Showing posts with label By Sefika Kamcez. Show all posts
Showing posts with label By Sefika Kamcez. Show all posts

Saturday, December 13, 2008

Yüce Bey’in Kocaeli Tarih ve Rehberi – History of Kocaeli and Guidebook By Rifat Yuce

Sonsuz bir merak duygusuyla yazılmış bir kent tarihi
*********************************************
Yüce Bey’in Kocaeli Tarih ve Rehberi – History of Kocaeli & Guidebook By Rifat Yuce (*)
*********************************************


Belleksiz toplumlar bugünü yorumlayabilir mi? Sanmam. Bugünü yorumlamak için bir referans noktası tarih. Geçmişin peşinde koşarken yaşadığı yerleri daha çok sevmeyi öğreniyor insan. Yaşadığı yerleri sevdikçe tarihini daha çok merak ediyor. Belki bir çıpa arayışı bu. Bugünün referansını yitirmiş toplumlarına çıpa gerektiği ise kesin.

Varlığından haberdar olduğum Kocaeli Tarih ve Rehberi’ni öncelikle sahaflarda ve İzmit kent kitaplıklarında aradım. Sonunda babamdan kalan kitapları düzenlerken içlerinde, yani burnumun dibinde, bin dokuz yüz kırklardan kalma baskısını buldum. Okudukça da, yeni baskısının yapılması gerektiğini düşündüm.

Kocaeli Tarih ve Rehberi adından da anlaşılacağı gibi Kocaeli’nin ve o zamanlar aynı il sınırları içinde olan Sakarya ve Geyve’nin ilkçağdan başlayarak tarihini ele alır. Bunun ardından yazarın bizzat tanık olduğu Kurtuluş Savaşı dönemini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını ayrıntılarıyla inceler. İlk baskısı 1945’te yapılan bu kitap Kocaeli ve çevresinin en eski ve kapsamlı tarih derlemelerinden biridir. Uzun araştırmalara ve birinci elden anılara dayanan kitabın genişletilmiş ikinci baskısı ancak altmış üç yıl aradan sonra, araştırmacı Atilla Oral’ın yoğun gayretleriyle yapılabildi.

Kocaeli Tarih ve Rehberi adlı hacimli kitabın yazarı Rıfat Yüce, nam-ı diğer Yüce Bey, İzmit’in Kurtuluş Savaşı dönemindeki ileri gelenlerinden, çevresini de aydınlatmayı görev bilen aydınlarındandır. Türk Yolu Gazetesi’nin sahibi ve köşe yazarı, İstanbul’un işgal yıllarında İngilizler tarafından Malta’ya sürgüne gönderilenlerden, halkın içinden çıkmış, zekâsı ve çalışkanlığıyla sivrilmiş biridir. Köy çocuklarının eğitilmesine, yatılı okullara (Köy Enstitüleri’ne) yerleştirilmesine ön ayak olmakla yetinmeyip, doğup büyüdüğü yöreye daha cumhuriyetin ilk yıllarında (1929’da) bir ilkokul kazandırmıştır. (Rıfat Yüce’nin adını taşıyan bu ilkokul sanırım köy ilkokullarının en eskilerinden biridir.).


Rıfat Yüce, Türk Yolu Gazetesi’nde yazdıklarının geniş bir özeti sayılabilecek kitabının on sekiz yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu söyler önsözünde. Kocaeli Tarihi’ni ele aldıktan sonra “Osmanlıların son zamanlarında Kocaeli’de olup bitenlerden bilhassa içinde bulunduklarımı ve yakinen bildiklerimi ve Cumhuriyet devrine geçerken, Milli Mücadele’de halkın kurtuluşu yolunda nasıl çalıştıklarını izah” ettiğini belirtir.

Birinci bölümde İzmit ve çevresinin Bitinya Krallığı’ndan başlayarak, sırasıyla Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki tarihine değinir. Bunu oldukça geniş bir bölüm halinde Milli Mücadele yılları izler. İzmit’in tarihinden sonra coğrafyası, tarım ve ekonomisi ele alınır. Rıfat Yüce bir gazeteci olarak yakından bildiği yöreyi yazmakla kalmaz, buna sonsuz bir merak duygusuyla ve amatör bir tarihçi ruhuyla araştırmalar yaparak öğrendiklerini de katar.

