]. Sözü edilen bedeller ilgili tarihlerde geçerli olup ne bireysel olarak yazarı ne de ilgili yerlerin sahip ve işletmecilerini bağlar.
[14]. YTL / € Paritesi 1.7487.
[:)]. Hata ve yanlışlıklar müstesnadır. Olası birey, yer ve mekan adları ile örtüşme durumları, herhangi bir birey ya da tüzel kişiye yazıda değişiklik yapılması isteme hakkı doğurmaz.


Erkan Kiraz, 20.09.2007 Perşembe, Saat: 23.00, Kentsa Sitesi, Alikahya-İzmit, GSM: 90–532–613 31 02, Emails: erkankiraz@yahoo.com & erkankiraz-41@hotmail.com.

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.
© Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Written & Edited By Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com on 20.09.07.