İkinci baskıyı hazırlayan Atilla Oral bu çalışmanın ön hazırlığını Kocaeli Gazetesi, Pazar Eki’ndeki yazılarıyla yaptı. Birinci baskıyı Rıfat Yüce’nin çıkardığı Türk Yolu Gazetesi arşivinden derlediği yazılarla genişletip bütünleştirerek ikinci baskıyı hazırladı. Nitekim Atilla Oral’ın ikinci baskıya eklediği bölüm Türk Yolu Arşivi'nde Kocaeli Tarihi adını taşır. Yine Rıfat Yüce’nin kaleminden çıkmış bu yazılar, bugün giderek zihinlerde silikleşmeye başlayan yakın tarihimize birinci elden tanıklıklardır. Bu yüzden Atilla Oral’ın Kocaeli Gazetesi, Pazar Eki’ndeki yazılarını elimden geldiğince yakından takip etmiştim. Onları okurken içimde bu kitabın yeniden basılabileceği umudu doğmuştu. Ayrıca uzun yıllar yayımlanan Türk Yolu gibi bir gazetenin arşivinin nerede ve kimler tarafından korunabildiğini de merak etmiştim. Öğrendim ki Milli Kütüphane’dekinden başka bir arşiv bulunamamış. Yazık.

Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam adlı kitabında Rıfat Yüce’ye ve sözü geçen kitabına değinir ve Yüce’nin bir sözünü alıntılar: “Milli Mücadele döneminde Geyve Boğazı’nın geçilmezliğini, Rıfat Yüce güzel bir cümleyle ifade etmiştir: “Geyve Boğazı’ndan zorla geçen bir şey varsa, o da Sakarya Nehri’nin bulanık sularıdır” (Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, c. I, III. baskı, İstanbul 1973, s. 155. Kocaeli Tarih. s. 97.) Bu söz Milli Mücadele kahramanlarından biri olan Rıfat Yüce ve arkadaşlarının Kurtuluş Savaşı’na bakışını en iyi yansıtan sözlerden biri kanımca. Geyve Boğazı, Ankara’ya giden yolun kilitli kapısıdır. Düşman o zaman o kapıdan geçememiştir. Bunun nasıl ve hangi bilinçle olabildiğini bu kitaptan okumak mümkün.

Bu geniş kapsamlı belgesel çalışmanın, Kocaeli ve Sakarya tarihi, coğrafyası, ekonomisi ve folkloru araştırmaları açısından bulunmaz bir pınar olduğuna inanıyorum.

(*) Kocaeli Tarih ve Rehberi, Rıfat Yüce; Hazırlayan: Atilla Oral, Demkar Yayınevi, 593 sayfa.

© Copyright Hakkı Şefika Görgülü Kamcez’e Aittir. Tüm Hakları saklıdır.Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.

© Copyrighted to Sefika Gorgulu Kamcez. All Rights Reserved.

This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.

Edited By Sefika Gorgulu Kamcez komcez@gmail.com on 01.12.2008, Istanbul-Turkey.

Tuesday, December 09, 2008

İzmit’te bir Macar Kraliçesi & One Hungarian Queen In Izmit [Nicomedia], Turkey

İzmit’te bir Macar Kraliçesi
Aşk, Savaş, Macera: Tekmili Birden

300 yıl öncesi için bile çok değişik, ibretlik, zorlu bir hayat onunki. Nereden nereye dedirten türden... İçinde savaş da vardır aşk da, macera da. Okuyunca kendimi fantezi romanlarından birinde sandım. Osmanlılara sığınan ve İzmit’te ölen Orta Macar Kralı İmre Tököli’nin karısıdır o. Bu iki insan inanılmaz bir hayat yaşamış iki soylu isyancı, iki özgürlük savaşçısıdır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu monarşisinin Macar ulusal girişimlerini bastırmaya çalıştığı bir dönemde yaşadılar. Macar topraklarını geri almak için defalarca isyan ettiler; ancak sonuç hüsran oldu ve esir düşmekten kurtulamadılar. Avrupa’nın görkemli şatolarında doğup, çocuklarını savaş alanlarında büyüttüler; sonunda mütevazı bir kır evinde sürgünde öldüler. Aslında sadece ikisi değil tüm aileleri Macar ulusal davasının savunucularıydı.

İlona’nın ilk kocası prens I. Rakoçi Avusturya monarşisine karşı çıkan bir Macar soylusuydu. Oğlu II. Rakoçi ise şu Tekirdağ’da müzesi olan Macar ulusal kahramanı.

Foto: İmre Tököli

İlona ve İmre Tököli’ye gelince. Bu iki insanın kaderi Viyana monarklarına karşı çıkmalarıyla kesişti. Birbirlerine ilk görüşte aşık oldular. Bu aşk dillere destan oldu. Özellikle de İlona’nın 13 yaş büyük olması nedeniyle...

İlona Macar tarihinde iz bırakmış kadınlardan biridir. İmre Tököli'nin esaret döneminde kadın olduğunu düşünmeden askerlerinin başına geçti ve şatosunu düşmana karşı üç yıl savundu. Daha da dayanacakken içerden kapıların açılması sonucunda o da kocası gibi esir düştü. İmparator bu isyancı aileden korkuyor, anneyi esir tuttuğu gibi oğlunu da gözaltında bulunduruyordu.
Bu arada düşmanla savaşma sırası yeniden esaretten kurtulan İmre Tököli’ye gelmişti. İmre Tököli babasının da yürüttüğü Macar davasını devralmış bir savaşçıydı. İmparatordan topraklarını ve şatosunu (Orava Şatosu ki görkemiyle Dracula ve Nesferatu gibi korku filmlerine güzel bir dekor oluşturmuştu) geri almak üzere Macar isyan ordusunun başına geçtiğinde henüz 22 yaşındaydı. 15 bin adamıyla Karpat dağlarının geçilmez sanılan bir noktasından geçip de General Heisler’in ordusunu arkadan kuşatınca, büyük bir zafer kazandı ve Heisler’i esir aldı. Tököli General Heisler’e karşılık karısı İlona’yı İmparator’un elinden kurtarmayı düşündü. Nitekim Tököli ile imparator arasındaki anlaşma uyarınca General Heisler’e karşılık İlona serbest bırakıldı. Böylece iki aşık nihayet bir araya gelebildiler. Kavuşma sahnesini Macar tarih yazıcıları özetle şöyle anlatıyor:
***
Noel tatili İlona için evlilik ve yolculuk hazırlıklarının sevinciyle birleşti. İlona Viyana’yı karlar içinde bıraktı ama aşağı Tuna’da kocasının yanına vardığında burayı ilkbahar çiçekleriyle donanmış buldu. Rüzgarla dalgalanan Tököli bayraklarının altında süvariler ona selam durmaktadır. Atlı arabadan inen İlona kocasını bir an tanıyamadı. Sakallarına ak düşmüş adamla ayrılırken bıraktığı toy delikanlı aynı kişi miydi? Ayrılık yıllarında kocası sanki iki misli yaşlanmış gibidir. Atından indiğinde kocasının ayağının aksadığı İlona’nın gözünden kaçmadı. Bundan sonra zor bir hayat onları beklemekteydi.

***
Karlofça Antlaşması sonucu bütün ülke İmparator Leopold’e kalınca Tököli çifti Osmanlılara sığındı. Osmanlı padişahı onlara çok güzel bir ev tahsis etti. Ancak onlar İzmit’teki daha mütevazı bir kır evini seçtiler. Yemyeşil çayırlar ortasındaki küçük bahçelerinde çeşit çeşit çiçekler ve meyve ağaçları arasında yaşadılar. Bir gün mutlaka anayurtlarına dönmenin hayali içindeydiler. Zaman zaman Macaristan’dan ziyaretçileri gelip ve onlara memleket haberleri getiriyordu. Bu haberlerden özellikle biri İlona’nın büyük bir umuda kapılmasına neden oldu. Memlekette bıraktığı sevgili oğlu II. Rakoçi’nin (ki o da annesi gibi sonradan Osmanlılara sığınıp 22 yıl yaşadığı Tekirdağ’da ölecektir) ulusal kahraman olduğu haberi. Ancak İlona 1703 yılında 60 yaşında İzmit’te öldüğünde Macar toprağında kendi oğlunun ümitlerini yeşerteceğini biliyordu. Mezar taşına şunlar yazıldı: “Burada ülkesinin ve kadınlığın gururu yatıyor; kahramanca çektiği acılarını dinlendiriyor.” Karısından ancak iki yıl sonra henüz 44 yaşındayken ölen İmre Tököli’nin mezartaşında ise, “Hayatımız iyiyi güzeli umud ederek fakat kötü bir yazgıyla geçti,” yazılıydı.
Vatan hasretiyle yanan bu iki Macar konuğun mezarı uzun süre İzmit’te kaldıktan sonra Prens Rakoçi’ninkiyle birlikte 1906’da Macaristan’a nakledildi.

Kaynak : Wikipedia ve Macar tarihi dokümanları

© Copyright Hakkı Şefika Görgülü Kamcez’a Aittir. Tüm Hakları saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir ya da dağıtılabilir.

© Copyrighted to Sefika Gorgulu Kamcez. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Edited By Sefika Kamcez
komcez@gmail.com
on 29.09.2006.